2 Ocak 2014 Perşembe

ŞÜKRETTİREN FİLM

Yapım yılı 2012 olan Erdem Tepegöz'ün Zerre filmine benden  başka 'şükrettiren film' benzetmesini yapan olmamıştır heralde. Altın Portakal Film Festivali'nden dört, Malatya Film Festivali'nden ise iki ödül ile ayrılan Zerre filmi adından çok fazla söz ettiren, sizi bilmem ama benim izlenilecek filmler listeme girmiş yapımlardan biriydi.




Geç dahi olsa filmi seyretme fırsatı buldum ve ödüllü film yapmak için acayip paraya, çok yaratıcı bir konuya ihtiyaç var tabusunun yıkıldığını birkez daha gördüm. Bu kadar çok ödülü layık etmiş midir etmemiş midir orasını uzman olmadığım için bilemeyeceğim ama bana kalırsa biraz abartılmış sanki:)

LOŞ VE TOZLU 

Filmde hasta kızı ve annesiyle yaşam mücadelesi veren bir kadının hayatı konu ediliyor. Öyle acayip olaylar zinciri yok, görsel efektleriyşe 'woww' dedirten bir hali de yok. Oldukça naif ve basit. Baştan sona karanlık, loş ve tozlu bir film. Epey başarılı olan bu konsept ise sanat yönetmeni Azeri Tora Aghabayova’ya ait. Film garip bir şekilde sizi içine çekmeyi başarıyor. Seyrederken ' tamam şimdi acayip bi olay olacak.' Diye bekledim durdum ama olmadı:) Hem sıkmadan filmi izletmeyi başaran hem de bişeyler olacak havasını yaratan bu film garip bir şekilde sizi içine çekmeyi başarıyor.




BAŞARI AYRINTIDA MI GİZLİ?

İstanbul'un unutumuş semtlerinden birinde yaşam mücadelesi veren kadın öyle bir hayat sürüyorki, hayatınıza şükretmekten alamıyorsunuz kendinizi. Kaldıkları ev, lokantadan artan yemekleri yemeleri, kadının bir hafta çalışıp doksan tl almak uğruna hasta kızını ve yaşlı annesini bırakıp şehir dışına çıkması, üstüne birde kadın olduğu için maruz kaldığı bir takım çirkinlikler... Hepsi sizi filmin içine alıyor ve farkında olmadan kendinize bir rol biçmiş oluyorsunuz. Zeynep'in burnundan gelen kanı ailesi görmesin diye sürekli silmesi öyle bir ruh hali yaratıyorki bir dahaki sefere içinizden "sil çabuk sil." Der hale geliyorsunuz. Remzi karakteri ile Zeynep ve ailesi arasındaki ilişki o kadar insancılki "Kaldı mı böyle dostluklar" dedirten cinsten. Aslında filmin en ilgi çekici yanı şu; hayatı o kadar devasa boyutlarda yaşamaya başladıkki küçük ayrıntıları hep gözden kaçırıyoruz. Bu film çok basit bir konuyu mütevazi bir şekilde ele alıyor ve bu basit düzenek içindeki küçük ayrıntılar abartıya alışmış bünyelerimize çok iyi geliyor. 

Günümüzün son derece teknolojik filmleri arasında küçük ayrıntılara önem veren; bir toz parçasına, bir fareye yada bir çatala rol biçen bu film sanatsal filmlerden hoşlanan herkesin film arşivine girebilir. Tuhaf bir çekiciliği olan Zerre'yi birçok ödüllü filmle karşılaştırdığınızda eksik yada abartılmış bulabilirsiniz ama kendinizce birşeyler bulabileceğiniz kesin. Başrol oyuncusu Jale Arıkan ise o kadar iyi rol yapıyorki filmin aldığı ödüllerden daha fazla haketmiş en iyi kadın oyuncu olmayı. 

Son olarak, sanatsal yapıda filmlerden hoşlanmayan, bunalım tarzı filmleri sevmem diyenler hiç seyretmesin laf yemek istemiyorum:) Birçoğunun zaman kaybı olarak adlandıracağı Zerre, festival filmlerini sevenler için ise kaçacak türden değil haberiniz ola;)

Hiç yorum yok: