19 Mart 2010 Cuma

KURDISH MUSIC

  • İngilizcem süper ya artık başlıklar falan öyle olacak:) Blogumda müziklerde bir değişiklik yaptım görüldüğü gibi. İki tane Kürtçe müzik ekledim. Aynur Doğan ve Servet Kocakaya severek dinlediğim iki isim. Kürt olmamama rağmen Kürtçe müzik dinlemeye bayılıyorum. Alevi olmamama rağmen alevilerin o müthiş türkülerine ve saz çalışlarına bayılıyorum.Yunan olmamama rağmen Yunan müziğine bayılıyorum... Kısacası müziğin dili yok işte.
  • İngilizce birçok parçayı anlamamamıza rağmen dinliyoruz.Peki Kürtçe neden dinlemeyelim? Bugün yolda giderken ipoduma koyduğum Kürtçe şarkıları dinlerken tedirgin oldum resmen.Sesi dışarıya gidiyo mu acaba diye düşündüm desem ne dersin? Ortalık manyak dolu. Biri çıkıp bana orda bişey dese bende şarteller atar olacakları sen tahmin et:) Ben bu endişeyi sadece Kürtçe müzik dinlerken yaşıyorsam Kürtçe konuşan ya da Kürt olan birini düşünemiyorum. Suç bizi bu duruma düşürenlerde müziğin sesini kısan bende değil yeğen:)
  • Benim başıma değil ama ortaokula giden kuzenimin dershanede başına gelen bir olayı anlatayım hemen: Sosyal Bilgiler hocası birgün derste herkese memleketlerini soruyormuş. Sıra bizimkine gelmiş ve Erzincanlıyım demiş bizimki. Arkadan bir arkadaşıda ona şöyle demiş: "pis Kürt" !!! Bu nasıl birşey? Daha 12-13 yaşındaki bir çocukta bu nefret niye? Şimdi böyleyse ilerde nasıl bir hal alır bu nefret. Belliki ailesi ona birşeyleri öğretmiş ve onunda aklında Kürtler ve Kürtlük "pis" birşey olarak kalmış. Bizim kuzen bu lafın üstüne çok sinirlenmiş ve: "Ben Kürt değilim ve Erzincanlı olduğum içinde gurur duyuyorum" demiş. Duruma bakın.O da kendini savunmak zorunda kalıyor. Çünkü Kürtlükle suçlanıyor! Hrant Dink'in eşi Rakel Dink, O.Samast için "Bebekleri katil yapanları bulmak lazım" demişti.Burda da durum benzer aslında. Söyleyene değil, söyletene bakmak lazım. Küçücük, taptaze ve kardeşlik duygusuyla yetişmesi gereken nesil nefret tohumlarının üzerinde kök salıyor. Yazıkki birileride onları böyle besliyor, büyütüyor ve topluma rahatça "pis" diyerek yaftalayan bireyler yetiştiriyor.
  • Suç o çocukta değil.Suç onu yetiştirende! Peki, onu yetiştireni kim yetiştirdi? Onun annesini, babasını, annesinini annesini... Bu zincir böyle uzar gider. O zaman bir an önce bizim bu köhne, paslaşmış, birbirine girmiş, kördüğüm olmuş zinciri bozmamız lazımki daha fazla nefret tohumu yeşermesin!
  • Kısa kesiyorum çünkü bu konu zaten çok uzun bu bloga sığmaz...
  • Kürtçe müzik benden siz okurlarıma gelsin ;)

18 Mart 2010 Perşembe

ÇANTADA KEKLİK Mİ?





  • Başlık çok alakasız ama dikkat çekici kabul edin :) Ayy mimlenerek yazı yazmanın heyecanını yaşıyorum şu an mazur görün lütfen. Bu mimlenme olayını mutluysamnehoş başlattı Büşra devam ettirdi. Hergün kolumuza takıp dışarı çıktığımız o çantalarımızın içinde ne var acaba? Keklik mi? Yok artık o kadarda değil. Gerçi benim çantamda bir kuş sütü eksik ama :) Büşra ve Ayşe'nin çantası çok boş yaaa. O ne öyle çanta dediğin dolar taşar:) Bak şimdi benim çantada neler var?



