29 Nisan 2010 Perşembe

SOSYALİST, FEMİNİST,MARKSİST MÜSLÜMAN !?...

  • Uzun zamandır yazamıyorum yine bunun nedeni; yazacak birşeyimin olmaması değil çok şeyin olması. Hangi birini yazsam diye düşünürken " Bu mevzular derin mevzular azıcık Google'a danış" dedim kendime ve sıcak bir konuya temas etmeye karar verdim.Mevzumuz geçenlerde bizim okulda da bir konferansa konu olmuş olan "marksizim ve din". Aslında biraz daha açarsak mevzuya sosyalizm, feminizm gibi akımlar ve bunların müslümanlıkla birleştirilmesi diyebiliriz...
  • Kürşat Hoca derste "Bir Müslüman aynı zamanda sosyalist ya da feminist olamaz mı?" diye sormuştu. Bunun üzerine birkaç başörtülü arkadaş "Hayır olamaz.Aslında öyle yaşayabilir ama Müslümanlık kelimesinin önüne Sosyalist, Marksist gibi kavramları getiremez.Çünkü bunların hepsi Müslümanlıkta var zaten." dedi.Esra ve Kürşat Hoca buna karşı çıktı ve olabilir dedi.Bende hem bu dersin hem de yakın zamanda yaşadığım bir olay üzerine bu konu üzerine birşeyler yazacağım. Fakat ne sosyalizm ne marksizim ne de feminizm üzerine derin bilgilere sahip değilim. Sadece bildiğim kadarıyla bir yazı yazacağım baştan söyliyeyim:) Yanlışlıklar olursa affola;)
  1. İslam ile sosyalizm aynı tarafta olduğunu söyleyebilir mi?
  2. Bir kimse müslüman iken aynı zamanda solcu olabilir mi?
  3. Bir solcu aynı zamanda Müslüman kalabilir mi?
  4. Sosyalist,feminist,marksist Müslüman olur mu?
Sorular çok derin valla.Blogum bunu kaldıramayabilir bence :)
  • Öncelikle ben kendi fikirlerimden bahsedeyim. Bence bir Müslüman kendini Sosyalist ya da feminist olarak tanımlamamalı.Çünkü insanları tanımlara sığdırmanın çok yanlış olduğu kanaatindeyim. Ben bir toplulukta kendimi "Selam ben Sosyalist, Feminist, Müslüman Fatma" diye tanımlarsam karşımdaki kişi Sosyalizmi, Feminizmi ne kadar biliyorsa beni de o kadar anlar. Kafasındaki tanıma sığdırmaya çalışır beni çünkü ben kendimi tanımlarken birilerinin ortaya çıkardığı o kalıba sığdırıyorum kendimi. Ayrıca böyle tanımlarsam Sosyalizmin ve Feminizmin doğru ya da yanlış bütün özelliklerini kabul etmiş oluyorum. Mesela, ben Ataerkil toplum yapısını eleştiren bir insanım aynen Feministler gibi. Mesela ben; hak, adalet, eşitlikten yanayım tıpkı Sosyalistler gibi. Ama kendimi Feminist ya da Sosyalist olarak tanımlamıyorum.Çünkü bu beni belli bir kalıba sokuyor ve etrafımdaki insanlar bile beni öyle tanımlar hale geliyor. Neden kendimi böyle bir kalıba sokayım! Neden birşeylere karşı çıkmak için illaki birilerinin kalıbına kendi kişiliğimi sığdırayım!
  • Esra Hoca "Neden Müslümanlık kavramını bu kadar dokunulmaz yapıyorsunuz.Yanına Feminist gelse ne olur" gibi bir laf etti. Bence bu dokunulmazlıktan değil. O kavramların hangi zeminlerden çıktığı ile alakalı bir mevzu. Örneğin, Sosyalizm sol bir zeminden çıkmıştır. Bu yüzden de bir Müslüman kendini Sosyalist olarak tanımlamak istemeyebilir. Evet, bir Sosyalist gibi yaşayabilir ama kendini öyle tanımlamak istemeyebilir. Zaten birçok kişi öyle bir hayat sürüyor ama kendine Sosyalist demiyor. Olayı ters çevirirsek eğer, mücahit kelimesi sağ kesime ait olan bir terimdir.Solcular devrimci kelimesini kullanır. Devrimci kelimesinin olmadığını düşünün ve bu insanlarda mücahitçi kelimesini kullanmak zorunda kalsın. Kullanırlar mı? Hayır. Benzerlikler olabilir, buna inanabilirler fakat kullanmazlar.Çünkü sağ bir zeminden çıkmıştır ve mutlaka farklılıklar vardır.
  • Gelelim Sosyalizm ve Müslümanlığın ilişkisine. Birçok kişi "Sosyalizm Müslümanlığın özünde var"diyor ve Soyalist Müslüman Gençlik diye platformlar kuruluyor. Sosyalizmin ezilmişlerin haklarını savunmak, eşitlikçi bir toplum gibi ilkeleri var. Evet bütün bunlar İslam'da da var. "İşçinin alınındaki ter kurumadan hakkını ver" diyen bir dinin emeği ve hakkı savunmaması düşünülemez zaten. Bütün bunlar tamam ama kafama takılan birşey var: Sosyalizm'de bildiğim kadarıyla devlet kontrolünde oluyor kişinin mülkü.Ve insanlar arasında maddi farklılıklar olmuyor. O zaman İslamın şartı olan zekat vermek noluyor? Aralarında maddi farklılıklar olmayan insanların birbirine zekat vermesine gerek kalmayacak o zaman. İşte burda Sosyalizm ve İslam ayrı düşüyor!
