9 Aralık 2010 Perşembe

FARELİ KÖYÜN KAVALCILARI

  • Ayaklarımı sandalyenin üzerinde tutayım en iyisi, benim yatağa kadar çıkar mı acaba?Kulaklarım onlar yerinde olur mu uyandığımda? :S:((( Birkaç gündür bu sorularla boğuşuyorum.Bu sorulara sebep olan şey ise evdeki fare! 2010'un Amerika'sında fareli evde yaşıyorum.Kendime inanamıyorum, evet ben aşmış olmalıyım.
  • Kaldığımız apartman çok eski bir apartmanmış.(Burda bütün apartmanlar eski. Yeni apartmanlar yok denecek kadar az onlarında kiraları çok yüksek)Evde 15 tane delik var desem yalan olmaz heralde.Bazı delikler ev sahibi tarafından kapatılmış ama neye yarar.Al işte çıkmış gelmiş yine.Oturduğumuz apartman eskisine eski bide oturduğumuz yer fareleriyle ünlüymüş.Tabi ben bunu evdeki fare vakasıyla tanıştıktan sonra öğrendim:( Faresiz ev yok burda.Eğer evinizde fare yoksa kesin çıkacaktır. Bizde yok diye havalara girilmez hemen.Berivan ile Yelda bizde yok diyolar mesela ama bence onlarda da olması muhtemel.Fare olayını öğrendikten sonra üzerine kafa yormaya başladım ben tabi.Neden fare olur? Kedi yok mu burda hiç? Evet yok! Dışarı çıktığınızda bi tane kedi göremezsiniz.Eğer görürseniz de kesin evden kaçmış bir kedidir o.Kediyi alıp götürürseniz 100$ kazanıyosunuz bide!Allahım kafayı yicem.Kediler evde niye? Evler fareli çünkü.Huleyn dışarı bırakın şu kedileri kesin çözüm olsun illaki evin içine mi girmeli fare.
  • Kırkaltıncı dairede oturuyoruz, en üst kat ama fare vakası ile karşılaşabiliyoruz.Çünkü millet o kadar piski yukarı kadar çıkıyo bunlarda:(((Ben bu F'nin sesini duyarak uyandım bi sabah.Bi baktım "hırtt hırtt" diye sesler geliyor.Resmen bişeyleri kemiriyo.Yatağın içinde hazır ol vaziyetini almışım sonradan farkettim bunu.O kadar korktumki hiç kıpırdamıyordum.Daha önce oda arkadaşım söyledi ama ben inanmak istemedim o kalorifer sesidir dedim.Meğer kız haklıymış:(
  • Diğer vakalar peşi sıra geldi daha sonra.Bir sabah salondaki dolabın içindeki bisküvileri yediğini keşfettik.Daha sonra arkadaşın yerdeki çantasının içine girip ordan bişeyler yediğini keşfettik.En sonki vakaları ise mutfaktaki halının püskülleri ve banyodaki fırçanın süngeri! Bunları bu kadar rahat yazabildiğime inanamıyorum.Geçen gün ağlayarak arkadaşın odasına gittim.Sinirlerim bozulmuştu.Işığı kapadığımız an odada sesler başlıyor.Yeme sesleri, birşeyler hareket ediyor onun sesleri... Kafayı yiyordum.Kaç kere ışığı açıp kapadım. Ben ışığı açıyorum susuyor, kapatıyorum başlıyor.Arkadaş kaloriferdir dedi.Bizim kalorifer akıllı kalorifer ya ışığa göre hareket ediyor!
Evde bir sürü kapan var kendisi hiç birine yakalanmamış.Ev sahibi desen iki hafta oldu hala yok ortalıkta.Adamlar alışmış, evdeki fareleri besliyolarmış düşünün artık.Bir arkadaşın evinden lağım faresi çıkıyo.Kızı evde kovalamış fare resmen.Ev sahibini arıyo ve adam "banane" diyor!!!Çıldırmamak mümkün değil.
  • Obsesif oldum artık.Her türlü ses karşı alerjim başladı.En ufak bi ses duysam hemen irkliyorum.Yanımdan bişey geçti gibi hissediyorum:(
  • Kaderde fareli evin sakini olmakta varmış.Üstelik ben bunları yazarken o farenin hala evde olduğunu da biliyorum.Çünkü halının bir kısmı daha yenmiş durumda ... :((((
  • Eğer o fareyi bir ele geçirirsem...Kapanda ölü bulsam bile evde infaz edicem onu tekrar:) Boynuna ip bağlayıp sallandırıcam:))
Allahıımmm nolur en kısa zamanda taşınabilelim :(((Sen işimizi kolay kıl...