1 adet defter

1 adet kitap

2 adet kalem

1 adet parfüm

1 adet el kremi

1 adet anahtar

1 adet flash disk

1 adet selpak

1,2 ya da 3 adet makyajsal eşya:)

1 adet mp4



  • Hava kötüyse ekstra malzemelerde çıkıyo tabiki:)) Boş ve küçük çantalardan hiç hoşlanmam.İllaki full olcak:) Pioki çantalar süpeeeerrrr.Bir yerde görürsem alıcam.Taksim'de satılıyomuş.Ama bildiğim kadarıyla fiyatları çok fenaa.129 ytl falan gibi :)))



  • Çantanında insan gibi dolu olanını severim yani :DDD

14 Mart 2010 Pazar

THE HURT LOCKER = OSCAR = ORHAN PAMUK = NOBEL

  • Bugün günlerden pazar ama ben cumartesiden bahsedicim.Uzun bir aradan sonra sinemaya gittim ya. Elimde olsa günde 2 ya da 3 kez sinemaya giderim heralde. Gençtürksell çıktı yeniden belki bu hayalimi şimdi gerçekleştirebilirim:) Aslında evden ay lav yu'ya gidicez diye çıkmıştık ama Capıtol'e gidince abim beyefendi " aaayyy hurt locker gelmiiişşş ona gideliim hemde 6 dalda oscar kızıııımmm" diye tutturdu. Bende sonrasında atacağı tripleri düşünerekten "tamam beee gidelim" dedim. Bi kere salon irenççti.  Neyse film başladı gayet gerilim, gayet korku, dikkat çekici geldi. Aman Allahım,o shit, fcuk o ne yaaaa o neee! Bildiğin Amerikan ordusu propagandası çıktı.Lan ben Nefes'e gitmedim sırf ordu, asker muhabbeti diye. Gittim Amerikan ordusunun içine bomba gibi düştüm resmen!
  • Filmi izledikten sonra kullanacağınız atasözünü söylüyorum: "aayyy yazık kızzz bu Amerikalılar ne kadar insancılmışşşş,sütten çıkmış ak kaşık bunlar ". Sieee!
  • Film Irak'taki Amerikan askerlerinden bomba imha uzmanlarının yaşantısını anlatıyor. Filme göre;
  • Askerler çok zor şartlarda çalışıyorlar.
Irak halkı sinsi ve arkadan vurur.Terörist onlar.
Amerikan askeri çok insancıl ve onlarında bir yüreği ve ailesi var.
Asker yapabileceği herşeyi dener ve yapabileceği birşey yoksa bırakır.Öyle boşu boşuna insan öldürmez.
Amerikan askeri kelle koltukta yaşıyor ve o zor şartlarda psikolojilerine zor hakim oluyorlar.Ne yapsalar yeridir yani!
  • Anlıcanız tam propaganda!
  • Film gerçekten çok ilginç özellikle bazı karelerde koptum. Mesela, bomba imhacı asker, canlı bomba olan bir adamı kurtarmaya gidiyor. Adam "Benim ailem var. Ben babayım nolur kurtar beni" diyor. İmhacı hemen üzülüyor ve tehlikeli olan adamın yanına yaklaşıp bombaya bakıyor. Bomba çelikten ve üzerinde bir sürü kilit var. Diğer askerler olmaz bu bombayı imha edemezsin derken o hayır diyor ve yinede deniyor. En sonunda o kadar kilidi açmak imkansız olduğundan bırakıyor ve adamın üstündeki bomba patlıyor! Sonua kadar deniyorlar yani lütfen dikkat.
  • Bi diğer komik şeyde, askerlerin kampında satış yapan bir çocuk var. Bomba imha uzmanı asker bu çocuğu çok seviyor ve birgün onu canlı bomba olarak kullanıyorlar ve adam onu böyle görünce yıkılıyor. Hatta katillerini aramaya gidiyor. Sanki çocukları onlar öldürmemişlerde biz öldürmüşüz!
  • Filmde beni en çok etkileyen sahne, askerin banyo yapma sahnesiydi. Niye mi? Adam üniformasıyla duşun altına girdi ve üzerinden kanlar aktı. Evet, gerçektende bunlar askeriyelerine geri dönüp akşam banyolarını yapınca ellerine ve bütün vücutlarına bulaştırdıkları günahlardan arındıklarını düşünüyorlar!
  • Filmin en güzel repliğine gelince, bu bomba imhacı Iraklı olan o küçük çocuğun katillerini aramak içi yola koyulur ve ona bir üniversite hocasının evini gösterirler. İçeri girer ve hesap sorar. Adam sen kimsin sorularının ardından ona şöyle der: "Yoksa sen cıa ajanı mısın? Ben evimde cıa ci görmeye alışkınım". Bu repliğin hemen ardından adamın karısı askeri gördü ve kafasına bir tane vazo indirdi.Adamın kafası bir güzel yarıldı. Ve ve ve ön sıralardan bir adam alkışlamaya başladı:) Gerçekteeeeen :D Adam protesto etti resmen.Aslına bakarsan bir taraftan kendilerini aklamaya çalışmışlar filmde bir taraftanda ne kadar psikopat olduklarını göstermişler. Metal müzik dinleyen, paso içki içen bir askerden ne beklenebilirki.
  • Asıl mevzu ne biliyo musunuz? Bu film Avatar'ı bile geçmiş ve 6 tane oscar almış! O myyy gooddd, ooo shittt, fck... Nasıl oluyor bu peki? Avatarın fersah fersah gerisinde kalabilecek bu film nasıl oluyorda ödül alıyor. Cevabı bende:)
  • Çünkü bu film katilleri överken Avatar katillere "siz katilsiniz " diyor. Avatar insanlığın halini gösterirken, Hurt Locker insanlıktan çıkmış olanları aklamaya çalışıyor. Amerikalılar, Amerikan ordusu onlar birer melek! Onlar birer insan! Ve onlar mecburen öldürüyor!Çünkü Iraklılar terörist!
  • Avatar; Amerika- Irak, İsrail - Filistin hatta Türkler ve Kürtlere bile gidebilecek bir mevzuya değindiği için haksızlıkları gözler önüne serdiği için birileri bundan rahatsız olmuş. Dolayısıyla ödüller Hurt Locker gibi saçma, gereksiz ve zerre kadar ödülü hak etmeyen bir filme gitmiş. Yani kim neyi överse ona göre ödül alıyor!
  • Orhan Pamuk Nobel ödülünü nasıl aldı peki? Sözde Ermeni soykırımını onayladı ve birileri onun gibi düşündüğü için Nobel'i çaktılar hemen. İşte Oscar'da da mevzu aynı. Birileri katilleri övdü, birileri katillere sövdü. Sonuç olarak ödülü katillere söven değil, katilleri öven aldı!!!

