16 Şubat 2013 Cumartesi

BİR EVDE İKİ BABA



Bu yazıda Ali Bulaç’ın fazlaca ses getirmiş olan yazısından alıntılar yapmak istiyorum. Bulaç’ın yazısı ve okurlardan gelen mektuplar konuyu daha derinlemesine anlamamızı sağlayacaktır eminim.

Ali Bulaç 14 Ocak'ta bir yazı yazdı ortalık birbirine girdi.Mevzu kadının çalışmasından dolayı ortaya çıktığını düşündüğü bir durumu belirtmesiydi.Yazıyı burdan okuyabilirsiniz ( http://www.zaman.com.tr/ali-bulac/basortulu-aday-yoksa-oy-da-yok_2040305.html

Bulaç yazısının bir bölümünde şöyle diyor; "Liberal kapitalist piyasa ise kadını farklı çerçevede evin dışına çıkmaya zorluyor; anneliği ve ev hanımlığını itibarsızlaştırıyor; pozitif ayrımcılıkla kadın yuva kurmuyor; erkekler bu şekilde kışkırtılmış kadınlarla evlenmek istemiyor; sonuçta olan yine kadına oluyor. Birkaç tanesinin iyi durumuna karşılık yüz binlercesi iş-aş peşinde koşturuyor, yalnızlık içinde hayatını sürdürüyor, bir süre sonra saçını başını yoluyor ama iş işten geçiyor. Erkeğin fıtrî rolünü kaybetmesi onu kadına karşı acımasız şiddete, vahşi cinayetlere sürüklüyor, sonunda kadın devlete sığınıp kendini devletleştiriyor."

Doğruluk payı olan cümleler bunlar.İşin bu tarafını hiç tartışmayalım bence.Fakat kadının çalışmasından dolayı erkeğin şiddet göstermesi durumunu birbiriyle hiç bağdaştıramadım ben. Kadın çalışınca erkek 'fıtrı rolünü kaybediyor!' ve vahşi cinayetlere sürükleniyor! Böyle bir tespitte bulunabilmek için şiddete başvuran ve cinayet işleyen adamlar üzerinde araştırma yapmak gerek bence. 

Diğer konu; Kadının çalışması ile birlikte değişen aile kurumu ve kadın-erkek rolleri. Bu konuya girmeden önce Ali Bulaç'a okurlardan gelen mektuplar var bunları mutlaka okuyunuz derim (http://www.dunyabulteni.net/?aType=yazarHaber&ArticleID=18850)

Şimdi gelelim konumuza. Kadınların iş dünyasına girmesiyle ne oldu? Çalışan kadın ailedeki rolleri nasıl değiştirdi değiştirdi mi?

Kadın çalışmalı mı çalışmamalı mı? Bu sorunun cevabı bence, kadın çalışabilir fakat fıtratına uygun bir işte ve ortamda. Erkekle aynı şartlarda çalışan bir kadın düşünülemez bile. İş böyle olunca sorunlar kaçınılmaz oluyor çünkü. Günümüz şartlarında erkeklerle benzer iş saatlerinde çalışan kadınları düşünün.Bu kadın çalışması dışında, hem ev işleriyle hem çocuklarıyla hem de eşiyle ilgileniyor. Bunların hepsini bir arada mükemmel bir şekilde yapabilmesi mümkün mü? Tabiki hayır.Muhakkak birinde bir aksaklık oluyor.Fakat aksaklık genelde evde oluyor.Kadın kendi hakimiyet alanında kısıtlamalara gidip başkasının hakimiyet alanı olan iş ortamında görevlerini eksiksiz bir şekilde yapmaya çalışıyor. 

Sabahtan evden çıkıp akşam geç saatte eve gelen kadını daha evdeki işler bekliyor.Erkekler gibi işten gelip, kumandayı ellerine alıp ayaklarını uzatmaları gibi bir durum da söz konusu değil. Hazırlanması gereken yemek, ütülenmeyi bekleyen çamaşırlar, yıkanması gereken bulaşıklar,temizlenmesi gereken ev, ilgi bekleyen eş ve çocuklar... Tüm bu iş yükünün altından kadın nasıl kalkıyor peki? Eşini, çocuklarını ihmal ediyor, ev işlerini de yardımcı kadına postalıyor. Bir taraftan evi geçindirmek ve çocuklarıma daha iyi bir gelecek hazırlamak için para kazanıyorum diyen kadın, diğer taraftan aldığı paranın yarısıyla evini ve çocuklarını bir başka kadına emanet ediyor. 

Alım gücü artan kadın bu gücü kaybetmek istemiyor.Fıtratındaki sıfatları erkek fıtratı ile eşit durum getirmeye çalışarak var olmayan özellikleri kendisine monte etmeye çalışıyor.Durum böyle oluncada kendisine monte etmeye çalıştığı o özellikler eğreti duruyor ve bu fazlalıklar asli görevlerini aksatmasına sebep oluyor.

Ali Bulaç'a gelen mektuplardan birinde  okurlardan biri, işten yorğun argın ve sinirli gelen eşim evde ondan ilgi bekleyen eşiyle ve çocuklarıyla nasıl ilgilensin diyor. Haklı değil mi? Nasıl ilgilenebilirki!

Kadının iş dünyasına girmesiyle birlikte evdeki roller değişmeye başladı. Kadın erkeğin rolünden birazcık çaldı. Sadece ev işleriyle ve  çocuklarıyla ilgilenen değil, iş dünyasıyla da ilgilenen kadın profili çıktı karşımıza. Yani evdeki sorumluluklarının üzerine birde çalışma hayatındaki sorumluluklarını eklediler. Böylelikle karşımıza 'süper kadın' modelleri çıktı. 'Kadınlar da herşeyi yapabilir.' cümlesi bu cinsin bir kısmını deli gibi çalışan varlıklara dönüştürdü.


Tabi kadının çalışması ilk başlarda erkeklerin de hoşuna gitmedi değil. Eve para getiren kadın modelinden hoşlanan erkekler bir süre sonra birşeylerin değişmeye başladığını farkettiler ve üzerlerindeki ev geçindirme sorumluluğunu hafifleten kadınlara 'bi dakka' demeye başladılar. Oysaki herşey süperdi; kendisine ev işlerinde yardımcı olmayan eşe karşı kadın, evdeki masrafların bir kısmını paylaşıyor ve karşı tarafı rahatlatıyordu. Eee noldu sonra? Erkek karşısında gücünü kanıtlayan kadın, kendini ona köle gibi hissettiren eşine karşı I've got the power dınınınınım dedi:)

Bir sonraki yazı sesi fazla çıkan ve evde konumu değişen kadından rahatsız olan erkeklerin feryadı ve kimsenin aklına gelmeyen soru ' Bu kadınlara ne olduda bu kadar işkolik oldular?

1 yorum:

ayse dedi ki...

Kızım o kadınlar salak. Hem işte hem evde çalışılmaz. Her şey ortak olmalı. Dinen de zaten kadının ev işi gibi bi görevi yok.