26 Eylül 2010 Pazar

MACERA DOLUYMUŞ HIIII

  • Rafet'in şarkıda söylediği "Macera dolu Amerikaaa, Amerikaaa" dan kasıt kaybolma korkusu olsa gerek! Bugün okula kendi başıma gittim.Neyse bindik bi alamete gidiyoz kıyamete mısrası dilimde bilet almak için yola koyuldum.Markete gittim ama bilet nerden alınıyo bilmiyorum tabi:) Saf saf etrafa bakıyorum.Sonra buldum bi hatun dedim " can ı take ticket? Weakly line :))) Hatun kız ok dedi ama 2 tane kart çıkardı. Bana bişey diyo, how diyo ben gerisini anlamıyorum :))Hayır başını anlıyayım derken sonun kaçırıyorum abi :)) Neyse sonunda anlaştık aldım ben biletimi.Bu seferde trene nerden binicem sorusu beynimi kemire kemire yollarda yürüyorum.Bin tane tren var.Yine yaklaştım bi kaç hatunun yanına" ekskuizmiii, ı want to go park st, which station? ahahah:)) Hatunun dediklerinin %50sini anladıysam öpüp başıma koyucam elimi yani:)) Yavaş konuşun beeeeeeeeee diye içimden haykırıyorum bu arada.Ben sorarak Bağdat'ı bile bulanlardan değil içindeki sesi takip ederek Bağdat'a ulaşmayı sevenlerdenim:)Gittim bi tane durağa "kız dedim ben park st gdicim burası o station mI" :)) Dedi yea, dedim ok tenks:DD Trene bindim herkes tip tip bana bakıyo.Bende camdan kendime baktım acaba bende bi tuhaflık mı var diye.Sonra burda da "başörtlüsün" Fatma dedim! Nedendir bilmiyorum sanki burda başörtüsü konusunda daha rahat hissedecekmişim gibi geliyodu.Ama insanlar dikkatli dikkatli bakıyolar.Neyse Türkiye'deki gibi rahatsız edici değil bunlarınki olsun :))
  • Trenden indikten sonra da hislerimi takip ederek caddeyi buldum :)) Berivan ile buluşup okula baktık.Sim cart ve priz olayını da halletikten sonra eve döndüm.Yanlız dönüş kısmında kafam karıştı.Orayıda yarın hallederim artık.Nerde binicem bilmiyorum :))
  • İnsanın tek başına kalması endişe verici ama işleri halledince de böyle bi "vayyy beee süperim" deyip kendini kahraman ilan edesi geliyor insanın :)) Yarın okul başlıyor.İlk gün sınava giricez.Umarım adamların ne dediğini anlarım.Beni tek endişelendiren anlayamamak :))) ı dont understand lafını çıkartın hayatımdan huleeeyyyynnnn:DD

24 Eylül 2010 Cuma

ESKİSİ AYŞEGÜL TATİLDE,YENİSİ FATMA BOSTON'DA :)

  • Bostan'dayım! Çok tuhaf bişeyler yaşıyorum ama farkında değilim.Tek farkında olduğum şey omuzlarım feci halde tutulmuş olması.Uçak yolculuğu igrenç bişeymiş.Berbat ötesi hatta.

  • Şu an yeni evimde kanepe üzerinde oturmuş yazı yazıyorum.Her yer yabancı, her şey ismini saklıyor benden.Taşıtlar, evler, sokaklar, mağazalar...
  • En başa dönelim şimdik.Sabahın köründe karga bokunu yemeden biz havaalanındaydık.Bi ara hiç gidemicez zannettim çünkü sürekli yanlış yerlere girdik.Berivan bizden geç geldiği için aynı yerde oturmadık.Hüzünlü bir ayrılış oldu benimkisi çünkü annem ağladı:( Çok zor bişeymiş başka bir yere gelmek.Yeni evime geldiğimde iki tane kız arkadaş vardı.Daha sonra işleri olduğu için onlar dışarı çıktı bende biraz yattım.Kalktığımda odama karanlık çökmüş ve evde kimse yoktu.İşte o an çok zor birşey olduğunu anladım.Kafamı kaldırınca tanıdık kimsecikleri göremedim!