10 Mart 2010 Çarşamba

HEPİMİZ GRİPLİYİZ!

  • Burnumun içine birşeyler oluyor. Hafif bir acı, azmiktarda akıntı ve bir tutamda sümük bana grip olduğumu hatırlatıyor:)))
  • Grip oldummm! Çok normal ve insansı birşey evet ama benim 3 günlük bir tatilim vardı sadece. Onuda evde yatarak geçiriyorum gripten ötürü:((
  • IAA'dan sonra biraz tatil yapalım dedik. Çünkü cuma günü itibari ile okulumuz için kağıt israfını önlemek adına bir çalışmaya başlayacağız. Yine maraton anlayacağın. Bu arada abim o müthiş cvmi bir yerlere götürecekmiş. Hayret bişi, nereye götürüyosun oluuummm.O henüz açmamış bir çiçek gibi saf ve temiz bir halde beni bekliyor:)) Kirlenmiş bir cv değil o :DD
  • Hayatım, Büşra'nın deyimiyle inanılmaz "heyecanlı" ama ben yazacak birşey bulamıyorum. Neden mi? Heyecan değil, stres o yaşadıklarım çünkü! O kadar stresliyim ki yazacak halim kalmıyor akşam eve geldiğimde.
  • Bugün Özgür Açılım Platformu Akder'i ziyarete gidiyor. Ama ben gidemicem çünkü hastayım yoksa gidicektim yani:)
  • 28 şubat'ta Taksim'de eylemdeydim. Sanırım bundan bahsetmemiştim. Hemen anlatayım çünkü süpper bir eylemdi. Bağırmaktan sesim kısıldı. Üstelik en güzel sloganlar atıldığı sırada sesim kesildi. Tünel'den başlayan eylem meydanda bitti bu sefeeeerrrr! İlk önce darbe karşıtı ve ergenekon karşıtı sloganlar atıldı. Sonrasında baronun önüne gelindi ve "Adi baro" sloganı atıldı:) Ardından bil bakalım nereye gelindi? Chp'nin Beyoglu 'nda ki yerinin önüne gelindi. Bir anda 3-4 tane salak çıktı ve CHP bayrakları sallamaya başladı. O sırada atılan slogan şu : "Faşist chp, ırkçi baykal" :) Ve millet gaza gelip "Chp dışarı" diye bağırmaya başladı:) Salak bunlar ya zaten aşağıya inemeyeceksin ne diye pencereden artistlik yapıyosun! Neyse sonra meydana geldik ve sivil dayanışma platformunda bir abi ( adını bilmiyorum) kızının yaşadıklarını anlattı. Yanımdaki abi bir anda ağlamaya başladı! Hepimiz çok duygulandık tabiki. Bu sıradada atılan sloganlar malum " Başörtüye uzanan eller kırılsın, inanca saygı başörtüye özgürlük"...
  • Eylem sonrası ben "Bir daha asla" pankartımı çantamın içine koydum ve Taksim'de gezinmeye başladık Rukiye ile. Çok komikti:) Her geçen pankarta bakıyordu. Girdiğimiz dükkanlarda insanlar "O pankart ne? Eylemden mi geliosunuz" sorusunu soruyordu. Am en komiği bir turistin heceleyerek pankartı okumasıydı: " Biiir da-ha as-la ":)))
  • Eylemde hoşuma giden en güzel sloganlar:
Adi baro!
Faşist chp, ırkçı baykal.
Darbeci paşalar hesap verecek!
Faşizme inat kardeşimsin Hrant!
Çeneni kapa,çeneni kapa İlker başbuğ çeneni kapa!
İnanca saygı, başörtüye özgürlük!
  • Son olarak: Hepimiz Gripliyiz:)))))