16 Haziran 2015 Salı

BACK TO SCHOOL

Dört yıl aradan sonra yüksek lisans ile okul hayatıma geri dönmenin mutluluğunu yaşıyorum:)) Yüksek yüksek diye diye başımın etini yediler. Aradan çıkartayım dedim.



Tebdili mekanda ferahlık vardır düşüncesi ile lisans eğitimimi aldığım okulu değil başka bir okulu tercih ettim yüksek lisans için. Tercih ettiğim okul, eski okuluma göre daha muhafazakar . Genel ortamı da şu şekilde özetleyebilirim; eski okulum vatandaşlarla yeni okulum halka dolu :) Az çok bilgi sahibi olduğum yeni okuluma hemen ısınmış ve ortamı benimsemiştim. Merdivenlerinden çıkarken, sınıfta otururken, kantine inerken garip bir güven hissi vardı içimde. Sınıf arkadaşlarım bu okuldan mezun ve hiç biri memnun değil. Benim neden kendi okulumda değilde burda yüksek lisans yaptığıma hala bir anlam veremiyorlar:) Literatürde özel ama kafa yapısı olarak devlet gibi olan okul, mevcut sistemi ile arkadaşları delirtmiş. Bana da ''Attan inip eşşeğe bindin, çekeceksin o zaman'', diyorlar:) Razıyım, çekerim :) Her seferinde memnuniyetsizliklerini dile getiren arkadaşlar,  ''Öyle söylemeyin ya iyi okul bence'' demelerimi garipsiyolardı. Haklılar, çünkü mezun olduğum okulda yaşadıklarımı bilmiyorlar.

Hatırı sayılır bi okulda lisans eğitimimi tamamladım. Verdiği eğitim, öğrencilerine sunduğu imkanlar, hocaları... daha birçok konuda gerçekten çok kaliteli bir okuldu. Fakat bir türlü kendimi rahat hissedemiyordum okulda. Hazırlık dönemi lise gibiydi ne olduysa bölüme geçince oldu. Başörtülü birinin pek okuyacağı bi bölümü tercih etmemiştim sanırım:) Başörtüsü yasağından dolayı okula şapka ile giriyorduk ve bu bizde inanılmaz bir özgüven eksikliği yaratıyordu. Kimliğinizle değil başka biri olarak okula giriyorsunuz. Üstelik o saçma şapka ile koskoca anfide sunum yapıyorsunuz! Birileri Temmuz'un ortasında moda olsun diye şapka taktığınızı düşünüyor. Şapkayla birlikte ve okuduğum bölümün aykırılığı nedeniyle bir türlü aidiyet hissedemiyordum. Rahat değildim. Zaman geçtikçe bu duygu azalmadı. Hep sınıfın dışında ya da okulun dışında bir yerlerdeydim. Şimdiki başörtülü nesilden biraz daha farklıydık biz. Onlar muhtemelen bu hissi yaşamıyor olabilirler. İlk defa başörtümle okula girdiğim o günü hiç unutamıyorum. O zaman özgüven konusunda biraz ilerleme kaydetmiştim sanırım. 

Her türlü serbestliğin olduğu bu okulda dindar biri olarak okumak hakikaten çok zordu. Türkiye'de değilde yurt dışında bi okulmuş hissi yaratıyordu insanda. Son derece elit, bir o kadar burjuva:))Özellikle kendi bölümüm için söylüyorum, benim gibi düşünen bir tane bile hocam yoktu. Beni anlayabilecek, ya da gidip konuşabileceğim bi hocam da. Okulun imkanlarında da yararlanamıyorduk. Bir sürü kulüp vardı mesela ama bize çok uzaktı. Çünkü içinde bulunduğumuz yerin çokta uzağına gidemiyorduk. Şartlar dindar bir kız için pek uygun değildi yani.

Gelelim asıl konuya, yüksek lisans yaptığım okula karşı acayip bi aidiyetlik hissi gelişti bende:) Okulun içinde mescit olması şok etmişti beni. Resmen namazlarımızı rahatça kılabiliyorduk. Sonra dersin birinde, erkek arkadaşlardan biri ezan okununca çıkıp abdestini alıp geri gelmişt. İkinci bir şok daha yaşamıştım:) Üstelik yüksek lisansımı da o aykırı bölümde yapıyordum bu okulda. Beni anlayan, benim dilimden konuşan hocalarım ve arkadaşlarım vardı. 

Ben yüksek lisans yaptığım okulda Ben idim. Oysa lisansımı yaptığım okulda sadece Öteki. İşte tamda bu durumdan dolayı, yeni okuluma daha çok ait hissetmiştim kendimi. Daha özgüvenli, daha mutluydum. Oysa mezun olduğum okulda arkadaşlarımla mutlu olsam bile, okul çok kaliteli olsa bile yetmemişti bana/bize. 

Şimdi bu okulda, bütün teknik aksaklıklara ve devlet dairesi zihniyetine rağmen evet ben mutluyum. Belki eski okulumdaki imkanlar yok, kampüs ortamı yok, yok babam yok:) Ama dindar kimliğimle, başörtümle kendim olarak okuyabildiğim yeni okulum yepyeni duygular yaşattı bana. 


2 yorum:

Profösör dedi ki...

Çok güzel duygular bunlar. Özgürlük duygusu; tam da insanın kendisiyle buluşması.

LeVaMi dedi ki...

profum çok mutlu ettiniz beni yorumunuz ile:) ne güzel ifade etmişsiniz; insanın kendiyle buluşması diyerek. Gerçekten kendiyle buluşunca özgürleşiyormuş insan,muhteşem bir his.