10 Ağustos 2012 Cuma

BEN Mİ İNATÇIYIM SİZ Mİ ÇOK GENİŞSİNİZ?

Buşramın bir yazısı vardı; "Ben mi çok radikalim siz mi çok genişsiniz?" diye bu başlıktan ilham alarak yazmaya başlayayım. 

Bazı insanların bana sürekli çok inatsın, inatçısın demesine feci derecede uyuz oluyorum. Şöyleki bende kendilerindeki bu vurdumduymazlığı anlamıyorum! Eminim çevrenizde her türlü lafı sözü söyleyip sonrada "Ya çok özür dilerim." Diyen ne söylediğini, neye sebep olduğunu dahi farketmeyecek kadar hafif kişiler vardır. Ben bu durumdan çok rahatsız oluyorum ve çevremdeki insanlara da rahatsızlık veriyorum:))

Hayatta en nefret ettiğim insan tipi; dilinin kemiği olmayan yada var olup yamulmuş olan insanlardır! İçinizden geçen her şeyi, dilinizin ucuna gelen her kelimeyi söylemek zorunda değilsiniz, söylememelisiniz. Bu açık sözlülük falan değil; Hadsizliktir! 

Karşınızdaki insanla konuşurken "Ben bunu söylüyorum ama acaba kırılır mı?" Diye hiç mi aklına gelmez bi insanın. Gerçekten anlamlandıramıyorum bunu. Üstelik bütün bunları yaptıktan sonra hiçbirşey olmamış gibi yola devam etmek isteyenler var birde. Şimdi ben bu yola devam etmek isteyenlere karşı "Dur kardeşim. Senin ağzından çıkanla kulağının  duyduğunun farkında mısın? Kusura bakma ama ben bu kadar geniş bir insan değilim. Hemen affedemem öyle. Hatta belki hiç affetmem." Deyince inat oluyorum. Fakat dediklerini, yaptıklarını unutup şaşkınlık veren umursamazlığı ile hareket eden kişi 
'doğru yapan kişi' oluyor! 


Ben öyle hemen herşeyi unutamam. Eğer kırıldıysam kırarım, tavrımı ortaya koyarım ve tamir edilmesi zor bir insanım. Sen her türlü dengesizce konuşma hakkını kendinde buluyorsan ben de gereken tribi atarım. Biriktirip bi kenara attığım hayatlar da vardır yani :))

Çok konuşan, ne konuştuğunun farkında olmayan, sürekli eleştiren insanları hayatınızdan uzak tutun!

Allah cc insanoğluna iki kulak bir ağızı boşuna vermemiş. Bu düsturda yaşamaya özen göstermeliyiz. Herkes kırıcı olabilir çok kolaydır; ağzına gelen, aklına gelen neyse hemen söylersin olur biter. 

Hesabını veremeyeceği kelimeleri kullanmayı seven insanlar olduğu müddetçe sizi inatçı olarak adlandırmaya devam ederler. Çünkü kendilerine çuvaldızı batırmaktansa size uygun sıfatı bulmaları daha kolaydır! 

Ya kendinize gelin yada "Niye böyle yapıyosun?" sorusuna daha çok cevap ararsınız.

6 Ağustos 2012 Pazartesi

MİZAHTA İZAH YOKTUR!

Son zamanlarda televizyon seyircisinin mizah anlayışında olumlu bir yönde gelişme olduğunu söyleyebiliriz.Leyla ile mecnun, Işler Güçler son zamanların popüler dizilerinden. İnce espiriler, bıyık altından güldüren laflar, zeka kokan hareketler... Nihayet işte bu dedirtecek, seyiriciyi salak yerine koymayan işler sunulmaya başlandı. Son zamanlarda yapılan dizilerin sayılarının artması ilede seyirci artık kaliteli yapımları kolayca ayırt edebiliyor. Mizah yada komedi dizileri üzerine yazı yazacak kadar bilgi birikimim yok ama kafama takılan birşey oldu yine :) Yukarıda Yalan Dünya dizisini yazmadım farkettiyseniz. Çünkü ben bu diziyi sevemedim arkadaş! Bu dizi ile Leyla ile Mecnun ve İşler Güçler' i karşılaştırdığımda neden sevmediğimi farkettim.

Hem Leyla ile Mecnun' da hem de İşler Güçler' de halktan bişeyler var. Bizden diyebileceğiniz cinsten diziler bunlar. Seyrederken günlük yaşantınızda karşılaşabileceğiniz olayları ya da espirileri, lafları görmeniz çok mümkün. Diğer tarafta elitizm kokan, aşırı Beyaz Türk, belki güldüren ama içinizdeki bamteline dokunamayan bir dizi var; Yalan Dünya. Gülse Birsel ve dizide yer alan oyuncuların kalitesi tartışılmaz tabiki ama herkes o tele dokunamıyor arkadas. Karşımızda Adıyamanlı bir aile olsa bile ben o samimiyeti yakalayamıyorum bu dizide. 