30 Kasım 2010 Salı

NEWYORK'TA BEŞ MİNARE :)

  • Olay yeri inceleme ekibi olarak Newyork'a gidip Mahsun'un filmini yerinde eleştirelim dedik efenim.Uzun zamandır yazamayışımın nedenini buna bağlamayı çok isterdim ama malesef durum daha ciddi.Mevzu çok ama ben yazamıyorum yine!Kronik Fatma.Belirli periyodlarla bu durumu yaşıyorum.Thanksgiving(şükran günü) olduğu için dört günlük bir tatilimiz vardı.Bizde bu tatili değerlendirmek için Newyork'a gittik kızlarla.Beş minare aradık durduk gibi bir espiri yapmayacağım çünkü bu işi sevgili Lovemeorleaveme daha iyi yapıyor:))
  • Newyork'a indiğimizde "Boston köymüş ya" dedik.Bizim burası daha küçük bir yer ondan şehirde hissedemiyoruz kendimizi. Newyork'un İstanbul'dan tek farkı her yerin reklam panoları ile kaplı olmasıydı.Onun dışında kalabalık desen aynı,yollar desen aynı.Ama ulaşım irenç ötesi.Kaldığımız yerden şehir merkezine gitmek bir saat sürüyordu.2010'un Amerika'sında hala eski püskü trenler kullanılıyor.Hiç yakıştırmadık:)Üç günde yapabileceğimiz herşeyi yapmalıyız politikasıyla yola çıkan bizler, akşam eve döndüğümüzde yorgunluktan uyuyamıyorduk.İlk gün yorgunluktan bişey yapamadık.İkinci gün. Madame Tussauds müzesini gezdik.Ünlülerin balmumu heykelleri var müzede.Çok eğlendim.Müzeye gidip bu kadar eğleneceğim aklıma gelmemişti:)Müzedeki bazı ünlüler gerçeğe çok yakındı.Bol bol fotoğraf çekildik.Herkes abuk sabuk pozlar veriyordu.Mesela ben George Clooney ile el ele göz göze fotoğraf çekildim:)))Mıchael Jackson mu dersin, Malcom X mi dersin,Clinton mu dersin, Shakira mı dersin....İçerde hepsi mevcut:)))
  • Central Park çok güzeldi.O parkı gezince Türkiye'deki yazlık görüntüler aklıma geldi.Bizim milleti parkta mangal yapıp minderleri sermiş oturuyo şekilde hayal ettim:)) Vatan sevgisi işte:))Hardrock cafe, Broadway, Özgürlük anıtı, Metropolitan müzesi... derken üç gün sona erdi.Günün sonunda karar verdimki ben Newyork'ta yaşayamam.Çünkü çok kalabalık.Ben sakin yerleri severim.Mesela Eminönü'ne gitmeyi hiç sevmem kalabalık olduğu için.İnsanlar üstüme üstüme geliyo sanki.Ama Newyork kesinlikle akşamları çok daha güzeldi.Hava hiç kararmıyor çünkü şehir merkezinde her yer reklam panolarıyla dolu.Işıltılı bir hayat var gerçekten.Newyork'ta çok fazla siyah var.Hatta Malcom X caddesi bile vardı.Irkçılık yaptığım zannedilmesin aman.Gerçi blogumu takip edenler kesinlikle bunu benden beklemez ama ben yine de söyleyeyim:)
  • Newyork'a gittiğimiz ilk gün hemen bir Türk cafe bulup oraya kendimizi zor attık.Masal Cafe... Gözleme yedik, çay içtik.Benim için süperdi çünkü dışarda hiç bişey yiyemiyordum.Helal olmadıkları için anca marketten helal olan abur cuburlarla idare ediyordum.Midem altüst oldu dört günde.Sabreden derviş misali kendimi Masal Cafe'ye zor atıyordum her günün sonunda:))
  • Bitmek bilmeyen tren yolculuklarımız çok komik oluyordu.Sabahın köründe yola çıkıp trende uyuyorduk:)
  • Buraya gelince Türkiye'de markaların bize ciddi kazık attığını hissettim yanlız.Tımberland Türkiye'de 250-300 ytl, burda 55$.Tommy saatler 300'den başlıyo, burda 70$ !!! O yüzden sosyete Amerika'ya gelip alışveriş yapıyomuş hacı:)) Burdan alıp Türkiye'de satsam mı acaba.Ticarete başlıyorum en kısa zamanda.Para kazanmak şart hayat pahalı.
  • Türkiye'deki siyasi olayları takip ediyorum ve katılamadığım her eylem için içim gidiyor.En son başbakan protesto edildi.Onu protesto edip, pankart açan öğrencilere 15 ay hapis cezası verilmiş.Genç Siviller'de " Şiir okumak 4 ay, pankart açmak 15 ay" diye bir bildiri yayınlamış.Başbakan birçok grubun yaptığı eylemler karşısında"Ben kimse için suç duyurusunda bulunmadım.Herkes fikri ne olursa olsun açıkça beyan edebilmeli" demiş. Yaptıklarıyla çok çelişkili.Karikatürleri bile kaldıramayan biri olarak bu cümle olmamış.Herkes fikrini söyleyebilmeli, yazabilmeli.Eğer hakaret varsa o zaman git davanı aç.Ama bunu alışkanlık haline getirmek zararlı olan. Mesela, Penguen sürekli başbakan ve Akp ile ilgili karikatürler yapıyor.Demokrasiden nasibini alamamış olan bu derginin başka eğlencesi yok.Başbakanın yerinde olsam dava açmak yerine onların diliyle cevap veririm karikatürlere.Mizahın en çok yakıştığı şey siyaset ne de olsa.Neyse, bide Wikileaks çıktı herkes altüst oldu ya.Bu Amerika'da hiç action yoktu.Wikileaks çıktı kıpırdama oldu:)Burda en fazla trenlerde gençler olay çıkartıyo, birine tren çarpıyo ... o kadar.Piskopat gördüm kendimi şu an:S Türkiye gerçekten başka.Gün geçmiyorki ülkemizde bir gariplik yaşanmasın:))Olsun ben şimdi o gariplikleri bile özlüyorum.Ama en çok sevdiğim insanlarla Kale'de kahvaltı yapıp Lokma'da yemek yemeyi özledim:S Ailemi de özledim ama sanki bunları daha çok özledim gibi geliyor:)) Burcumun özelliği dostluklara çok önem veriyorum ne yapabilirim.Sağlam dostluklar benim için çok önemlidir.Herkese arkadaş demem herkese dost hiç demem:))
  • Son olarak bana One Lovely Blog ödülünü veren İç Ses'e çok teşekkür ediyorum.Çok sevindim görünce.Daha önce ödül almışmıydım acaba hatırlamıyorum bak.Ama ödül almak güzelmiş.Her zamanki gibi teşvik edici bir özelliği var.Sadece ödül değil dua da istiyorum ama;)
  • Take careee...
  • Aklımda birikmiş olan diğer yazılar inşaallah...

