20 Nisan 2014 Pazar

TOM A LA FERME !


Film festivalinden son izlenimlerimi Tom Çiftlikte'den bildiriyorum...



Festivalde filmlerin fragmanlarını izlerim gitmeden önce genellikle yada konusunu okurum ama bazı filmleri es geçebiliyorum.Tom Çiftlikte'nin de fragmanını izlemiş fakat konusunu okuma gereği hissetmemiştim. Fragman çok güzeldi birde festivalin yıldızlı filmlerinden biri olunca dedim tamam budur:)

Film günü bilet almak için sinemaya vardığımda biletler bitmişti. Kaderimdir benim stres yaşamadan sevinç yaşayamam. Öyle durup dururken pat diye sevinçlerim çok yoktur benim.

 Salonun durumuna göre ek bilet satışları olacağı için adımı yazdırdım ve beklemeye başladım. Arada kitabımdan kafamı kaldırdığımda bekleyen erkeklerin çoğunluğunun dar pantolonlu, ince sesli ve garip yürüyüşlü olduğunu farkettim. İç sesim dediki; "Allah Allah genelde festivale gelenler ilginç tipler olur fakat burda daha değişik bir durum var sanki. Niye bunlar hep gay gibi yahu!"

Saat 13.30'a vurduğunda ekstra biletler satışa çıkmış ve görevli kız şanslı isimleri söylemeye başlamıştı. Tabi ben burada kesin bana çıkmaz diye düşünüyorum ama aynı zamanda nedenini bilmediğim bir his var içimde filmi seyredeceğime dair. Tam o sırada orada bulunan hatunlardan biri "Bende fazla bilet var ama acaba kim ister?" Demez mi. Ben de tam kadının yanındayım. Ya bana bilet kalmazsa düşüncesi ile adrenalinim tavan yapmış durumdayken kısık bir sesle "Aslında ben alabilirim ücreti size verip." Dedim. Kadın hem bileti uzatıyor hemde "Aa olur mu öyle şey lütfen." Diyordu. Şok oldum! Fazla biletini bana hediye etti. Üstelik oldukça nazik bir tavırla ve beni sahiplenircesine görevliye biz birlikteyiz dedi ve filmi yanyana izledik. İnsanlık ölmemiş hala yaşanabilir bir dünyanın içerisindeyiz...


Gelelim filme... Salonda beklerken aklımdan geçen "Bunlar neden gay gibi?" sorusunun cevabını yavaş yavaş alıyordum galiba! Bizim Tom iş yerinden çoookk yakın olduğu arkadaşı öldüğü için cenazeye katılmak üzere ailesinin bulunduğu çiftliğe gelmişti. Fakat ortada ve Tom'da bir gariplik vardı. Ölen genç adam Guillame Tom'un iş arkadaşı gibi değilde başka bişeyi gibiydi sanki! Guillame'nin tişörtünü koklayarak uyumalar falan... Tabi ben hala hüsnüzann yapmanın doruk noktalarında dolaşıyorum o an " Ayy canım ne çok seviyomuş bak" falan diyerek:) Fakat aynı zamanda Tom'da başka bir gariplik daha var. Aşırı derecede yakın hissettim kendime böyle bi kadınsı bir ürkek çekingen Allah Allah:) Ve en sonunda en azından kendi ağızlarıyla söylemeden  farketmiştim. Tom Guillame'nin sevğilisi idi! Bu durumdan Guillame'nin annesi değil fakat piskopat abisi haberdardı. Zaten bu yüzden de ürkek ceylan Tom'a yapmadığını bırakmadı.

Bu kadar dedikodudan sonra gaylerin yoğun ilgi gösterdiği filmin teknik muhteşemliğine dair şunları söyleyeblirim; Tom yani Xavier Dolan 25 yaşında genç bir yönetmen aynı zamanda da oyuncu. 




Bu filmde de hem yönetmiş hem oynamış. Görselliğin devleştiği filmde, filmi seyrederken bu kadar yakışıklı bi adam saçlarını neden sarıya boyatır diye düşünürken sizi rahatsız eden o ayrıntının bir süre sonra muhteşemliğe dönüştüğünü görüyorsunuz. En azından benim için öyle idi. Filmdeki çiftlikte sonbahar mevsimi hakimdi. Sonbaharın sarısı Tom'un saçları ile o kadar bütünleşmiştiki tam bir görsel şölendi. Mısır tarlasında, ağaçların dökülen yaprakları arasında Tom dolaşırken o saçlar siyah olsa bu etkinin yaratılamayacağını anlıyorsunuz.




İkinci muhteşem şey Xavier Dolan'ın oyunculuğu. Umarım gay değildir( gaymiş az önce öğrendim:( ) çünkü öyle ise oyunculuk değil gerçeklik olacak. Bir takım fiziksel davranışları taklit ederek gay rolü oynanabilir fakat burda başka birşey vardı. Öyle bir hissettiriyorki o kadınsı hissi şok oluyorsunuz. Nasıl bu kadar iyi olabilir düşüncesi aklımdan çıkmadı film boyunca. Görüntü erkek ama hissiyat, tepkiler o kadar kadınki neredeyse ayakta alkışlayacaktım adamı :) Yukarıda yazdıklarım bir başarı olamaz tamamen o zaman adam gay sonuçta:) 



Üçüncü muhteşem şey müzikler idi. Çok iyi seçilmiş olan bu müzikler sonbaharın o dinğinliği ile birleşince alıp başını gitme hissi uyanıyor insanda.Film seyirciyi bi yandan geriyor bir yandan da müzik ve sonbahar ile rahatlatıyordu.Guillame'nin abisi ile Tom arasındaki mücadele ve Tom'un çiftlikten kaçıs eğilimleri  psikolojik bir baskıya dönüşüyor ve burda gerilim tavan yapıyor. 

Gelgelelim film çok saçma bitiyor ve öyle sizi sarıp sarmalayan vovv ne müthiş bir senaryo dedirten herhangi bir durum yok. Festival filmlerini sevenler Xavier Dolan ve görsel kalitsinden ötürü filmi seyredebilir ama;)



4 yorum:

LoveMeorLeaveMe dedi ki...

fatma çooook güldüm ya :D tahmin edebiliyorum seni o anda :)) bu arada adamın saçlarıyla alakalı bahsettiğin yerdeki fotoğrafa bayıldım gerçekten de otlarla aynı renk nasıl yakalamışlarsa muhteşem gözüküyo.

LeVaMi dedi ki...

lovemeorleaveme; safligimi demi ahahaahhhah:)))

Pink timber dedi ki...

Bu film çook eskiden izlediğim ama adını bir türlü hatılamadığım bir filme çook benziyoo :D

LeVaMi dedi ki...

pink timber: cookk aciklayici bi yorum olmus ama bu simdi ben merak ettim o filmi :)