  • Evdeki kızlar çok iyi.Evimiz eski ama güzel.Kendime ait bir adet masam bile var:))Gelir gelmez bavullarımı yerleştirdim.Onlar yerli yerinde olmadan benim kafamda dağınık oluyo.İstanbul-Londra istikametinde Yelda ve ben birlikte oturduk.Yanımızda bir adet Hintli çocuk vardı:) Behlül'ün kırmızı pantolonunun mavisindan giymişti!

  • Bi insan yol boyunca uyur mu? Uyur!Yelda ise uyur.Üçümüz yan yana oturduk yedi saat boyunca uyudu kız ya.Londra havaalanında biz bu işi kıvıramayacağız diye çok korkuyoduk.Ki öylede oluyodu az kalsın.Çanta kontrolü sırasında önümüzde olan Hintli aile sayesinde uçağı kaçırıyoduk.Adamlar 4 bavul yiyecek getirmiş aç aç bitmedi.Bir buçuk saatlik aktarma zamanımız doluyodu tabi bu arada.Biz panik içinde bilet kontrolüne gittik.Kadın demez mi uçak kapandı diye! Zaten bişeyde anlamıyoruz dediklerinden.Hızlı hızlı konuşuyolar.Koş koş bi hal olduk ama nihayetinde uçağa yetiştik.American airlines; al sana bir irenç ötesi daha! Bizim Turkısh Airlines varya solda sıfır bırakır onu.Dökülüyodu uçak.Yastık ve battaniye kokuyodu ama yemekler güzeldi:)Uçakta tek esmer olan üçümüzdük.Herkes bize bakıyodu tip tip:) Uzun mu uzun uçak yolculuğu nihayetinde Boston'da sonlandı ve yine parmak izi cart curt kuyruğuna girdik.Çok panik oldum ya adamın dediğini anlamazsam diye.Ki çoğunu anlamadım:) Bende var iki bavul ikisi de birbirinden ağır.Şu an omuzlarım, kollarım her tarafım ağrıyor :S Bavulları aldıktan sonra karşılama alanına gittik üçümüzüde aynı kişi evlere bıraktı.Aslında çok şanslıydık bugün onu farkettik.Çünkü hem Londra'da uçağını kaçırmadık hemde aynı kişi almaya geldi.
  • Ben buraya geldiğimde yetmez yeni bir anayasa istiyoruz forumu vardı.Katılamadığım için ok üzgünümm:( Üstelik facebook'tan baktım bir sürüde eylem hazırlığı var:( ben buraya gelince yapılır mı bu bana :S Aklıma takılan sorular içinde en güzeli bu.
  • Öffff... Herşey çok güzel olsun Allah'ım lütfen.Hemen alışmak istiyorum buraya.Gerçi sevdim burayı alıştım ama işleri kıvırmak lazım en acilinden.Bugünlük bu kadar yeter.Yorgunum dostlar yorgunum şimdiiii;)