30 Ekim 2010 Cumartesi

HARAKİRİ UYGUN MUDUR?

  • Biri Kılıçdaroğlu'nu durdurabilir mi acaba? Dün, gece gece sinirlerimi bozdu yine seviyesiz açıklamalarıyla. Paşabahçe Devlet Hastanesi'nde işten çıkartılan bir kadın bir kaç gündür eylem yapıyormuş ve Kılıçdaroğlu'da ona destek olmuş. Başbakan Erdoğan'ın köşkteki resepsiyonda kendisi ile ilgili sözlerinin sorulması üzerine Kılıçdaroğlu "Sayın Erdoğan konusunda bir yorum yapmak istemem. Siyaseti ondan öğrenmek istemem. Onun siyaseti ile benim siyasetim arasında fark var. Ben hak arayanların yanındayım. Halktan, emekten yanayız. O sıcak paranın, rantiyenin yanında. Yüreği varsa, bana laf yetiştireceğine televizyonda tartışır. Ama yüreği yetmez. O kendi yandaşlarının yanında konuşur. Dönüp bir baksın bakalım Türkan Albayrak'ın durumu nedir. Bir insan hakkını arıyor diye kapının önüne atılıyor. Acaba vicdanı sızladı mı? Onun siyasetine ihtiyacım yok." demiş.
  • Herşey o kadar açık ve netki üstüne konuşmaya bile gerek yok aslında. Fakat hazmedemiyorum.Böyle bir adamın bir siyasi partinin başında olması ve çıkıp birilerinin bu adamın partisine oy vermesi gerçekten anlaşılır gibi değil. Çelişki dolu laflar, bol miktarda palavra ve yüzsüzlük dolu bir paragraf.
  • "Ben hak arayanların yanındayım.Halktan, emekten yanayız."demiş.Biz yıllardır okul kapıları önünde ne arıyoruz? Başımızdan düşürdüğümüz toplu iğnemizi değil ayaklar altına alınan gururumuzu ve hakkımızı arıyoruz.Ezip geçerken farkına bile varmadığınız, emek derken yıllardır verdiğimiz emeği hiçe saydığınız hakkımızı arıyoruz.
  • "O kendi yandaşlarının yanında konuşur.Dönüp bir baksın bakalım Türkan Albayrak'ın durumu nedir" demiş.Sen ve senin gibiler dönüp hiç arkanıza baktınız mı biz okul kapılarında eylem yaparken.Kaç tane Türkan geçti sizin gözlerinizin önünden. Kör olduğunuz ve asıl siz sadece kendi yandaşlarınızı gördüğünüz için ne sesimizi duydunuz ne de bizi gördünüz.
  • "Bir insan hakkını arıyor diye kapının önüne atılıyor.Acaba vicdanı sızladı mı hiç?" demiş. Bu ülkenin kadınları hakkını arıyor diye okullarından sınıflarından atılmadılar mı? Türkan'a yakıştıramadığın o kapı önleri bizim meskenimiz olmadı mı.Peki ya , sizin vicdanınız hiç sızlamadı mı? Sizdeki o vicdanın sızlaması için ya tekel işçisi ya da Türkan Albayrak'mı olmamız gerekiyor.Onlarda olup bizde olmayan nedir? Pardon! Bizde olup onlarda olmayan nedir demeliydim sanırım:Başörtümüz, daha dindar olmamız olsa gerek!!! Onlarınki hak vicdan oluyor bizimkisi şeriat.Onlar haklı oluyor biz haksız.Farkettiniz mi onlar ve biz ayrımını?"Bu ülke bölünüyor, halk ayrıldı" diye çığırtkanlık yapanlar, işte sizsiniz onlar ve biz ayrımına sebep olanlar.Haktan, adaletten ve emekten haberi olmayanlar dillerine bu lafları pelesenk etmiş bir kere...
  • Kılıçdaroğlu ve kendi gibi düşünenler; demokrasi, hak, adalet, emek kavramlarıyla kılıçlarını bileyip harakiri yapsa nasıl olur? Sonuç fiyasko olur! Çünkü onların hak,adalet ve emek kavramları körelmiş durumda.Ne bilenecek bir kılıç var ortada ne de bileyecek bir Kemal! Anca Önder'in savları ve Kemal'in mama tası...

