10 Şubat 2014 Pazartesi

BENDEN ÖNCE BENDEN SONRA

Allahımmm o eski yazılarım nedir öyle tam bir facia tam bir hayal kırıklığı :) Blogun istatistikler kısmına girince eski yazılarımdan bir kaçının okunduğunu gördüm. Tıklayıp ne yazmışım diye bakayım dedim bakmaz olaydım :) Yarabbiiii hayat insanı ne kadar değiştiriyor yahu! Kişisel gelişim sürecim oldukça ergenceymiş yanlız bu acı gerçeği de farkettim:) Blog yazmaya başladığımda yirmibir yaşlarımda olduğumu düşünürsek daha körpecikmişim vurmayın hemen kırbacı. 

Üstad Bediüzzaman eski Said yeni Said der ya, ben de önceki yazılarımı okuyunca bayagı bayagı milattan önce milattan sonra durumlarım olduğunu anladım. Ne içi boş gereksiz yazılar yazmışım. Olsun ama geçmişimi inkar edemem demekki biraz havai biriymişim:)

Sanırsın biri blogumu hacklemiş ve biryerden sonra o yazmaya devam etmiş. Yazılar o kadar ciddileşmiş düşünün artık. İyidir iyidir demekki olgunlaşmışım. 

Ama itiraf ediyorum dayanamadım birkaç tanesini sildim. O nedir arkadaş öyle yazı değil bildiğin ortaokul günlüğünden alıntılar. Bir tek monitörle klavye arasında gül kurutmadığım kalmış:)

Ama benim öyle arabeskin dibine vurmuş bir defterim de vardı ortaokul zamanında :( Ben bayağı ümitsiz vakaymışım sonradan Allah bana acımış sanırım. Hüsnü zan yapın. Yazmayı seviyodum bunlar hep ondandı bi kere:) O iğrenç şiirimsi şeyler, garip garip sözler, hayranı olunan ünlünün resmini yapıştırmalar...

Ortaokul yıllarım hatrıma gelince vaziyeti ahvalim aynen bu:D




Iyyyy tüylerim diken diken oldu. Hepimiz olmasak bile çoğumuz bu yollardan geçtik. Ben yapmadım diye kenara çekildiğinizi hisseder gibiyim:) Annemizin karnından kul olarak doğduk cool olarak değil herhalde hayret bişey:)

O zamanın garip garip sözlerinden bir kuple;

Biz sosyetenin mermer taşlarında dansetmeyi bilmesekte yaralı kalbimizle ölesiye sevmesini biliriz.

İstanbul seni sen olduğun için değil sevdiğim sende olduğu için seviyorum.


Bir ben varmış benden içeri bildiğin Kıro :)

6 Şubat 2014 Perşembe

DİJİTAL ÇAĞIN MUHABBET FEDAİLERİ

Sözler Köşkü, Çınaraltı, Hayalhanem ve Çay House... Bu isimleri daha önce hiç duydunuz mu bilmiyorum ama ben birkaç ay öncesine kadar hiç duymamıştım. Neymiş bu Sözler Köşkü diye Google'da search etmeye başlayıp birkaç gencin sohbetleriyle karşılaşınca kim olduklarını ve ne yaptıklarını gördüm. Sonrası bağımlılık yapıyo:) Hadi şu sohbeti de dinleyeyim diye diye neredeyse tamamını dinledim diyebilirim. 

Neyse konumuz ben değil, konumuz bu gencecik adamların hepimizin yapması gereken ama yapamadığımız ve bence Allah'ın onlara lütfettiği ağır ama en güzel davaları. Bu arkadaşlar İzmir, Mersin, Ankara ve Bursa'da yukarıda ismini saydığımız mekanlarda özelikle gençlerin imanlarını kurtarmaya yönelik önce Kur'andan sonra da Üstad Bediüzzaman'ın Risalei Nur Külliyatı'ndan sohbetler veriyorlar. Ama öyle sıkıcı, on dakika afakanlar bastıran cinsten değil. "Sohbetin afakan bastıran cinsi mi olurmuş." dediğinizi duyar gibiyim. Fakat alın bi genci önünüze on dakika din diyanet adına birşey anlatmaya çalışın halden hale şekilden şekile girmezse ondan sonra konuşalım:) Herşeyi çabucak tükettiğimiz, hemen sıkılıp değiştirdiğimiz bu çağda bu genç arkadaşlar "Nasıl yaparızda sıkmadan, eğlendirerek iman hakikatlerini anlatırız?" sorusunun cevabını bulmuşlar. 