14 Eylül 2010 Salı

ABBAS'TAN SONRA BEN DE YOLCUYUM

  • Nihayet bu konuda yazma zamanı geldi.Malumunuz "Abbas yolcu" bir yere gidecek olan insanlar için kullanılır.Ben de uzun zamandır bir yere gitmek için çabalayan ve nihayetinde Allah'ın izniyle sonuca ulaşmış bir yolcuyum.Artıkın 24 Eylül'den sonra sana Amerika'dan yazacağım. Bu zamana kadar hiç bir yerde gideceğimi ifşa etmedim. Facebook, twitter vb yerlerde "Gidiyorum he yoooo" tarzında abuk iletiler yazmadım.Çünkü dereyi görmeden paçayı sıvamak tarzım değildir:) Ailemdeki birçok kişi bile gideceğimi bilmedi uzun süre.Kimseye birşey söylemedim sır gibi sakladım :D Niye? Herkeste laf çok icraat yok. " Aman gitme, aman ne işin var, aman evlen daha nereye kadar okucan,aman da aman..." Ki duyduktan sonra aynen bunları söylediler.
  • Aslında benim yurt dışına gitmek gibi bir düşüncem yoktu.Nerden çıktı nasıl oldu bende bilmiyorum. Öylesine bi ajanslara gideyim, ee bu neymiş şu neymiş derken kendimi vize almak için sırada beklerken buldum:)
  • İlk başta bizimkiler beni kaale almadı.Babam ne evet ne hayır dedi.Beni boykot etti:) Annem her zamanki gibi "hayırlısı" dedi:) Abimse "evet ama yetmez" dedi:)Onun şartları vardı.Bende şartları uygun hale getirdim ve önlerine dosyaları koydum.Şimdi inşaallah Boston'a dil kursuna gidiyorum.Altı aylık olan bu dil kursunu uzatmayı ve çatur çutur ing konuşana kadar gelmemeyi düşünüyorum. Bakarsın master, sertifika programı yaparım kafam atarsa.Yani babamın tabiriyle; Bilgi Üniversitesi'nden mezun olupta ing bilmeyen! biri olaraktan bindik bir alamete gidiyoz kıyamete:)
  • Heyecanlı ve ürkek konumdayım şu an.Ayrıca sessiz moduna ayarlanmış gibiyim. Dokuz gün kaldı ve yapacak bir sürü şey var ama ben hala o uçağa binmeden gideceğime inanamayacağım sanırım. Her zaman olduğu üzere bu süreçte de insanlarla konuşmak bazen rahatlatıcı olabildiği gibi sıkıntı da verebiliyor. Kimi size destek olurken kimi köstek olma rolünün hakkını veriyor.İşte tam da bu yüzden bazen kimseye birşey söylemeden yolunuzda ilerlemek en iyisidir.
  • İlk defa ailemden bu kadar uzakta kalıcam.Kendi işlerimi kendim halledicem.Yemek yapmak, temizlik yapmak aynı zamanda ders çalışmak zorunda kalıcam.Normalde hazıra konardımda:) Farklı bir deneyim olacak benim için.Eminim çok şey öğrenicem.Çok insan tanıcam.Ama en önemlisi kendi başıma ayakta kalmayı öğrenicem.
  • 24. yaş gününü Boston'da geçireceksin deseler inanmazdım:) Hala inanamıyorum gerçi ama neyse... Çok şey yapmak istiyorum orda.Zaman zaman ailemin yanımda olmayacağını düşünmek bende endişeye sebep olsa da keşfetmek istemek heyecan verici.
  • Yelda, Berivan ve Ben ... Amerika maceralarımız 24 Eylül'den sonra sizlerle ;))
  • Dip not: Büyük konuşmak çok kötü.Ne zaman büyük konuşsam o başıma gelir.Bakınız: "Ben hayatta Amerika'ya gitmem.Ne o öyle herkes Amerika'ya gidiyo.Sanki başka memleket yok!" :))

13 Eylül 2010 Pazartesi

12.09.2010 HALK YÖNETİME EL KOYDU!

Üzgünüz birileri çok üzüldüğü için,
Üzgünüz birilerinin hakimiyeti sona erdiği için,
Üzgünüz kıçlarını yapıştırdıkları koltuklardan kalkmak zorunda kalacakları için,
Üzgünüz eğemenlik kayıtsız şartsız milletin olacağı için,
Üzgünüz demokrasi ve özgürlükler ülkesi olmaya yaklaştığımız için,
Üzgünüz halk yönetime el koyduğu için!
  • 12 Eylül 1980'den sonra 12 Eylül 2010 değişimin başlanğıcı olacak. Doğa ana bile birilerine mesajı verdi 12 Eylül'de: "Yağmurlu ve bulutlu günlerin ardından mutlaka güneşli ve parlak günler gelir.Güzel günler göreceğiz güneşli günler"dedi.Bugün 13 Eylül 2010 ve dünün aksine hava tüm gücüyle parıldıyor.Demokrasi ve özgürlüklere selam çakıp Yetmez Ama Evet diyor!

10 Eylül 2010 Cuma

BİR YEMİN TÖRENİ GEÇTİ ÜZERİMDEN !