20 Ekim 2010 Çarşamba

ANLATILMAZ YAŞANIRmış

  • Bugün Büşra'nın aldığı kolyeyi taktım okula giderken.Aslında normalde kolye takmayı pek sevmem fakat bu kolyemi çok seviyorum.Zaten topu topu iki tane kolyem var :)Mevzu kolyeler ya da kolyeleri ne kadar sevip sevmediğim değil aslında.Mevzu; bugün ben bu kolyeyi sadece Büşra'yı yanımda hissedebilmek için taktım.Canım hiç okula gitmek istemiyor keşke yanımda olsaydı.Saatlerce sohbet edip konudan konuya atlasaydık. O kadar çok özledimki onu,Zeynep'i,Açelya'yı...Birlikte paylaştığımız herşeyi özledim.

  • Burda senin dilinden anlayan birilerinin olması yetmiyor.Önemli olan seninle aynı şeyleri hissedebilen biri ya da birileriyle birşeyleri paylaşabilmek.Çok tuhaf bir hal...Paylaşmayı özlemek, dostlarını özlemek değil tuhaf olan.Apayrı dünyaların, apayrı bir kültürün ortasına fırlatılmak ve günler geçtikçe bunun farkına varmak! Kardeşler, akrabalar, dostlar, müslümanlar bile birbirlerinden çok farklıyken dini, dili herşeyi farklı olan bir yere alışmak gerçekten zor.Burda genel olarak insanlar çok pis bikere.Temizlik anlayışları kesinlikle sıfır.Geçen trende bir adam oturdu karşıma saçının bir bölümü birbirine yapışmıştı.Şok oldum öyle uzun uzun baktım adamın saçına.Aslında Boston alışılamayacak bir yer değil.Çok güzel ve çok pahalı:)))Fakat başka bir yer başka bir kültür işte.Adamlar buz gibi bir hava varken şort ve parmak arası terlikle dolanıyorlar dışarda.Bizse kışlık mont nerdeyse eldiven takıcaz:) Hatta duyduğuma göre kar yağdığında bile parmak arası terlik giyenler oluyormuş! Şu an trendeyim...Elimde defter yazı yazıyorum ve kimse ne yazdığımı anlamıyor!
  • Geçen gün evdeki kızlarla "my name is Khan" filmini izledik.Bollywood yapımı harika bir film.Fakat filmi Amerika'dayken izlemek tam bir hata.Çünkü 11 Eylül'den sonra yükselen İslamfobi'den bahsediyor.Filmde Khan'ın söylediği o meşhur lafı: " My name is Khan.I'm not a terrorist" her yerde söyleyesim geliyor.Hatta hoca ödev versede bende sınıfta bu filmi anlatsam diye içimden bile geçiyor.Ama yapamam heralde... Filmi kesinlikle izleyin,izleyin diye ayrıntıları yazmadım:))
  • Dün sınıfta grup çalışması yaparken Panamalı bir arkadaş Suudi Arabistanlı olan arkadaşla bana "Siz aynı dili konuşmuyor musunuz?" dedi.Oysaki ben her defasında "I'm from Turkey "demiştim.Üstelik Yelda ve Berivanla aynı yerden geldiğimizi ve arkadaş olduğumuzuda bilmesi lazımdı.Fakat anlamıştımki böyle düşünmesinin nedeni benimde başörtülü olmamdı.Sınıfta Türkiye'den dört kız var ama sadece benim başım örtülü.Diğer başörtülü kızlar da Arap.Dolayısıyla bende "Arap" oluyordum direk.Oysaki Türkiye'de müslüman bir ülke!Tahtaya kalkıp bütün sınıfa Müslümanlığı anlatasım geliyor bazen.Salı günü dersimize HR diye bir hoca geldi.İnanılmaz şeker biriydi.İsmimi sordu. Fatma dedim.Sonra da "Ooo biliyorum önemli bir isim.Muhammed'in eşi değil mi?" dedi:)) Ben düzelttim tabi hemen kızı diye:))
  • Derse gidesim yok diye haykırıyorum içimden ama tren hala ileriye doğru gidiyor.Ayaklarımda geri geri gidiyor.Bugün ingilizce duymak istemiyorum.Türkçe konuşmayı özlediğimden falan değil, aynı şeyleri hissetmeyi özlediğimden.Birşeyleri paylaşmayı özlediğimden...
  • Not: O an biriyle konuşmaya o kadar çok ihtiyacım vardıki kağıt ve kalem bana ilaç gibi gelmişti.Tren yazısı...

8 Ekim 2010 Cuma

HEY DOSTUM:)

  • Bu saat farkı beni gıcık ediyo.Sosyal mecrada sosyalleşmem için sabahın köründe kalkmam mı lazım illaki.Kalkmayınca böyle oluyo işte.Burda saat 11 orda saat 06.00 :S Yazasım da kalmadı artık ya ne sıkıcı hayat.Okula gitmek bitmek tükenmek bilmeyen bir işkence gibi.Üstelik ben bu işkenceyi içten içe seviyorum:)) Okul biter master,master biter doktora falan benim hayat böyle devam eder heralde:))
  • "Heyyy dostum o lanet olası koca poponu yerden kaldır ve bloguna yazı yaz" dedi içimdeki Amerikalı iç ses:)) İç sesim 2 haftada moda girdide:)) Beş gün boyunca yaptığım fix şey: Okula git, bilmem kaç saat ing gör, eve gel... Bu hafta azıcık sosyal olalım dedik ve okulun götürdüğü Korean Jazz Show gittik :))) Muhteşem bir konserdi.Kulaklarımın pası öyle bir silindiki bi daha geri gelmez o pas...Bütün enstrümanlara aşık oldum.Hele bir kadın çıktı sahneye aman Allahım o nasıl bir gırtlaktır yaaa...Mest oldum resmen.Çok güzel bir akşamdı dönüşte eve kadar yürüdük biraz Yelda ile.
  • Zaman geçtikçe çoğu şeyi özlediğimi fark ediyorum burada.Sonra "halbuki daha iki hafta oldu kızıııımm" diyorum.Mesela geçen gün uzun süredir ezan sesi duymadığımı hatırladım ve eğer saat çok geç olmasaydı pc den ezan dinleyecektim.Çok özledim ezan sesini.Kulaklarımdan gitmedi uzun süre hatırlamak istediğim o ses... Sanki hatırlamaya çalıştıkça o sesi ruhum kendi kendini onarıyordu.Uzun bir süre sonra seccadenin üzerinden kalktım ama içim çok kötü olmuştu.Bol bol şükretmemiz gerektiğini anladım o an.Türkiye'deyken şükrettiğim şeyler arasında ezan sesi hiç olmamıştı.Müslüman doğduğum için her zaman şükür ederdim ama ezan sesi hiç girmemişti şükür listeme!
  • Dostlarımı çok özledim.Yabancı arkadaşlarla konuşmak hiç zevkli değil.Herkes birbirine ing geliştirici bir yol olarak bakıyor bence.Yani başka ne olabilirki sonuçta doğru düzgün konuşacak bişey yok. Birde her kelimenin ingilizcesini bilmiyorsun ve muhabbet bi yerde sarıyo.Eeee bu kadar işte diyosun.
  • Bu ara kafam çok karışık.Master yapmayı düşünüyorum.Ama nasıl? Babama "Baba ben bu seferde master yapıcam sponsor olur musun buna da" demek istemiyorum.Biliyorum istesem babam tamam der ama ben söylemek istemiyorum.Kendim birşeyler yapmalıyım:S Burdaki arkdaşlardan biri de bence kesinlikle master yap dedi.Kafam çok karıştı.Yapmayı planladığım bir sürü şey var ama nereden başlayacağımı bilemiyorum şu an...
  • Allahım nolur sen karşıma hayırlı fırsatlar çıkar...Herşeyin hayırlısı olsun ...

26 Eylül 2010 Pazar

MACERA DOLUYMUŞ HIIII

  • Rafet'in şarkıda söylediği "Macera dolu Amerikaaa, Amerikaaa" dan kasıt kaybolma korkusu olsa gerek! Bugün okula kendi başıma gittim.Neyse bindik bi alamete gidiyoz kıyamete mısrası dilimde bilet almak için yola koyuldum.Markete gittim ama bilet nerden alınıyo bilmiyorum tabi:) Saf saf etrafa bakıyorum.Sonra buldum bi hatun dedim " can ı take ticket? Weakly line :))) Hatun kız ok dedi ama 2 tane kart çıkardı. Bana bişey diyo, how diyo ben gerisini anlamıyorum :))Hayır başını anlıyayım derken sonun kaçırıyorum abi :)) Neyse sonunda anlaştık aldım ben biletimi.Bu seferde trene nerden binicem sorusu beynimi kemire kemire yollarda yürüyorum.Bin tane tren var.Yine yaklaştım bi kaç hatunun yanına" ekskuizmiii, ı want to go park st, which station? ahahah:)) Hatunun dediklerinin %50sini anladıysam öpüp başıma koyucam elimi yani:)) Yavaş konuşun beeeeeeeeee diye içimden haykırıyorum bu arada.Ben sorarak Bağdat'ı bile bulanlardan değil içindeki sesi takip ederek Bağdat'a ulaşmayı sevenlerdenim:)Gittim bi tane durağa "kız dedim ben park st gdicim burası o station mI" :)) Dedi yea, dedim ok tenks:DD Trene bindim herkes tip tip bana bakıyo.Bende camdan kendime baktım acaba bende bi tuhaflık mı var diye.Sonra burda da "başörtlüsün" Fatma dedim! Nedendir bilmiyorum sanki burda başörtüsü konusunda daha rahat hissedecekmişim gibi geliyodu.Ama insanlar dikkatli dikkatli bakıyolar.Neyse Türkiye'deki gibi rahatsız edici değil bunlarınki olsun :))
  • Trenden indikten sonra da hislerimi takip ederek caddeyi buldum :)) Berivan ile buluşup okula baktık.Sim cart ve priz olayını da halletikten sonra eve döndüm.Yanlız dönüş kısmında kafam karıştı.Orayıda yarın hallederim artık.Nerde binicem bilmiyorum :))
  • İnsanın tek başına kalması endişe verici ama işleri halledince de böyle bi "vayyy beee süperim" deyip kendini kahraman ilan edesi geliyor insanın :)) Yarın okul başlıyor.İlk gün sınava giricez.Umarım adamların ne dediğini anlarım.Beni tek endişelendiren anlayamamak :))) ı dont understand lafını çıkartın hayatımdan huleeeyyyynnnn:DD