  • Sosyalizm konusunda Nurettin Topçu'dan yararlanalım biraz.Nurettin Topçu Sosyalist Müslüman olarak tanımlıyor kendini. Fakat Sosyalizm'i şu anki haliyle kaul etmiyor aslında. Onun Sosyalizmi biraz farklı. "Sosyalizmi kendi deyimiyle Anadolu millietçiliğine dayalı Müslüman Anadolu Sosyalizmiydi.Komünizmle bir alakası olmadığı gibi ona karşıydı. Sosyalizme düşmanlık önce onu doğrudan doğruya komünizmle karıştırmaktan ileri geriyor" diyor. Fakat bu bizim karıştırmış olmamızdan değil bence. Bu sosyalizm kavramının şu an geldiği noktadan kaynaklanıyor. Sonuçta İslami bir zeminden çıkmadığı için komünistler aynı zamanda sosyalist.
  • "Topçu'nun savunduğu Sosyalist sistemle faşizm arasında önemli uyuşmazlık noktaları da bulunuyor.Topçu, daha çok, Osmanlı devletinin kuruluşunda rol oynayan Mevlana ve Yunus'un manevi toplumculuğunu savunur.Faşizmde olan şiddet, liderlik kültü,dine karşıtlık,mekanizm ve teknoloi tutkusu Topçu'nun karşı olduğu eğilimlerdir." Bu alıntıya baktığımda kötü birşey göremiyorum fakat buna Sosyalizm de diyemiyorum. Sonuçta burada bahsedilen daha farklı bir sistem. O zaman kendime Sosyalistte diyemem çünkü bu kavramı değiştiriyor Topçu burda. O da diyemez bence bu yüzden.
  • Sosyalizmin tek biçiminin Marksizim olmadığını söyleyen Topçu, "İnsanların bir kısmının diğer kısmına köle gibi yaşması ruhi hürriyeti ortadan kaldırıcıdır.Bir zümreyi esir,öbürünü zalim yapan eşitsizlikten kurtulmak istiyoruz.Eşitlik ahlaki bir idealdir.Eşitlik merhamet davasıdır."Diyor. Evet, bende bütün bunlara katılıyorum ama bunlara inanmak ya da bunları savunmak için illaki kendimi Sosyalist olarak tanımlamam gerekmiyor.
  • Marksizim konusunu ise hiç anlamış değilim. "Din kitlelerin afyonudur" diyen bir adamı nasıl bir Müslüman rehber edinebilir. Yoksa Ali Şeriati'nin dediği gibi eğer kaderinize küser, "amaaaan başıma gelecekmiş gelmiş. Allah ne dediyse o olur. Boyun eğelim." Mantığından ötürümü din kitlelerin afyonu!!! Daha popüler diye İslam'a ait olan herşeyi sol zemin üzerinden tanımlama huyunuzdan vazgeçin lütfen!
  • Tarihsel zemine baktığımızda solun yanlış bir yöne saptırıldığını görüyorum.Uzağı da yakını da iyi görürüm:) Müslüman solcu, solcu Müslüman olabilir mi? Diye sorarsak eğer aslında olabilirdi! Fakat öyle bir hal aldıki solculuk, dinsizlik olarak tanımlandı. Solcuysan dinsiz olmalıydın.Ki büyük çoğunluk öyle idi. Solcular Kürtleri benimserken dindarları dışladılar. Ezilmiş Kürtleri savunurken, üniversitelere alınmayan başörtülü kadınları savunmadılar. Nerde kaldı onların hak, adalet, eşitlik, özgürlük kavramları.Sadece kendilerine benzeyenler için savunuyorlar demekki bu kavramları!
  • Bir başka meselede neden hak, adalet, eşitlik gibi kavramların sol cephede bu kadar ses getirirken sağın bu durumlara karşı daha sessiz kaldığıdır bence. Bir Müslümanın en dikkat etmesi gerek mevzu kul hakkıdır. Hakkı o savunmayacakta kim savunacak! Sol cephe dememin nedeni solun kendini dine karşı konumlamasındandır.Bana göre bir Müslüman zaten sadece sola aitmiş gibi gözüken o kavramları savunmak zorundadır.
  • Son zamanda sol din mevzusuna daha sıcak bakar oldu. Bence bu karşılıklı aslında. Sağ cenahta sola daha farklı bakmaya başladı. Bence kendini sosyalist Müslüman olarak tanımlayan ya da tanımlamadığı halde savunanların yeni bir oluşuma ve kavrama ihtiyacı var. İslamı duyarlılığı olan bir terime. Böyle olmadığı sürece ben kendimi solcu, Sosyalist Müslüman olarak tanımlamayacağım çünkü:) Benim tanımlara ihtiyacım yok. Müslüman kimliğim yeterlidir. Biz gerçekten Müslümanlığı gerektiği gibi yaşarsak yeterince soyalist oluruz zaten. Yeterki bize gönderilen kitaba hak ettiği değeri verip, özümseyebilelim...
  • Not: Nurettin Topçu'nun hakkında tırnak içinde yazılanlar alıntıdır:) Sadece sosyalizm, feminizm gibi kavramların üzerinde durulsa da bu bütün sol kavramların sağa iliştirilmeye çalışılması ile ilgili bir yazıdır:)
Devamı belki gelir;)


13 Nisan 2010 Salı

MÜSLÜMAN KADIN YANLIZ(mı)DIR...

  • Bu konu hakkında yazı yazmak istemiyorum aslında çünkü parça parça da olsa yazılarımda bahsettim. Fakat dayanamayacağım !
  • Müslüman başörtülü bir kadın çalışamaz mı? İş dünyası dediğiniz o dünyada var olamaz mı? Zor biraz.Aslında zor değil ama birileri yüzünden zor.Kim o birileri? Muhafazakar olan ve iş dünyasında bulunan erkekler!
  • Farkında mısınız bilmiyorum ama başörtülü kadınlar mücadelelerinde yanlızlar.Kendileri gibi düşünen erkeklerin çoğu onları bu mücadelelerinde yanlız bırakıyor. Mesela, başörtüsü eylemlerinde kaç kişiydi erkekler? Az, çok az! İş bulmak istediğinizde kaç tanesi arkanızda durdu? O da az! Çünkü onlar bu kadınların kendilerine ayak bağı olmasını istemiyorlar.Böyle olunca iş dünyasından dışlanıyorlar.İş bulamıyorlar.İyi de bizde toplum içinde dışlandık, bizde okuyacak okul bulamadık! Ama hiç bir zaman kendimizi inkar etmedik, başörtümüzü Allah'a şükür çıkartıp atmadık.
  • Dün google'da birşey ararken karşıma çıkan şuydu: Muhafazakar bir adam reklam ajansına başvuran kadınların vasıfları aynı olmasına rağmen başıaçık olanı aldı! Böyle örnekler çok. Hatta başı kapalı olduğu için eşlerini iş toplantılarına götürmeyen, fazla ortlıkta dolanmalarını istemeyen erkeklerde var. Şimdi bunların kimi desteklemesi lazım? Kendi gibi olanları mı kendinden olmayanları mı? Başörtülü bir kadının iş bulması zaten zor bir mesele iken neden sen onu değilde öbürünü tercih ediyorsun? Neymiş efendim muhafazakar erkekler kadınların çalışmasına karşıymış! Yok ya, o niye?
  • Karşılar çünkü kendi iktidarlarının sarsılmasını istemiyorlar. Ellerini taşın altına koyup, kimliklerini belli etmekten çekiniyorlar. Eğer bizleri işe alırlarsa foyaları! ortaya çıkar ya. "Müslümanmış olum o, namaz kılıyomuş, zaten başı kapalıları çalıştırıyo o" ... Sonra kim muhattap olacak bu laflarla.
  • Sinirliyim evet çünkü biz kadınların verdiği mücadeleyi erkekler vermiyor. Onların tuzu kuru! Yanlız bırakılıyoruz. Evdeki karının, annenin, kızının başı kapalı değil mi? Lafa gelince müslümanlar ama iş icraata gelince ortada bişey yok.
  • "Tesettürlü kadınları alamayız çünkü iş bağlamamızı engelliyorlar efenim."
  • Okuduğum röportajdaki kısım şuydu:
  • "Reklam ajansı sahibi muhafzakâr bir patron, kariyer ve eğitimleri denk iki genç kadının iş başvurusunu, başı açık olanı işe alarak sonuçlandırıyor. Bu örneğe şaşırır mısınız?
Bu çok gerçek ve yaygın bir realite.
  • Ama bunu yapan “Başörtüsüne özgürlük” diyen muhafazakâr bir erkek.
Şöyle düşünün. İş dünyasında başörtülüyü işe alırsa deşifre olacak. Oysa o deşifre olmak istemiyor, önyargıyla karşılaşmak istemiyor. Muhafazakâr erkekleri böyle davranmaya biraz da seküler dünya itiyor. ‘Başı açık ve kapalıya çifte standartta seküler baskının etkisi var’
  • Yapmayın. Bu durum onları aklar mı?
Muhafazakâr erkekleri aklamak anlamında söylemiyorum bunu. “Muhafazakârım, kendim gibi düşünen birini işe alayım” gibi bakmıyor mevzuya. Kapitalist dünyanın yaklaşımı içinde işini risksiz götürmek istiyor. Başı açık bir kadını sosyal ortamda birlikte çalışma imkânı açısından daha kolay buluyor. Muhafazakâr erkeklerin değişiminde Türkiye’deki seküler dünyanın baskıcı yaklaşımını göz ardı etmemek lazım. Erkeklerin başörtülü ve başörtüsüz kadınlara gösterdiği çifte standartlarda onların da etkisi var. Bunu yok sayarak muhafazakâr erkekleri eleştirmek doğru bir yaklaşım değil. Bu tespitlerimin hiçbirinde suçlayıcı değilim. Öyle bir yaklaşımı doğru bulmuyorum. Meseleye insanı anlamaktan bakıyorum. Dini, “Daha adil olmak” olarak gördüğüm için dindar erkeğin daha adil olmasını bekliyorum. Fakat şunu da söylüyorum; seküler dünyanın baskısı Müslüman erkekleri kompleksli yaptı. Burası bir realite. O kompleksin dışavurumlarıdır bunlar. "
  • Neymiş efendim deşifre olurmuş.Olsun nolur ki.Ama tabi bu cesaret ister o yoksa bilemicez!
  • Önyargıyla karşılaşmak istemiyorlar evet.Eeee biz önyargının babalarıyla karşılaştık.Yaftalandık!
  • Kapitalizm muhafazakar erkeği böyle yapmış! Olmayacak efendim.Herkes birbirini desteklerse böyle olmaz. Sende kendi iş çevreni oluştur o zaman.
  • Okulda da durum farklı değil. Mesela bakıyosun çocuk muhafazakar ama yanındaki kızlar aman Allah'ım. Bunu bir erkek arkadaşımıza sormuştuk ve bize şöyle demişti: " Evet öyle çünkü çevresindeki o kızları kaybetmek istemiyor. Onların yanında da takılmak istiyor" Maşaallah kimse çevresini kaybetmek istemiyor! Valla bizde çok şey istiyoruz ama Müslümanız yani sonuçta bazı isteklerimizi arka plana itiyoruz.İkiyüzlülük böyle olsa gerek!
  • Eğer müslüman kadın bir mücadele veriyorsa müslüman erkekte ona destek olmalı köstek değil! Zaten herşeyi kadın çekiyor.Okula alınmayan o, iş bulamayan o ! Sonra bu kadınlar dayanamayıp bu dünyada kabul görmek için örtülerinden ödün veriyorlar. Daha modern olmaya çalışıyorlar! Eğer daha modern olmazlarsa "tü kaka" olurlar çünkü!
  • Tabi cesaret edip müslüman kadının yanında olan erkeklerde var. Ama bir elin parmağını geçmez yani. Okulda, iş dünyasında her yerde durum böyle.
  • Artık bu mücadelede herkes bilinçlenmeli ve tarafından çekinmemeli!