  • Kalıba sokulmuş gibi hissettiniz mi hiç kendinizi? İstenilen şekli alıp uygun duruma geldiğinizde serbest bırakılmaya hazırsınızdır.Yok eğer istenilen şekil verilmemişse çöpe atılıp tekrar kalıba sokulursunuz istenilen şekle girene kadar.Ben kendimi ilk defa kalıba sokulmuş gibi hissettim.Birileri bana uygun şekle girmem için yapmam gerekeni söyledi!

  • 7 Eylül Salı...Abimin yemin törenine gitmek için ailecek yola koyulmuştuk.Başörtüm konusunda bana dayatacakları kalıbı bildiğim için törene katılmayacağımı, sadece abimi görmek için gittiğimi aileme bildirmiştim. Annem ve yengem ise abim önceden arayıp " Bonelerinizi ve iğnelerinizi çıkartıp fiyonk yapacakmışsınız!" dediği için hazır durumdaydı.Törenin yapılacağı yere ulaştığımızda arabanın içinde hummalı bir çalışma başlamıştı."Bonesiz ve iğnesiz nasıl başörtümüzü tutturacağız?" sorusu tekrar tekrar soruluyordu.Onlar uygun kalıba girmeye çalışırken ben sorularının cevabını sabit bir yere bakarak cevaplıyordum.Tören alanına gitmek için öncelikle güvenlikten geçmek gerekiyordu.Bunun için kadınlar ve erkekler ayrı ayrı sıraya girmişlerdi. Sırada başörtüsüyle istenilen şekle girmemiş kadınlarda vardı.Bende onlardan cesaret alarak sıraya girdim. Herhalde sorun çıkmayacaktı! Bir umutla sıraya girdiğimde sinir bozucu o sesi duydum:" Lütfen başörtülerinizi iğnesiz fiyonk şeklinde bağlayın".Sıradan çıkmıştım.Dayımın ve babamın yanına gidip törene katılmayacağımı söyledim. Benden farklı düşüncelere sahip olan babam " Girmeyecektin niye geldin?Gir şu sıraya..." diye bağırdı.Çaresiz bir şekilde ve "belki..." diyerek sıraya girmeye gidiyordum ki ön saflardan iki erkek "Bunlarda artistlik yapıyolar işte" dedi. İlk başta dediklerini idrak edememiştim ama sonradan bana söylediklerini anlamıştım.Öfkeli, hırçın ve asla! diyerek sıraya girdim. Tam bana sıra gelmiştiki görevli olan asker " Bayan lütfen başörtünüzü fiyonk yapın" dedi. Emir veriri gibi bana bunu söyleyen askere "yeter artık" diyen gözlerle baktım.Aslında öfkemi ve kızğınlığımı anladığını gözlerinden okuyabiliyordum. Bakışlarımı üzerinden çekip bonemi ve iğnemi çıkarmadan sadece başörtümün uçlarını bağladım.Ne olursa olsun daha fazlasını yapmayacaktım. Duygularım birbirine girmişti.İlk defa böyle hissediyordum.Vücudum karıncalanmış, ellerim titriyor ve gözlerim dolmuştu.28 Şubat sürecinde başörtülü kadınların yaşadıklarını şimdi anlıyordum herhalde.O anda aklıma ilk gelen ikna odaları olmuştu.Sanki bende o odadan çıkmış ve istenilen kalıba girmiştim! O güvenlikten geçmek bana yıllar gibi gelmişti.Geçer geçmez başörtümü eskisi gibi bağladım.Dışarı atsalar bile törene böyle girecektim. Birçok başörtülü kadında başörtülerini eski haline döndürmüştü güvenlikten geçtikten sonra.
  • Aslında genç kadınların başörtülerinin şekli onları daha çok ilgilendiriyordu. Yaşını almış kadınlarla fazla ilgilenmediler! Çünkü tehlikeli olan bizlerdik!Ama bizlerde köprüyü geçene kadar ayıya dayı demek zorunda kalmıştık.Tören alanına girdiğimizde öfkem geçmediği için yerimde duramıyordum. Sürekli söyleniyordum.Rütbeli askerler önümüzden geçiyor, herkes alkışlıyor bense kendimi zor tutuyordum. Gururları kırılan başörtülü kadınlar da hala onları alkışlamaya devam ediyordu! Milli duygular bir güzel okşanıyor, üzerine evlat sevgisi ekleniyor ve annelere "hadi şimdi evladınız için başörtünüzü şöyle bağlayın" deniliyordu.

  • Uzun konuşmalardan sonra askerlerden biri gençliğe hitabeyi okumak için kürsüye gelmişti.Hitabenin şu kısmı okunurken:"...memleketin dahilinde iktidara sahip olanlar gaflet ve dalalet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri şahsi menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler.Millet, fakru zaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir..." salonda alkış koptu. İktidar Akp idi ve Atatürk mesajı vermişti! Bu iktidar gaflet ve dalalet içindeydi. Halk uyanık olmalıydı. Tam da referandum zamanı heyecanlı hayırcılar bu sözler üzerine alkış üzerine alkış patlatıyordu. Üstelik bunu yaparken nasıl gördündüklerinin farkında bile değillerdi.Ağızlarından salya akan köpekler gibi saldırgan görünüyorlardı. Sadece belli fikirlerin özgürce var olabildiği o salonda bizler mecburi olarak oradaydık.Bizim ve bizimle aynı fikre sahip olan erlerin bir önemi yoktu. Onlar HAYIR deyip alkışlayabilirlerdi ama bizler EVET deyip alkışlayamazdık.Çünkü evlatlarımız ellerindeydi! Karşıt görüşlü kişiler orada onlara birşey yapabilir korkusuyla kimse sesini çıkartamıyordu.
  • Konuşmalar sırasında "Evlatlarınızı davul zurnayla askere gönderiyorsunuz.Onlar bu vatanın kahramanları.Gerekirse ölürler öldürürler.Atatürk,onun yoluna canımız feda.." şeklinde cümleler de kurulmuştu.Analar, babalar, eşler... askere davul zurnayla göndermek zorundaydılar.Onlar bu vatanın kahramanları evet.Peki ya ölürler, öldürürler? Ölmüyorlar öldürülüyorlar! Üstelik göz göre göre. Marşlarında "Vatan sana canım feda" diyorlar.Canlarını feda etikleri ise vatanları değil, vatan hainleri oluyor!
  • Başörtülü kadınlar o salondaydılar ama eksik ve yaralıydılar! Allah Allah nidalarıyla savaşa giden ordu Allah'ın emri olduğu için başını örten kadınları "peygamber ocağı'na" almıyordu! Peygamber ocağına peygamber ümmetinden bazıları giremiyordu. İçerisinde mescit olan ve askerlerin izin aldıkları sürece namazlarını kılabildiği bir askeriyede yıllardır bizi mahkum eden körelmiş zihniyet emir komuta zincirinde uygulanmaya devam ediyordu! Anlayacağınız yaman çelişkiler peşi sıra birbirini kovalıyordu. Genelkurmay birkezde yıllardır devam eden bu "yemin töreni" olayları için başörtülü annelere basın açıklaması yapsın.Çünkü onlarda şu sorunun cevabını arıyor:" Bizi içeriye bonemizle ve iğnemizle almayan ordu çocuklarımızı neden askere alıyor?" !!!