24 Eylül 2010 Cuma

ESKİSİ AYŞEGÜL TATİLDE,YENİSİ FATMA BOSTON'DA :)

  • Bostan'dayım! Çok tuhaf bişeyler yaşıyorum ama farkında değilim.Tek farkında olduğum şey omuzlarım feci halde tutulmuş olması.Uçak yolculuğu igrenç bişeymiş.Berbat ötesi hatta.

  • Şu an yeni evimde kanepe üzerinde oturmuş yazı yazıyorum.Her yer yabancı, her şey ismini saklıyor benden.Taşıtlar, evler, sokaklar, mağazalar...
  • En başa dönelim şimdik.Sabahın köründe karga bokunu yemeden biz havaalanındaydık.Bi ara hiç gidemicez zannettim çünkü sürekli yanlış yerlere girdik.Berivan bizden geç geldiği için aynı yerde oturmadık.Hüzünlü bir ayrılış oldu benimkisi çünkü annem ağladı:( Çok zor bişeymiş başka bir yere gelmek.Yeni evime geldiğimde iki tane kız arkadaş vardı.Daha sonra işleri olduğu için onlar dışarı çıktı bende biraz yattım.Kalktığımda odama karanlık çökmüş ve evde kimse yoktu.İşte o an çok zor birşey olduğunu anladım.Kafamı kaldırınca tanıdık kimsecikleri göremedim!

  • Evdeki kızlar çok iyi.Evimiz eski ama güzel.Kendime ait bir adet masam bile var:))Gelir gelmez bavullarımı yerleştirdim.Onlar yerli yerinde olmadan benim kafamda dağınık oluyo.İstanbul-Londra istikametinde Yelda ve ben birlikte oturduk.Yanımızda bir adet Hintli çocuk vardı:) Behlül'ün kırmızı pantolonunun mavisindan giymişti!

  • Bi insan yol boyunca uyur mu? Uyur!Yelda ise uyur.Üçümüz yan yana oturduk yedi saat boyunca uyudu kız ya.Londra havaalanında biz bu işi kıvıramayacağız diye çok korkuyoduk.Ki öylede oluyodu az kalsın.Çanta kontrolü sırasında önümüzde olan Hintli aile sayesinde uçağı kaçırıyoduk.Adamlar 4 bavul yiyecek getirmiş aç aç bitmedi.Bir buçuk saatlik aktarma zamanımız doluyodu tabi bu arada.Biz panik içinde bilet kontrolüne gittik.Kadın demez mi uçak kapandı diye! Zaten bişeyde anlamıyoruz dediklerinden.Hızlı hızlı konuşuyolar.Koş koş bi hal olduk ama nihayetinde uçağa yetiştik.American airlines; al sana bir irenç ötesi daha! Bizim Turkısh Airlines varya solda sıfır bırakır onu.Dökülüyodu uçak.Yastık ve battaniye kokuyodu ama yemekler güzeldi:)Uçakta tek esmer olan üçümüzdük.Herkes bize bakıyodu tip tip:) Uzun mu uzun uçak yolculuğu nihayetinde Boston'da sonlandı ve yine parmak izi cart curt kuyruğuna girdik.Çok panik oldum ya adamın dediğini anlamazsam diye.Ki çoğunu anlamadım:) Bende var iki bavul ikisi de birbirinden ağır.Şu an omuzlarım, kollarım her tarafım ağrıyor :S Bavulları aldıktan sonra karşılama alanına gittik üçümüzüde aynı kişi evlere bıraktı.Aslında çok şanslıydık bugün onu farkettik.Çünkü hem Londra'da uçağını kaçırmadık hemde aynı kişi almaya geldi.
  • Ben buraya geldiğimde yetmez yeni bir anayasa istiyoruz forumu vardı.Katılamadığım için ok üzgünümm:( Üstelik facebook'tan baktım bir sürüde eylem hazırlığı var:( ben buraya gelince yapılır mı bu bana :S Aklıma takılan sorular içinde en güzeli bu.
  • Öffff... Herşey çok güzel olsun Allah'ım lütfen.Hemen alışmak istiyorum buraya.Gerçi sevdim burayı alıştım ama işleri kıvırmak lazım en acilinden.Bugünlük bu kadar yeter.Yorgunum dostlar yorgunum şimdiiii;)