Şimdi birileri halka indi. Gerçek dışı değil, gerçeğin taa içinden gelen senaryolar yazıyor ve Tv' ye yansıtıyor. Belki güldürebilirsiniz, fenomen olabilirsiniz ama o sunilikten kurtulamazsınız eger ayri dunyalardansaniz. İşler Güçler olsun Leyla ile Mecnun olsun her ikisi de suni olmayan, halk dilini kullanan, içten, herkese kendini izletebilecek kaliteye sahip diziler. Avrupa Yakası, Yalan Dünya dizisine göre daha iyiydi. Volkan biraz kıroydu:) kapıcı dairesi vardı, Nişantaşı çocuğu olmayan Burhan Bey vardı... Bence bunlar biraz dengeyi sağlamıştı. Fakat ne olursa olsun yukarıda bahsettiğim bu iki dizi gibi asla olamazlar.( Bir dizi daha var asagida bahsedecegim)

Halka inmekten korkan kesim modası sona erdi şimdilerde halkın içinden olmak gerek...

Leyla ile Mecnun ve İşler Güçler dışında Üsküdar' a Giderken dizisi de bu kalitede bir diziydi. İşler Güçler gibi Üsküdar' a Giderken de Selçuk Aydemir kaleminden çıkmış bir diziydi. Burak Aksak ve Aydemir bence aynı kafadalar. İyi iş adamları bu adamlar! Eğer Üsküdar' a Giderken dizisini izlemediyseniz kesinlikle seyredin derim. Murat Cemcir harikalar yaratmış, Tülin Özer, Erdal Tosun ve Öner Erkan olayı bambaşka yerlere taşımış. Fakat dizi uzun sürmedi çünkü millet o zaman bu tarz mizaha alisik degildi.Birazda reklam eksikti sanırım.

İşler Güçler dizisi ile Ahmet Kural, Murat Cemcir ve Sadi Celil Cengiz muhteşem 3ü1 arada olarak bu yaz karşımıza çıktıda Leyla ile Mecnun' un eksikliğini giderdi. Uzun soluklu bir yapım olur inşaallah. Bu üç muhteşem oyuncunun performanslarını izlemekten acayip keyif alıyorum,mutlu oluyorum ve en önemlisi gülümsüyorum. Murat Cemcir' e üstad desek yeridir bence. Adam olayı bitirmiş, yemiş yutmuş:)Ben oyuncu olmak istesem  bu üçlünün kapısında yatardım yani:DAhmet Kural;mimik, Sadi Celil' de ise garip bi şekilde anlaşılamayan bir ustalık var. Aşırı doğal desem doğru olur mu bilmiyorum ama içimden gelen budur. Kısacası hepsi birbirinden usta hepsi birbirinden muhteşem. Dahada mükemmeli; bu üçlünün Çalgı Çengi 2 filminde bir arada olması üstelik Selçuk Aydemir kalemiyle. Sabırsızlıkla bekliyorum ve size de kesinlikle tavsiye ediyorum bu adamları seyredin.

Son olarak Murat Cemcir "Mizahta izah yoktur. "Diyor. Ben de  "Mizahta izah yoktur. Mizahta bedel vardır abi.":) Diyorum. Dozunu ayarlarsan no problem derler ama! :S

 Eğer birşeyi çok iyi yapıyorsanız kimse size laf edemez. Bu gerçeği de unutmamak gerek.Mizahın en kalitelisini yap, halkı arkana al, o zaman istediğin adamı istediğin kurumu eleştirebilirsin. Misal; Leyla İle Mecnun hükümeti acayip eleştiriyor hemde devletin kanalında. Niye birşey olmuyor çünkü adanmlar iyi. Birde bir zamanların fenomeni olup şimdilerde saçmalayan bir gerçek var o da;  Olacak O Kadar! Bu adamların yaptığı mizah değildir. Bazı tiyatrocuların belirli tiyatrolarda yaptığı gibi, kendileri çalıp kendileri oynuyor bunlar. Bol miktarda boş beleş eleştiri her türlü iticilikle üretiliyor. Üstelik bunu yapanlar usta olarak tanımlanan kişiler. Yeni nesil oyuncular bu adamlara mizahı anlatmalı artık!

Neyse konumuza donelim biz; Murat Cemcir, Ahmet Kural ve Sadi Celil Cengiz... Bu adamları seyirde kalın. Sonra "Yok ben kaliteli mizah bilmem, yok ben Murat Cemcir, Ahmet Kural, Sadi Celil tanımam." Demeyin tammam. Büyük eksiklik hafiz:D Bi dakkaaaa,Şinasi Yurtsever ve Korhan Herduran ve Burak Satibol'u da eklemezsem olmaz:)

Üsküdar' a Giderken dizisini de internetten izleyin. Gülmezseniz, adamların oyunculuğuna ve Selçuk Aydemir kafasına hayran kalmazsanız gelin buraya yazın :))