6 Eylül 2010 Pazartesi

BENİMKİSİ GECE ÇİZİTTİRMESİ

  • Uyku düzeni altüst olmuş bir genç olarak sesleniyorum size şu anda :) Ramazan geldi geleli sahur saati gelmeden uyuyamıyorum.En gıcığıda yatsan bile uyuyamıyosun ve yatakta bir o tarafa bir bu tarafa dönüyosun ya.İşte en kötüsü o :)) Yine bir uykusuzluk hali var üzerimde ve bişeyler çizittirmenin tam zamanı.
  • Bugün yoğun bi gündü ama güzeldi.Sabah kalktım, dişlerimi fırçaladım, kahvaltımı yaptım.Annemle alışverişe gittik.Bana oyuncak aldı.Sonra eve geldik, yemek yedik... :))) İlk cümleden sonra ilkokul moduna geçtim hemen düzeliyorum. Evet yoğun bi gündü orayı geçiniz.Güzel yerine gelelim hemen günün.Kuzenlerle iftara gittik bugün.Beşiktaş'ta Dürümce'ye.Gitmediyseniz tavsiye ederim çok lezizce bir yer.Tıka basa yedim midem altüst olmuş durumda.Herşey birbirine girdi.Yemek+tatlı+çaydan sonra nargile+ice tea+dondurma !!! Yetmez ama Oha :) Olsun ama çok güldük.Dürümce tıklım tıklımdı ve bizimle ilgilenen garson komediydi.Masada üç tane başörtülü kızdık.Garson gelip:" Şurası imamhatipli burası düz heralde" dedi:S Garsona salak mısın bakışı fırlatacaktımki Pınar'ın açıklama yaptığını farkettim.Meğer bizimki adam "öğrenci misiniz?" diye sorunca öğrenci indirimi yapacak zannetmiş:))) Ben faydalanamayacaktım ama :S
  • Dürümce'de uzun zamandır künefe yemek istiyodum ve yedim.Oh misss gibiydi.Hayatımda yediğim en güzel künefeydi.Meşhur Hatay künefesiymiş.Şiddetle tavsiye ediyorum( şiddetle nasıl tavsiye edilir anlamıyorum.Demet Akalın'ın şarkıda dediği "edepsiz baskıyı" anlamadığım gibi) Bir tavsiye daha.Yolunuz eğer Çengelköy'e düşerse Bu&Bu dondurmacısından dondurma yemeden evinize gitmeyin, yastığa başınızı koymayın:) Çok reklam koktu bu yazı...
  • Beşiktaş'ta bugün hayırcı ve heyecanlı gençler sokakta tiyatro gösterisi yapıyordu.Oyunun adı "kuklanın kuklaları" idi. Görseniz nasıl basit, nasıl ucuz...Kelimeler, laflar, cümleler hepsi sahte! Bir grup hiç bişeyden haberi olmayan takımda etraflarına toplanmış şakşakçılık yapıyor. Birileri şunlara ne kadar komik göründüklerini söylese artık çok iyi olacak!
  • Günün bombası sadece tiyatro oyunu değildi. CHP'nin afişindeki yazıydı bide: Yandaş yargıya hayır! Nasssiiii? Şimdiki yargı kimin yandaşı acaba? Chp'nin içinde otladığı bahçenin sahibi değil mi onlar?Sürünün has koyunlarından değil mi onlar? Biz mi yıllarca yargının verdiği kararları yanlış anladık yoksa CHP'mi yandaşlığı yanlış algıladı?
  • Biri bunları durdursun yoksa akıl sağlımızı kaybedicez.Bu kadarda göz göre göre yalan söylenmezki kardeşim.Bide bir takım boyacı ve yumurtacı takımı bunlara inanıyor ya ben ona daha çok şaşırıyorum. Bunlar böyle olduğu sürece bize durmak yok şaşırmaya devam...

Dipnot: Sevgili adsız yazım hatalarını sana havale ediyorum.Bir zahmet edit...

5 Eylül 2010 Pazar

YUMURTA KOKAN ZİHNİYETİNİZİ DE ALIN GİDİN!

  • Dün enteresan bi gündü.Mutluysamnehoş ve kuzenimle birlikte yetmez ama evet platformunun İstanbul'da ikinci kez düzenlediği toplantıya gitmek üzere yola çıkmıştık.Ben ve Ayşe çok heyecanlıydık çünkü ilk defa birlikte bir organizasyona katılacaktık.Konuşmacıların süper kişiler olmaları da heyecanımıza heyecan katıyordu aslında. Saat 15.00'da Akm'nin önünden Square otele doğru yola çıktık.Erkenden gidip en ön sıralara oturmamız lazımdı:) Öylede oldu.En önün bir arkasına oturmuştuk:)) Konuşmacıları göz hapsine alabilirdik buradan :)) Salon 16.00'a doğru dolmaya başladı.Avi Haligua'nın moderatörlüğünü yaptığı panelde ilk sözü Adalet Ağaoğlu almıştı.Acayip sempatik bi hatun.Saçlarına bayıldım,gidip yanaklarını sıkasım gelmişti:)Sık sık Osman Can'a takıldı Adalet Hanım. Sırayla bütün konuşmacılar söz aldı daha sonra.Osman Can, Şenol Karakaş, Alev Erkilit, Cafer Solgun, Mustafa Şentürk,Yıldız Önen, Ahmet Kekeç, Garo Paylan, Turgay Oğur...

  • Osman Can hayranlığımız tavan yaptı panelde.Acayip bir karizma var Osman Can abimizde:)) Şenol Karakaş her zamanki gibi heyecanlı ve coşturucu bir konuşma yaptı. Pınar'ın okuldan hocası Mustafa Şentürk'te oradaydı.Çok efendi biri.Çok sevdim kendisini. Asıl bomba ben hayran olduğum birini gördüm. Tam önüme oturdu gelip: Mehmet Baransu:)) Taraf'ta yaptığı haberler ile ve Karargah kitabıyla gönlümde taht kurmuş olan Baransu'yu görünce heyecan doruğa çıktı bende :)) Konuşmacılardan hangisine bakacağımı şaşırdım valla:) Osman Can'a mı, Turgay Abi'ye mi, Mehmet Baransu'ya mı ... :))

  • Muhteşem insanlar konuşmalarına devam ederlerken sağ tarafımızdan bir arkadaş kalkıp söz almak istedi. Fakat panelin konseptinde böyle birşey yoktu. Avi müdahale etti ama çocuğun susacağı yoktu.İlk başka hiç birşey anlamadım ama sonradan o "arkadaşın" provakatör olduğunu çaktım çünkü azdılar bi anda.Aralardan birkaç kişi daha fırladı. Ortalık bir anda karıştı. O sırada ben konuşmacılara doğru bakıyordumki havadan iki yumurta uçarak Osman Can, Adalet Ağaoğlu ve Şenol Karakaş'a isabet etti! Neye uğradığımızı şaşırmıştık. Aradan çıkan bir kız konuşmacıların önündeki masayı devirmeye çalıştı. İnsanlar birbirlerini itip kakmaya başladı.Salondan dışarı çıkartıldılar ama uzun bir süre sesleri kesilmedi.Tekrar salona girmeye çalıştılar.Avi paneli tekrar başlatmıştı ama dışardaki sesler bizi güldürmeye devam ediyordu. Hayatında ilk defa böyle birşeye maruz kalan Adalet Hanım şoke olmuştu. "Şu ömrümde şunu da yaşadım ya... " dedi.

  • Şenol Abi'nin tişörtü yumurta içinde kalmıştı.Sempatik ve espirili olan Şenol Karakaş yine bir muzurluk yaptı ve yumurtalı tişörtünü çıkartıp yetmez ama evet tişörtü giydi:))
  • Tam bir ergenus gibi davranan bu çakma kominist ve solcuların attıkları yumurtalar bizi sadece güldürdü. Canımızı sıkan ise yumurta kokan zihniyetleriydi. Kendilerinden yaşça çok büyük olan, saygı duymaları gereken bir kadına( Adalet Ağaoğlu) yumurta fırlatmışları. Ne kadar saygılı gençler olduklarını birkez daha göstermişlerdi!
  • Onların muhtaç oldukları kudret damarlarındaki "asil kanda" ve ellerindeki yumurtalarda mevcut! Bundan öteye gidemiyorlar. Gidecek yerleri, söyleyecek yalanları kalmadı.Paslaşacak alanları daraldı.Bunlar beyhude çırpınışları.Bu yüzdende saldırganlıkta sınır tanımıyorlar.
  • Biz de 12 Eylül'de kudretimizi bir kez daha göstereceğiz.Yumurta atarak değil, oy kullanarak insan gibi mücadelemizi sürdürmeye devam edeceğiz!
  • 13 Eylül'de Taksim'de inşaallah sonuç istediğimiz gibi çıkarsa kutlama var.Herkes davetlidir... (Yumurtacılarda)
  • Dipnot: Bu hayırcı takım çiftçiye böyle destek oluyo bunu da anlamış oldum:) Yumurta satıcısının yüzü güldü bunlar sayesinde.

3 Eylül 2010 Cuma

İNTERNETSİZ KALMIŞ BİR GENCİN HAYAT DAMARLARINDAN BİRİ KOPMUŞ DEMEKTİR:)

  • Üç günlük bir internet orucu tutayım dedim yedi güne çıkardılar usta.Kafayı yiyecektim resmen. Çin işkenceleri meşhurdur ya herkes "Aa bak bu Çin işkencesiymiş" der durur etrafta alın benden size yeni bi yöntem: İnternetsiz hayat! Ölmek gibi, hayatına darbe yapılmış gibi bişey.Abartmıyorum uygulayın görün:) Bir hafta boyunca Tekirdağ'da Tv manyağı olduk. Sabahtan akşama kadar dizi dizi dizi... Doktorlar dizisi 14.00'da başlıyor 19.00'da bitiyordu.Artık tıbbi terimleri öğrendim: "Hastanın durumu sıtabil hocam" :) Show, atv, star, kanal d ve fox bunlar arasında mekik dokuduk iftara kadar. Gazeteler desen bi o kadar boktan cinsten: Milliyet, habertürk, hürriyet.Adamgib köşe yazısı okumayı hasret kaldım. İstanbula gelince Taraf'ı didik didik ettim:)
  • Bu arada yedi günlük tatilimde proragandamı da yaptım yani. Yetmez ama evet stickerslarımı her yere yapıştırdım orda. Arabalara, evlere, kapılara,çöp kutularına... Muhtemelen hayırcı olan Tekirdağ bundan pek hoşlanmadı. Bazı stickerslar sökülmüştü çünkü:)Hatta yan komşumuz olan başçavuşun kapısına yapıştırmıştım ama gelir gelmez sökmüş:)) Gözü dönmüştür görünce heralde:) Ohhh canıma değilsin.Gece yürüyüşe çıkıyorduk ben o sırada milletin kapısına bacasına stickers yapıştırıyordum:)
  • İstanbulun sıcağından kurtulmamız beni mutlu eden tek nedendi. Bir aydan beri beklediğim 28 ağustos "yetmez ama evet" eylemine katılamadım Tekirdağ'da olduğum için. Aslında binbir türlü yalan söyledim bizimkilere :)ama baktım işin ucu bana dokunacak hemen başka bir yalan söyleyip olayı kapattım dizimi kırdım yerime oturdum :(( Telafi edicem en kısa zamanda bunu ama:)
  • Son günümüz süperdi amaaa. Kuzenlerle luna park yaptık. Hayatımda ilk defa balerine bindim. Bağırdım çağırdım ama laf olsun diye yoksa tırsılcak bişey değil. Gondolda apaçiler vardı kendiçaplarında eğlendiler yine.Eve döndüğümüzde sırtım, sağ bacağım kısacası bütün vücudum ağrıyordu.Morarmışta olabilir:))
  • Pazartesi gecesi yazıyordum aslında bu yazıyı. Eve döner dönmez sahura kadar pc başındaydık. Susamışız ya internete :)) Tam yazı yazıyordumki annem sahur hazırlıklarına başladı bende kapattım pcyi.
  • Çarşamba günü çok heyecanlı dakikalar yaşadım. Saat 05 sularında bol miktarda ateş ve karın ağrısı sebebiyle kıvranmaya başladım ve sabahleyin kendimi doktorda buldum. İki serum bir iğne yedim. Hatta az kalsın apandisten ameliyat oluyordum. Kıl payı kurtuldum.Kendisi bende çıkmadı:)) Gerçi annem beni ameliyat masasına yatırmıştı hatta ameliyat olacağım hastaneyi bile ayarlamıştı ama Allah'tan yırttık:)
  • Hayat damarlarımdan biri koptu ama yıkılmadım ayaktayım;)