14 Eylül 2010 Salı

ABBAS'TAN SONRA BEN DE YOLCUYUM

  • Nihayet bu konuda yazma zamanı geldi.Malumunuz "Abbas yolcu" bir yere gidecek olan insanlar için kullanılır.Ben de uzun zamandır bir yere gitmek için çabalayan ve nihayetinde Allah'ın izniyle sonuca ulaşmış bir yolcuyum.Artıkın 24 Eylül'den sonra sana Amerika'dan yazacağım. Bu zamana kadar hiç bir yerde gideceğimi ifşa etmedim. Facebook, twitter vb yerlerde "Gidiyorum he yoooo" tarzında abuk iletiler yazmadım.Çünkü dereyi görmeden paçayı sıvamak tarzım değildir:) Ailemdeki birçok kişi bile gideceğimi bilmedi uzun süre.Kimseye birşey söylemedim sır gibi sakladım :D Niye? Herkeste laf çok icraat yok. " Aman gitme, aman ne işin var, aman evlen daha nereye kadar okucan,aman da aman..." Ki duyduktan sonra aynen bunları söylediler.
  • Aslında benim yurt dışına gitmek gibi bir düşüncem yoktu.Nerden çıktı nasıl oldu bende bilmiyorum. Öylesine bi ajanslara gideyim, ee bu neymiş şu neymiş derken kendimi vize almak için sırada beklerken buldum:)
  • İlk başta bizimkiler beni kaale almadı.Babam ne evet ne hayır dedi.Beni boykot etti:) Annem her zamanki gibi "hayırlısı" dedi:) Abimse "evet ama yetmez" dedi:)Onun şartları vardı.Bende şartları uygun hale getirdim ve önlerine dosyaları koydum.Şimdi inşaallah Boston'a dil kursuna gidiyorum.Altı aylık olan bu dil kursunu uzatmayı ve çatur çutur ing konuşana kadar gelmemeyi düşünüyorum. Bakarsın master, sertifika programı yaparım kafam atarsa.Yani babamın tabiriyle; Bilgi Üniversitesi'nden mezun olupta ing bilmeyen! biri olaraktan bindik bir alamete gidiyoz kıyamete:)
  • Heyecanlı ve ürkek konumdayım şu an.Ayrıca sessiz moduna ayarlanmış gibiyim. Dokuz gün kaldı ve yapacak bir sürü şey var ama ben hala o uçağa binmeden gideceğime inanamayacağım sanırım. Her zaman olduğu üzere bu süreçte de insanlarla konuşmak bazen rahatlatıcı olabildiği gibi sıkıntı da verebiliyor. Kimi size destek olurken kimi köstek olma rolünün hakkını veriyor.İşte tam da bu yüzden bazen kimseye birşey söylemeden yolunuzda ilerlemek en iyisidir.
  • İlk defa ailemden bu kadar uzakta kalıcam.Kendi işlerimi kendim halledicem.Yemek yapmak, temizlik yapmak aynı zamanda ders çalışmak zorunda kalıcam.Normalde hazıra konardımda:) Farklı bir deneyim olacak benim için.Eminim çok şey öğrenicem.Çok insan tanıcam.Ama en önemlisi kendi başıma ayakta kalmayı öğrenicem.
  • 24. yaş gününü Boston'da geçireceksin deseler inanmazdım:) Hala inanamıyorum gerçi ama neyse... Çok şey yapmak istiyorum orda.Zaman zaman ailemin yanımda olmayacağını düşünmek bende endişeye sebep olsa da keşfetmek istemek heyecan verici.
  • Yelda, Berivan ve Ben ... Amerika maceralarımız 24 Eylül'den sonra sizlerle ;))
  • Dip not: Büyük konuşmak çok kötü.Ne zaman büyük konuşsam o başıma gelir.Bakınız: "Ben hayatta Amerika'ya gitmem.Ne o öyle herkes Amerika'ya gidiyo.Sanki başka memleket yok!" :))

13 Eylül 2010 Pazartesi

12.09.2010 HALK YÖNETİME EL KOYDU!

Üzgünüz birileri çok üzüldüğü için,
Üzgünüz birilerinin hakimiyeti sona erdiği için,
Üzgünüz kıçlarını yapıştırdıkları koltuklardan kalkmak zorunda kalacakları için,
Üzgünüz eğemenlik kayıtsız şartsız milletin olacağı için,
Üzgünüz demokrasi ve özgürlükler ülkesi olmaya yaklaştığımız için,
Üzgünüz halk yönetime el koyduğu için!
  • 12 Eylül 1980'den sonra 12 Eylül 2010 değişimin başlanğıcı olacak. Doğa ana bile birilerine mesajı verdi 12 Eylül'de: "Yağmurlu ve bulutlu günlerin ardından mutlaka güneşli ve parlak günler gelir.Güzel günler göreceğiz güneşli günler"dedi.Bugün 13 Eylül 2010 ve dünün aksine hava tüm gücüyle parıldıyor.Demokrasi ve özgürlüklere selam çakıp Yetmez Ama Evet diyor!