11 Nisan 2010 Pazar

ÇATI MORDA İÇİ NE ?

  • Kabus gibiydi tüm günüm.Kafayı yedim yaaa.Sabahın köründe uyandım çünkü Mor çatı'ya gidecektim. Önceden gönüllü olarak çalışmak için başvurmuştum ve geri dönüş anca oldu.Bizde Yelda ile sabah 10 da olan toplantıya yetişmek için Taksim'de buluştuk. Allahım sabahın köründe aç karnına nar suyu içtim ve mideme ulaştığında İstiklal'de kıvranmaya başladım. Midem bulanıyordu ama başım dönmüyordu:D Yelda'ya söylediğim laf ise tam bombaydı: "Yelda poşet bul:)" Kız girdi bakkaldan poşet aldı ama Allahtan kusmadım:) Neyse içeri girdik kadın kapıda başörtülü birini görünce az buçuk bir şok yaşadı.Sonrasında insanlar gelmeye başladı.Saat 11 gibi toplantının başlamasıyla bazı kimlikler ortaya saçıldı. Herkes sosyalist-feminsit:) Ooo my goddd:) Ben neyim? Ne sosyalistim ne feminist! Neyse bize bir hikaya verdiler ve hikaye üzerinden konuştuk daha sonra.O hikayeyi sizinle paylaşacağım merak yok:) Saat 12.30 da mola verildi ve eğer verilmeseydi ben bunalıma gircektim. Çok sıkıldım yaaa. İnanılmaz sıkıcı bir ortamdı.Sanki herkes şiddet odaklı, erkek karşıtı. Toplumdaki ataerkil yapıya bende gıcığım ama feministte değilim. Gerçi feministliğinde bir sürü aşaması var onlara hiç girmeyelim şimdi.İkinci yarıda ayaklarım geri geri giderekten toplantıya girdik. Ben sus pusçünkü ortamı sevmedim.Kastı beni :) Sanki bişeyler beni itti.Anladım sonra ne olduğunu ama.Zekiyim ya:)

  • Bir süre sonra sığınma evlerini anlatmaya başladı kadınlar. Sığınma evlerindeki yaşam "komi" tarzıymış:)) Haydaaaaaaaaaa ne? Bende sabahtan beri "niye bu hatunlar politik duruş deyip duruyor" diyordum kendime ki anladım sonra.Komi yaşıyolarmış: Her yaştan çocuğa okula gitsede gitmesede yaşlarına göre para veriliyormuş. Kadınlara belli miktarda para veriliyormuş.Dışarı giderken akbil veriliyormuş falan filan. Sonrasında femisnit öncülerden biri demişki " 8 yaşına gelmiş bir erkek çocuğunu ben içeri almam" Yani 8 yaşına kadar no problem. Mor çatıdakilerde diyoki" biz 18 yaşına gelene kadar alıyoruz. Alt tarafı içerde birine aşık olur. Bacağına bakar ya da dikizler.Sonuçta bunlar normalde de olabilecek şeyler" Nasıl bir çelişki bu. Sen cinsel istismarı cinsel şiddeti önlemeye çalışıyosun ama o çocuğun yapabileceklerini bu kategoriye koymuyorsun! 18 yaşına gelmiş bi erkek çocuk o kadar kadının içinde ne yapabilir? Aşık da olur, tecavüzde edebilir, cinsel kimliği konusunda sorunlar bile yaşayabilir. Tam bir saçmalık anlayacağınız.
  • Şimdik gelelim hikayeye:
Ayşe'nin öyküsü
  • Ayşe genç bir kadındır.Ali, Ayşe'nin erkek arkadaşı, nehrin diğer tarafında yaşıyor.Ne yazık ki, nehrin üstündeki köprü sel yüzünden yıkılmış ve Ayşe'nin karşıya geçmesi için tek yol Hasan'ın teknesi.
  • Ayşe Ali'ye aşık ve nehrin diğer tarafından geçip Ali ile buluşmak istiyor.Bu yüzden kendisini teknesiyle karşıya geçirmesi için Hasan'dan yardım istiyor. Hasan kabul ediyor, ancak kendisiyle bir defalık beraber olma şartı koyuyor. Ayşe ümitsizlik içinde annesinin evine gidiyor ve onun tavsiyelerini soruyor. Annesi araya girerek olaya karışmak istemiyor. Ayşe'nin içinde bulunduğu durumu ve böyle bir kararın zorluğunu anlıyor ve hiçbir tavsiyede bulunmuyor.
  • Ayşe bir süre ne yapacağını bilemiyor fakat sonunda Hasan'la beraber olmaya karar veriyor.
  • Karşı tarafa geçip Ali ile buluştuğunda tüm hikayeyi ona anlatıyor. Ali çok sinirleniyor.En yakın arkadaşının önünde Ayşe'yi tokatlıyor ve gidiyor.
  • Ayşe olanlardan bir şey anlamamış ve çok üzgün bir halde kalıyor. Ali'nin en iyi arkadaşı Ayşe'yi destekliyor ve ona yardım ediyor ve beraberce oradan ayrılıyorlar.
SON
  • Şimdik bu hikayedeki karakterleri analiz ediniz:) Kim iyi kim kötü. Ama nedenlerini de açıklayın:) Sizi etki altında bırakmamak için ben konuşulanları daha sonra yazacağım:)
Birkaç ek soru daha:
  • Sizce Ayşe tecavüze mi uğramış oluyor bu durumda? Tecavüz ve cinsel şiddet arasında fark var mı varsa ne?
:))) mevzu derin şakaya almayın:DDD
Midem hala çok kötüüüö, bövvvvvvvvvvvvv:(( kusucam gibi:(((((
Not: Karar verdim mor çatı bana uyğun değil. Şimdiki adresim ak-der:) En azından birileri benden ya!