Evet onlar bana göre bu çağın dijital kahramanları. Çünkü sadece adını saydığmız şehirlerdeki gençlere değil, sosyal medya üzerinden tüm dünyadaki gençlere ulaşıp, kalplerinde yer edinmedinin yolunu bulmuşlar. Herşeyin teknolojik olduğu, gençlerin imanlarının köreldiği, kalplerinin yanğın yerine döndüğü bu devirde daha başka nasıl bir yol izlenebilirdiki. 

Sohbetlerinde kullandıkları dil, başlık olarak seçtikleri cümleler o kadar iyiki reklamcılık mezunu biri olarak şunu söyleyebilirim, hedef kitlelerini can evlerinden yakalayabiliyorlar:) İman ve İslam adına birşeyler yapılınca Allah yardımcıları oluyor tabii. Örneğin, sohbetlerinden birinin başlığı; Şebnem Ferah'ın şarkısı olan Deli kızım uyan. Atesit gençlerden biri birgün bu şarkıyı dinlemek için Youtube'a adını yazınca bu sohbet çıkıyor ve karşısında sakallı bir adam gören ateist genç merak edip sohbeti tıklayınca bu vesile ile Müslüman oluyor. Dost Tv'de program yapan bu arkadaşlar daha birçok gencin imanının kurtarılmasına yardımcı olmuş ve olmaya devam ediyor.

Bizzat yaşadığım, çevremde bu arkadaşların vesile olduğu durumlar da var ama onları paylaşamıyorum tabii:) 

Etrafımızda görüp ah vah ettiğimiz gençlerin hallerini düzeltmelerine vesile olmak için canla başla çalışan bu arkadaşların yaptıklarından daha güzel ne olabilirki. Twitter'da, Facebook'ta binlerce takipçileri var. Youtube'da bir sürü videoları var ve sınırları aşıp kalplere girme yolunda durmadan ilerliyorlar.

Biz ne yapıyoruz? Ben kendime bu soruyu sorduğumda malesef 'hiç' cevabını alıyorum. Siz ne düşünürsünüz bilmem ama bence dünya üzerinde İslam ve iman hakikatlerini az da olsa bilip birilerine anlatmak için çabalamadan yaşamak çok elzem bi durum.  

Eskilerin ne şartlarda dinlerini yaşamaya çalıştığını düşününce "Rabbim bunca teknolojiyi neden nasip etmiş?'"diye düşünmek lazım. İnternet boşa vakit harcayalım diye değil tam olarak bu arkadaşların ve diğerlerinin yaptıklarını yapmamız için var. İspanya'da Müslüman olan bir adam kendince bir internet sitesi kuruyor ve eskiden bir Hristiyan olduğu için kafa kurcalayan soruların hepsine kendi diliyle cevap veriyor. Sayısını tam hatırlamıyorum ama küçümsenmeyecek miktarda birçok kişi bu site vesilesi ile kafasındaki sorulara cevap bulup Müslüman oluyor. 



Her çağın kendine göre bir dili var ve bu çağın dilini yakalamış olan bu arkadaşlara çok dua etmek lazım. Allah yollarını açık etsin, çoğaltsın. Ama çoğalmak malesef çokta iyi birşey değil. Aslında az olsunlar öz olsunlar ama ihlaslarını kaybetmesinler, enaniyetten uzak kalsınlar. Bizlere de bu yolu nasip etsin Allah(c.c). 

Kendilerini birazcık araştırıp şevklenmenizi öneririm;) E hadi ben size bi kıyak yapıp bir iki favori video paylaşayım genşler;) Haydi AŞK ile seyredelim:)



Ne kadar seversen sev iki kişilik kabir yok!



Aşk neden can yakar:)


Aşık da mı olmayalım?