15 Şubat 2015 Pazar

İLETİŞİMİN DİNDAR ÇOCUKLARI

İletişimin dindar çocukları olarak kaç kişiyiz acaba? Dindar kadınları desem daha doğru olur aslında. Çünkü iletişim fakültesine gidip, dindar bir erkek olduğu için iş bulamayan çok fazla erkek yoktur herhalde. Belki de hiç yoktur. Çünkü onların başörtüleri yok. Üstelik bu duruma çok çabuk adapte olabiliyorlar. Birazcık onlar gibi davranmaları, onların gittikleri yerlere gitmeleri  yeter. Ama biz öyle değiliz. İçkili bir yere gidip iş toplantısı yapamayız, başımızı açamayız. Sonuçta inandıklarımızdan ödün verecek değiliz onlar gibi! 

Peki ne yapalım üniversitelerin iletişim fakültelerine gitmeyelim mi? Gidin ama hobi olarak gidin diyorlar bize! Çünkü iş bulma imkanınız pek yok eğer 'dayınız' yoksa. Malum sektörde bulunan insan profili belli. Sizin o sektörde var olmanız o kadar imkansızki. Bunun için başörtülü olmanıza da gerek yok. Eğer dindar bir ailede yetişmiş başı açık bir kadınsanız da bir takım zorluklara maruz kalabilirsiniz. Bu sektörde bulunun başı açık ama muhafazakar arkadaşım yeterince açık olmayan kıyafetleri dolayısıyla iş arkadaşlarının dikkatini çekmiş ve şu soruya maruz kalmıştı; ' Sen neden şort, askılı falan giymiyosunki' ! Muhtemelen yaz aylarında sormuşlardır bu soruyu. Kız o sıcakta pantolon üzeri uzun şeyler giydiği için olsa gerek.


Her gün deli gibi özel okul açılıyor. Açan kurumlar da belli. Bunların bazıları bir takım fakülteler üzerine odaklı; sağlık, hukuk vs gibi. Neden iyi bir iletişim fakültesi kurup, kaliteli hocaları bünyesine alıp sektöre dindar iletişimciler yetiştirmek aklınıza gelmiyor. Kaç tane dindar iyi iletişimci var bu ülkede. Var olanlar da sektörün irençliği yüzünden bazı üniversitelerde hoca olmuş el mahkum. Şu anda ki iletişim öğrencilerinin kendilerine çizdiği yol da bu. 


Üç beş tane dindar sinemacı var onlar da cinli perili saçma sapan filmler çekiyor anca. Müslümanlar olarak her alanda bulunmamız gerekmez mi? Tek gerçek hukuk, psikoloji, tıp gibi afilli bölümler mi! Önemli yerlere gelebilmek için bu bölümlere ağırlık verilmiş olabilir. Fakat artık o mecralarda yeterince kişi var. Artık bulunmadığımız ve bulunmaktan korktuğumuz yerlere geçiş yapsak diyorum.Yıllarca sanattan elini eteğini çekmiş olan muhafazakarların acilen bu tarafa dönüş yapması lazım. 



Gerçi şöyle de bir gerçek var; bizler iletişim sektöründe alan sahibi olsak bile dindar iletişimci kadınlar olarak bu seferde muhafazakar erkekler tarafından saf dışı bırakılacağız. İş yerlerinde futbol takımı gibi çalışmaya devam eden zihniyet hiç bir zaman bitmeyecek. Neyse umudum bizden sonraki

 nesillerin bu konularda sıkıntı çekmemeleri. Başarılı başı örtülü sinemacı, tasarımcı, reklamcı, müzisyenleri bolca görebileceğimiz günler de gelir belki...

Hiç yorum yok: