10 Aralık 2011 Cumartesi

MESELE REKLAM DEGİL YEĞEN, MESELE YÜREĞE DOKUNMAK;)

Sizce mesele gerçekten ne?Bir tüketici olarak sizce mesele: yüreğe dokunmak,yüreğe dokunan reklamlar aslında.Günümüzde tüketici artık salt ürüne odaklı reklamlar değilde onu yüreğinden tutup bi sarsacak olana ihtiyaç duyuyor.Ya gülmek istiyor, ya hüzünlenmek, ya da vay canına dedirtecek işler görmek istiyor.Ki önde giden reklamlara baktığımızda tüketicinin isteklerine cevap verebilen, onları etkileyebilen reklamların gerçekten öyle olduğunu görüyoruz.Geçenlerde Avrupanın en yaratıcı reklamlarını izlerken bu ayrımı yeniden farkettim.


Carwash, Avrupanın en yaratıcı reklamlarından .Bu reklamı izlediğinizde yüzünüzde bir tebessüm oluşuyor.Marka hakkında ister istemez pozitif biryerde konumlanıyor.Çünkü sizi güldüren, yüreğinize dokunan birşeyler var ortada. 


Türkiye'den de bir örnek vermemiz gerekirse, son zamanlarda çok sevdiğim popüler reklamlardan biri: Elit çikolata reklamları.Tahmin etmediğiniz bir anda sizi güldüren birşeyler var ortada.



Sizi bilmem ama çikolatanın düşüşü,kızın kafayı çarpışı ve tabiki slogan "reklamda acemiyiz çikolatada usta" gerçekten çok iyi olmuş. Yeri gelmişken reklam yazarını tebrik ederim valla çok kıskandım:S


Ve şimdi sırada yüreğinizden yakalamayı bırakın yerden yere vurduracak bir iş sunuyorum sizlere;)



Bu ve benzeri işleri yapan bütün reklamcıları kutluyorum ve acayip kıskanıyorum.Birgün bende böyle işler yapabilecek miyim ya da bu işlerin içinde yer alabilecek miyim? Amiiinnn...

P.S; Okulda yaptığımız işlerden paylaşırım belki birgün;)

2 Aralık 2011 Cuma

TOPLU HALDE KAFAYI YEDİK

Bugün ne giysem? diye bir program var bilmem duydunuz mu.Çok gerekli bişey değil gerçi.Kadınlar giyinip bi jurinin karşısına çıkıyorlar ve şık olup olmadıklarını tegid ettiriyorlar.Bu yarışmaya geçenlerde başörtülü bir kız katılmış internet aleminde gezerken duydum.Sonra bir izleyeyim bakayım dedim.Valla ekrana bakamadım.İçime birşeyler oldu!Programa katılan arkadaşı eleştirmiyorum bu onun kanaatidir.Türkiye nin en şık kadını olmak gibi bir hayali var demekki. Kıyafetinde bir sorun yoktu bence fakat başörtüsünü öyle bir bağlamıştıki boynu gözüküyodu ve tırnaklarında oje vardı!  Üstelik juri şu yorumu yaptı; "Bu baglama şekli doğru olandır!!!"Pardon, who are u acaba? Terzi yamağı olan modacı başörtünün doğru bağlama şeklini açıkladı.Şok şok şok... İşte burda benim atan şarteller raydan çıktı iyice.Kızın kıyafetı hakkında yorum yapabilirsin ama sen kimsin ki doğru bağlama şeklini anlatacaksın. Neymiş efendim başörtülü kadınlar allı pullu dllı güllü eşarplar takıyolarmış.SANANE! Senden yorum isteyen kız senin karşında gerisi seni ilgilendirmez.

Yarışmaya katılan arkadaşa şunu sormak istiyorum;

Neden Türkiye nin en şık kadını olmak istiyor?
Niye boynunu gösteren bir şekilde eşarbını takmış?
Neden tırnakları ojeli?

Giydiği kıyafeti herkes giyiyor belki ama eğer sen oraya çıkıyorsan birilerini temsil ediyormuş gibi bir görünüme bürünüyorsun temsil etmediğin halde.Bu yüzden bari boynunu kapatıp o tırnaklarındaki ojeyı çıkarsaydın be kardeşim. Kimse senin yarışmaya katılma iradeni yargılayamaz belki ama boynun bogazın gözüküyorsa tırnakların ojeliyse bi durup düşünmem gerekmez miydi?

Bu arada dün eve giderken bindiğim otobüs liseliler tarafından işgal edişmişti. O an acaba bende liseye giderken bu kadar salakmıydım diye düşünmekten kendimi alamadım. Recep ivedik tarzı hareketler, sesli sesli konuşmalar, gankaa gankaa diye bitmek bilmeyen abuk sabuk cümleler... Hay Allahım ya hepsini dövesim geldi resmen.Ve karar verdim lise yıllarında herkes bi manyaklaşıyor.


Bir başlka otobüs maceram; Şerif Mardin in kitabını yeni almışım ve içerisine göz atmak için elime alıyorum.O sırada yanımdaki amca "oooo biz eskiden okurduk Şerif Mardin i bu genç yaşta bunu okumak?..."Amca sen bayağı geride kalmışsın üniversitelerde okutuyorlar bunları dicektim ama vazgeçtim;) Ben adama mimiklerimle cevap veriyorum tabi bu sırada. Sonra o malum sorular;

Okuyor musun? (Bunu sormayacaktın amcaaa, yıkıldım o an)
Hayır iş arıyorum;(

Hayatta en nefret ettiğim şeylerden biri otobüste yanıma oturan kişilerle muhabbet etmektir.Kardeşim mecbur muyum ya! Sevmiyorum, hoşlanmıyorum belki.

Bu Rihanna nasıl bir hatundur omg yaaa;) I hate that ı love u şarkısını dinlemelisiniz gerçi her şarkısı güzel ama bu aralar bu şarkı beni bir değişik etkiliyor...





29 Kasım 2011 Salı

BİZİMKİSİ VİCDANİ RETÇİ !


Bir kız isteme merasimi...

__ Eee sizin oğlan askerliğini nasıl yaptı? Bedelli mi, bedelsiz mi?
__Yok bizimkisi vicdani retçi efenim!
__Neeyyy...

Bir iş görüşmesi...

__Eee askerliğinizi yaptınız mı?Burda herhangi birşey yazmamışsınızda.
__Ben vicdani retçiyim efenim!
__Neeyyy...

Vicdani ret çıkarsa artık yukarda bahsettiğim diyalogları gündelik hayatta da görmeye başlayacağımızdan eminim.Her türlü önyargıya sahip bir millet olarak kimbilir erkeklerden bazılarına kız verilmeyecek ya da işe alınmayacaklar.Yok artık demeyin burası Türkiye sonuç olarak.

Türkiye de vicdani ret çıksa kimi hakikaten reddeder kimi reddetmek istediği halde reddedemez kimi ise reddetmez.Reddedenler ve reddetmeyenlerden çok beni reddedemeyeck kesim ilgilendiriyor açıkçası. Değişen ordu anlayışı ve insanların önyargıları reddedemeyenlerin asıl nedenleri aslında.

Türkiye de ordu öyle bir hal aldı ki gençler artık neye inanacaklarını şaşırdılar. Gerçekten onları koruyabilecek bir ordu içinde vatanlarını mı savunuyorlar yoksa peygamber ocağı olarak bildikleri fakat Ergenekon kucağı çıkan yerde hayatlarını feda mı ediyorlar! Türkiye de ordusuna güvenen gençlerin çoğunun askere gitmekten kaçacağını sanmıyorum ben. Tabiki  askere gitmek istemeyen birçok gençte var o yüzden gerçek çözüm gitmek isteyen gitsin gitmek istemeyen gitmesin ve askerlik paralı bir meslek haline getirilsin. Askere gitmek istemeyen bir adamın zorla askere götürülmesini ben anlamıyorum çünkü. Bir insan birşeyi zorla yapıyorsa hiç yapmasın daha iyi hele ki bu askerlik ise durum daha vahim olsa gerek.

Neyse sonuç olarak, bu ülke yeni bir ötekiye” daha kavuşacak belki onlarda; vicdani retçiler olacak! Bundan sonra yıllarca ötekileştirilen başörtülü kadınlar gibi dindar ama askere gitmek istemeyen erkeklerde belki vicdani retçi olarak ötekileştirilecekler. Tabi cesaret edip reddediyoruz diyebilirlerse. Zamanında başörtülü arkadaşları derslere giremez, okula gidemezken seslerini çıkarmadan kapıdan içeri girenlere belki biraz ötekileştirilmek iyi gelir!

22 Kasım 2011 Salı

21.YÜZYIL KAYNANALARI VE GELİNLERİ

Semra Hanım vardı bir zamanların meşhur kaynanası.Gelin kaynana programları vardı bir zamanların meshur tv programları.Şimdilerde ise yirmibirinci yüzyıl gelin ve kaynanaları var.Kendilerini şaşkınlıkla izdeğimi söylemek isterim. Eskiden kaynanalar hamamlara gider ve oralarda gelin beğenirlermiş oğullarına şimdi ise bu kaynanalar facebook'tan gelin beğeniyorlar.Valla yalanım varsa twitterda Hilal Cebeci yi takip edeyim:)Hatta bazı kızlarda bunun farkında.Kaynanaların beğeneceği türden fotoğraflar koyuyorlar  facebook'a. Bu mevzu uzun zamandır çevremde gördüğüm ve şaşkınla takip ettiğim bir mevzu.Yaşanmışlık var gerçeklik payı var düşünün yani. Şimdi şaşırtıcı örneklerimle sizi blogger aleminden alıp taaaa nerelere götüreceğim:

Mesela  bir kadın oğluna kız bakıyor.Ortalarda bir kızın adı dönüyor.Kadının derdi oğluna kızı göstermek. Peki nasıl göstercek kızı oğluna? Tabiki facebook'tan.Kadın kızı oğluma nasıl gösterebilirim diye etrafına sorarken gelen cevaplar tam 21.yüzyıl style: Facebook!

Gelelim 21.yüzyıl gelinlerine.Bunlarda taliplileri olan erkeklerle görüşmek istemiyorlar.Onun yerine facebook'a yandan, sagdan, soldan, boydan fotoğraflar yükleyip fotoğraf kısmını açık bırakıyorlar!Böylece taliplileri ile görüşmeyip facebook'a fotoğraflarını yükleyerek vicdanen kendilerini rahatlatıyorlar! Buna ancak şu denir; Buna perhiz bu ne lahana turşusu!

İnternet denen şey öyle bir hal aldıkı artık kimsenin mahremi kalmadı.Twitter ve facebook sayesinde karşınızdaki kişinin birçok yönünü öğrenebilirsiniz.Bu kötü birşey değil ama bunun malesef başka boyutları da var.Düşününki insanlar boşanırken facebooktaki fotoğrafları delil olarak ya da boşanma sebebi olarak kullanmaya başladı.

21.yüzyıl bize kolaylıklarını sunarken aynı zamanda değiştirdiği kafa yapıları yüzünden tv ve internet gibi mecralarda ahlaksızlık,mahrem,utanma gibi bizi biz yapacak olan,insanı insan kılacak olan bu unsurlardan her geçen gün daha fazla uzaklaşıyoruz!

22 Ekim 2011 Cumartesi

TOVBEKAR KESKECI

Stv'nin Hakkini helal et adli dizisini cogunuz bilirsiniz.Basroldeki cocuk tovbe etmis bir hirsizi canlandiriyor.Eskiden hirsiz olan bu kisi, birseylerini caldigi herkesten helallik istemeye karar verir ve teker teker bedellerini odeyerek bu kisilerden helaliklerini alir.


Acaba diyorum bizde ayni bu dizideki gibi icimizde keskeye ya da keskelere sebep olan seyleri gidip o kisi yada kisilere soylesek nasil olur? Keskelerine tovbe etmeye karar vermis bir eski keskeci olarak kalsak... Kurtulsak icimizdeki sikintilardan,kafamizin icindekilerden.Elbet bir bedeli vardir:Gururunuz,egonuz ya da sizin icin her neyse onu ayaklar altina almak. Bedelsiz olmuyorki iste...


Eski bir hirsiz butun hissettiklerine ve gururuna karsin gidip helallik istiyor.Biz de gidip "keskem buydu simdi soyledim ve rahatladim" desek. 


Hayat daha cekilir hale gelir mi acaba? Kafamizi yastigin uzerine koydugumuzda aklimiza gelmesini istemedigimiz seylerden kurtulabilir miyiz ya da azaltabilir miyiz?


Bunu yapabilen insanlar taniyorum aslinda.Gidip catir catir aklindakileri soyleyebilen... Ama ben yapamiyorum iste.Icimde kalsin,gururum hic incinmesin istiyorum.Bazen duyacaklarimdan,bazende soyleyeceklerimden korkuyorum.


Icimdekileri soylemeyi degilde yazmayi daha cok seviyorum ben heralde.Yazarak soylesem diyorum ama bu sefer yine alacagim cevaptan ve soyleyecegim seylerden kaciyorum.Bilmiyorum...Bende keskelerimin tovbekari olmak istiyorum biliyorum...

20 Ekim 2011 Perşembe

8,11,33,27,24...

Keske sayilar hep matematik ile ilgili islerde var olsaydi.Keske sadece  toplama,cikartma,carpma yapsaydik.Bugunlerde sehit sayilarini toplayip cikartir hale geldik.Rakamlar uzerinden konusur olduk sehitlerimizi.En son 24 tane sehit verdik ve yine ulkede kiyamet koptu.Anlamadigim ne biliyor musunuz? Bi kerede 24 tane sehit verilmesiyle uc kerede ya da sekiz kerede verilmesi arasindaki fark nedir? Fark yok ikisi de ayni.Ama teror orgutu toplu halde katliam yapmanin TC uzerinde daha etkili oldugunu cozmus durumda.Vahim ama gercek.Sayilarla yasiyoruz! Zihnimizde sekiz tane uc ile bir tane 24 ayni etkiyi yaratmiyor,yaratamiyor.

PKK'nin her atagi sonucu operasyonlar duzenleniyor.Duzenlenmemeli mi? Tabiki duzenlenmeli.Eger bu da olmazsa halkin ve baska odaklarin algilarinda pozitif sonuclar yaratilabilir.Fakat bu operasyonlar sayilari arttirmaktan baska hic bir ise yaramiyor.Yine yeniden rakamlarla oynuyoruz.Bize lazim olan artik rakamlarla yapilan hesaplar degil baris odakli calismalar.

PKK artik yeni bir senaryo ile karsimizda.Durum hak, ozgurluk vs den cikmis ve TC'yi karistirmak olarak yeniden eski oyunlar sahneye konulmustur.Tamda bu olaylar olmadan once Bejan Matur'un " dagin ardina bakmak" adli kitabini okumustum.PKKlilarin bakis acilarini ve dagdaki yasantilarini anlatan bir kitap.Simdilerde aklimda su soru var : Acaba dagin ardina tek tarafli bakinca baris olur mu? Meclisin icinde olan ve dagin ardina cok iyi bakabilen kisilerinde artik icerisinde olduklari meclisin halkina dagdakiler ile birlikte bakmayi ogrenmeleri lazim.

Artik "benim icin olme benim icin oldurme" diyen stk'larin seslerini online mecra uzerinden iletmeleri yetersiz.Kurt annelerin, kurt aydinlarin, gazetecilerin, stklarin ve baristan yana olan butun Kurtlerin seslerini baska birilerine daha derinden iletmeleri lazim.

Korkulari derinlesen sadece pkk degil aslinda.Turkiye'nin meyve verdigini goren bazilari da agaci taslamaya basladilar.Bunun da en kolay yollarindan biri PKK'yi masa olarak kullanmak.Yoksa herkesin bildigi gibi pkk'nin boyle bir saldiriyi yapmasi mumkun degil.

Kurtler ikiye ayrilmis durumda.Bir kesim savas yanlisi bir kesimde baris.Baris isteyenlerin sesi artik daha cok cikmali.Cunku nasil kurtler "biz guvenemiyoruz" diyorsa Turkler de artik" biz guvenemiyoruz" diyor.Iste butun tehlike burda.Kimse kimseye guvenemiyor.Turkler Kurtlere, Kurtler Turklere.Bunun sebebi de baris istiyoruz deyip, savas asigi degiliz deyip " savasa asik olanlar".

Dagin ardina bakmak adli kitabi okurken Kurtlerin de bir "izm" olusturdugunu birkez daha anlamis oldum.Simdilerde tehlikeli Kemalizm anlayisindan kurtulmaya calisanlar varken Kurtler de bir apoizm olusturmuslar. Cocuklarina Apo'nun fotografinin oldugu kolyeler takanlar, Apo bayraklari, neredeyse  Apo heykelleri ... Kisacasi su anda teklikeli olan Kemalist dusuncelerin hepsi, birtakim Kurtlerin Apoizminde can bulmus durumda.