6 Nisan 2010 Salı

20 SORUDA FATMA :)

1)En sevdiğiniz kelime?

Barış ve adalet

2)Nefret ettiğiniz kelime?
Haksızlık, adaletsizlik, zulüm

3)Ne sizi heyecanlandırır?
Başarı

4)Heyecanınızı ne öldürür?
Adaletsizli, haksızlık

5)En sevdiğiniz ses nedir?
Yağmur sesi, tef sesi

6)Nefret ettiğiniz ses?
Tırnak sürtünmesi( ıyyy aklıma geldi)

7)Hangi mesleği yapmak istemezsiniz?
Reklamcılık :)

8)Hangi doğal yeteneğe sahip olmak isterdiniz?
Bir haftada 7 tane kitap bitirebilmeyi isterdim:) Böylece manyak bi kütüphanem olurduuuu.

9)Kendiniz olmasaydınız kim olurdunuz?
Anneannem olmak isterdim kesinlikle.

10)Nerede yaşamak isterdiniz?
Mekke

11)En önemli kusurunuz nedir?
Kinciyim kahretsin. Birde bir kere yamuk gördüm mü bir daha asla :)

12)Size en fazla keyif veren kötü huyunuz hangisi?
Saçmalayan insanlara dobra bir şekilde cevap vermem her ne kadar birilerini sinirlendirse de ben o yüz ifadesini görünce 4 köşe oluyorum:)

13)Kahramanınız kim?
Hz. Fatıma

14)En çok kullandığınız küfür?
Küfürler desek:) gerizekalı lan bu. Salak abi bu.Mal işte :)

15)Şu anki ruh haliniz nasıl?
Tatile girdim mutluyum:)

16)Hayat felsefenizi hangi slogan özetler?
Hayatta iki şeyi doğru seçeceksin: işini ve eşini :)

17)Mutluluk rüyanız nedir?
Güzel bir bahçede masanın başında ya da hamakta kitap okuyorum. Kalem kağıt yanımda, kulaklıklar kulağımda on numara takılıyorum:)

18)Sizce mutsuzluğun tanımı?

Huzur dolu bir hayat.

19)Nasıl ölmek isterdiniz?

Bu ara bu soruya çok takılıyorum. Savaşlar, depremler… Allah yatak ölümü versin. Başımda kuran okunsun, dilimde Allah kelimesi olsun.


20)Öldüğünüzde cennete giderseniz Tanrı’nın kapıda size ne söylemesini istersiniz?

Gülümseyerek “aferin sana” demesini ve cennetin kapısını göstermesini isterim:)