Bundan sonra herkesin ne istedigi acikca ortaya cikmis durumda.Herkes isteklerine gore hareket edecek ve herkes ektigini bicecek.Insaallah bu zamana kadar galeyana getirilen halk bundan sonra oltaya gelmeden demokrasi ve barisa hizmet eder. 

Birde herkesin kendisine sormasi gereken bir soru var: Acaba seccadenin uzerinde, aglayarak, terorun durmasi icin dua ediyor muyuz?


16 Eylül 2011 Cuma

BASLIK YOK AMA ICERIK SAGLAM;)






Insanlik uzerine yazi yazmaya adadim kendimi. Zor bir konu sectim farkindayim ama hosuma gider zor benimJ

Farzedelim ki uzaylilar insanoglu hakkinda biseyler ogrenmek istiyor.Simdi eksik ve fazlasiyla bi yazi yazicam siz sevgili uzayli mileti burdan yararlanabilirsiniz;)

1) Aha da ilk ozellik cikti cogunluk olmasa da bir kisim benim gibi yardimsever olabiliyor;)

2)Anlamaya calismicaksin bazilarini haci.akisina birakacaksin.Sonra geri gelir sorarlar sana “sen niye anlamaya calismiyosun beni?” diye.

3)Zaman zaman bazilarina sag gosterip sol vurucaksin ya da tam tersi. “He hee, evet yok ya niye oyle olsun” deyip geciceksin Ama aslinda kalemini kirmistirsin sen onun;)

4)Fazla deger vermiceksin.

5)Kesin hukumlerde bulunmayacaksin.her an degisebilirler haberin ola.for example: parayi bulan bi adam degisip aninda karisini aldatabilir bunun gibi bisey.ya da hava degisikligi yapar oranin havasina fazla kaptirilar kendilerini. Kapis;)

6)Egoist olanlari vardir uzak durucaksin.azi karar fazlasi zarar diye bi laf var bizde aynen oyle.

7)Dedikodu yapanlari coktur. kesinlikle ama kesinlikle uzak durucaksin.zaten sen yapmazsan onlar senden otamatik olarak uzaklasirlar.konuscak konu kalmaz cunku;)

8)Kacan kovalanir lafi ciftler icin kullanilir burda kacsanda farketmez bazilari icin direk  yuru git diceksin.yok biz kibar bi milletiz diyosan yanliz ve guzel ulkemin guzide! Sarkicilari hemen bir beste yapmis bunun icin “ cek git bebegim uzaklara cek git…”

9)Dedikoducudan sonra ikinci tehlikeli grup caktirmadan ve caktirarak kiskanclik yapan grup.kiskac gibidirler. her adimini takip ederler , kiskanirlar isirmaya calisirlar. Boylelerinden de kacicaksin ama kacarkende “ kiskananlar catlasin, kiskananlar catlasin” sarkisini pelesenk edeceksin diline. Unutup giderlerse seni ne ala. ama unutmayip hala kiskaclarini sana dogru acip kotu adam gulumsemesi atarlarsa “ kiskananlar catlasin” de yeterde artar onlara;)

10) Cikarlari icin degil seni sen oldugun icin sevenlerle birlikte takilacaksin.gidici degil kalici olanlari seciceksin. He cikarlari icin kullanmaya calisanlar varsa, secim senin! ya gidersin ya da sende onu kullanirsin.


Simdilik on madde yeter .kotumser gunumdeyim iyi olanlardan da bahsedicem ilerleyen gunlerde;)))

P.S: Bu yazi Turkce klavye ile yazilmamistir so hatalar affola;)))

25 Mart 2011 Cuma

BOSTON'UN GECELERİ...

  • Çıkart at acıları, giy hadi cicileri
  • Herşeyi unutturur, Boston'un geceleri...
  • Beste yapılacak kadar ilham veren bir şehir Boston görüldüğü gibi :))) O kadar uzun süredir yazmıyorumki yazacaklarım düğüm olmuş durumda.Çoooookk uzun bi süredir Türkiye'de ki siyasi olayları takip ediyorum.Takip ettikçede sinirlerim bozuluyor.Şok haberlerden biri üniversitedeki hocam Ahmet Şık'ın Ergenekondan içeriye alınmasıydı.Anlam veremediğim, çözemediğim ve çözmeye çalıştıkça içerisine saplandığım bir durum.Bataklığa saplanmış bir dava bu bence.O kadar çok yorum yapıldıki bu konu hakkında.Eğer ben Ahmet Hoca'yı tanıyorsam o asla böyle birşey yapacak bir adam değil. Yazdırılmış bir kitap varmış ortada.Evet yine Ahmet Hoca'yı birazcık tanıyorsam o asla başkasına itaat edecek bir adam değil.Ben haber ajansındayken bazı şeylere ben ses çıkarmazken bile benim hakkımı koruyan biri o.İnsancıl biri, haksızlığa gelemeyen biri. Ergenekoncuları savunan biri değil.Kafamda o kadar çok soru varki, bunların cevabını ancak onunla karşılıklı oturup konuşunca alabilirim gibime geliyor.
  • Fakat anlamadığım şeylerde var.Mesela, Ahmet Hoca "dokunan yanar" diye bir laf etmişti.İlk duyduğum anda "Ahmet Hoca böyle şovenist tavırlar sergileyeck bir adam değil" demiştim.Hatta malum kitabı yazması bile beni şaşırtmıştı çünkü popüler konulardan ziyade kimsenin düşünmediği parmak basmadığı önemli mevzulardan bahsederdi o bize.Milletin ağzına pelesenk olmuş, yıllardır önümüze konulan ve aslında herkes tarafından bilinen mevzularla uğraşmazdı.Uğraşmazdı derken tabiki bahsederdik ama bu konular altındaki önemli, kimsenin düşünmeyi akıl edemediği yerlere parmak basardı o.
  • Peki o ergenekoncu gazetecelerin Ahmet Şık için eylem yapan grubun içinde olmalarına ne demeli. Ahmet hoca duyunca ne dedi çok merak ediyorum.Keşke yazdığı mektuplarda bundan da bahsetseydi.Neden bahsetmedi acaba? Siz mi beni savunacaksınız! lafını duymayı beklerdim.
  • Ergenekon davası çözülüyor mu yoksa çözülmeye çalışıldığı yerden yeniden türüyor mu anlamadım.Anladığım tek şey Ahmet Hoca'nın yeri bende gerçekten çok ayrıymış.Duyduğumda birkaç gün uyuyamadım.Öyle bir insan bu dvanın içinde ne arar...Gerçekten herkes birgün 15 dakikalığına ergenekoncu mu olacak acaba!

10 Ocak 2011 Pazartesi

ÖDÜLLENDİK,ŞENLENDİK;)

Büşracım bana ödül vermiş ama ödül benimle alakasız biraz:Gülümseten blog ödülü:)) Belki zaman zaman güldürüyodurum ama genelde güldürmem ağlatırım :))))Güldürürken ağlatır, ağlatırken güldürürüm! Fazla abarttım hemen sorularımı cevaplamaya geçiyorum.
  • Kaç yaşındasın? Niye herkes bu soruyu soruyor bu ara.Hayret bişey ya, çok gıcık oluyorum.Komplekse sokuyolar adamı zorla.Evde kalmışız güyya, hadi beeee... 23.5 yaşındayım evet ne vardı :)
  • İsminizin son harfi ne? A.Büşracım ile çok ufak bir noktamız daha ;)
  • En sevdiğiniz renk? Renkler diye soruyu değiştiriyorum izninle Büşracım.Siyah, mavi, gri,yeşil...
  • Kilonuz kaç? Şu anda bilmiyorum burda tartı bulmak zor.Ama eminim kilo almışımdır.Annemin yemekleri yok tabi abur cubur takılıyoruz gurbet ellerde:( En son 50 idim.
  • Boyunuz kaç? Boyuuuummm bilmiyorum:) Sanırım 165 olabilir.
  • Ailenizin kaçıncı çocuğusunuz? 2.
  • En sevdiğiniz şarkı? Bu soruyu şarkılar diye değiştirsem bile fayda etmez.O yüzden aklıma gelen ilk şarkıyı yazıyorum: here comes the rain again
  • Sizce sarışın mı esmer mi? Sizceyse bana niye soruluyo bu soru.Evet sizce sarışın mı esmer mi?
  • Sigara kullanıyor musunuz? Nayır,nasla.Köşeden döndük zamanında Allah'a şükür.
  • Alkol? Allah korusun.
  • Çayı fincanda mı içersiniz çay bardağında mı? Çay fake olmasında bardak farketmez:)
Aaa sorular bitmiş iyiydi ya bende kendimi tanımış oldum azcık.Geç yazılmış bir yazı oldu ama ne demişler geç olsun ama güç olmasın;)