10 Eylül 2010 Cuma

BİR YEMİN TÖRENİ GEÇTİ ÜZERİMDEN !

  • Kalıba sokulmuş gibi hissettiniz mi hiç kendinizi? İstenilen şekli alıp uygun duruma geldiğinizde serbest bırakılmaya hazırsınızdır.Yok eğer istenilen şekil verilmemişse çöpe atılıp tekrar kalıba sokulursunuz istenilen şekle girene kadar.Ben kendimi ilk defa kalıba sokulmuş gibi hissettim.Birileri bana uygun şekle girmem için yapmam gerekeni söyledi!

  • 7 Eylül Salı...Abimin yemin törenine gitmek için ailecek yola koyulmuştuk.Başörtüm konusunda bana dayatacakları kalıbı bildiğim için törene katılmayacağımı, sadece abimi görmek için gittiğimi aileme bildirmiştim. Annem ve yengem ise abim önceden arayıp " Bonelerinizi ve iğnelerinizi çıkartıp fiyonk yapacakmışsınız!" dediği için hazır durumdaydı.Törenin yapılacağı yere ulaştığımızda arabanın içinde hummalı bir çalışma başlamıştı."Bonesiz ve iğnesiz nasıl başörtümüzü tutturacağız?" sorusu tekrar tekrar soruluyordu.Onlar uygun kalıba girmeye çalışırken ben sorularının cevabını sabit bir yere bakarak cevaplıyordum.Tören alanına gitmek için öncelikle güvenlikten geçmek gerekiyordu.Bunun için kadınlar ve erkekler ayrı ayrı sıraya girmişlerdi. Sırada başörtüsüyle istenilen şekle girmemiş kadınlarda vardı.Bende onlardan cesaret alarak sıraya girdim. Herhalde sorun çıkmayacaktı! Bir umutla sıraya girdiğimde sinir bozucu o sesi duydum:" Lütfen başörtülerinizi iğnesiz fiyonk şeklinde bağlayın".Sıradan çıkmıştım.Dayımın ve babamın yanına gidip törene katılmayacağımı söyledim. Benden farklı düşüncelere sahip olan babam " Girmeyecektin niye geldin?Gir şu sıraya..." diye bağırdı.Çaresiz bir şekilde ve "belki..." diyerek sıraya girmeye gidiyordum ki ön saflardan iki erkek "Bunlarda artistlik yapıyolar işte" dedi. İlk başta dediklerini idrak edememiştim ama sonradan bana söylediklerini anlamıştım.Öfkeli, hırçın ve asla! diyerek sıraya girdim. Tam bana sıra gelmiştiki görevli olan asker " Bayan lütfen başörtünüzü fiyonk yapın" dedi. Emir veriri gibi bana bunu söyleyen askere "yeter artık" diyen gözlerle baktım.Aslında öfkemi ve kızğınlığımı anladığını gözlerinden okuyabiliyordum. Bakışlarımı üzerinden çekip bonemi ve iğnemi çıkarmadan sadece başörtümün uçlarını bağladım.Ne olursa olsun daha fazlasını yapmayacaktım. Duygularım birbirine girmişti.İlk defa böyle hissediyordum.Vücudum karıncalanmış, ellerim titriyor ve gözlerim dolmuştu.28 Şubat sürecinde başörtülü kadınların yaşadıklarını şimdi anlıyordum herhalde.O anda aklıma ilk gelen ikna odaları olmuştu.Sanki bende o odadan çıkmış ve istenilen kalıba girmiştim! O güvenlikten geçmek bana yıllar gibi gelmişti.Geçer geçmez başörtümü eskisi gibi bağladım.Dışarı atsalar bile törene böyle girecektim. Birçok başörtülü kadında başörtülerini eski haline döndürmüştü güvenlikten geçtikten sonra.
  • Aslında genç kadınların başörtülerinin şekli onları daha çok ilgilendiriyordu. Yaşını almış kadınlarla fazla ilgilenmediler! Çünkü tehlikeli olan bizlerdik!Ama bizlerde köprüyü geçene kadar ayıya dayı demek zorunda kalmıştık.Tören alanına girdiğimizde öfkem geçmediği için yerimde duramıyordum. Sürekli söyleniyordum.Rütbeli askerler önümüzden geçiyor, herkes alkışlıyor bense kendimi zor tutuyordum. Gururları kırılan başörtülü kadınlar da hala onları alkışlamaya devam ediyordu! Milli duygular bir güzel okşanıyor, üzerine evlat sevgisi ekleniyor ve annelere "hadi şimdi evladınız için başörtünüzü şöyle bağlayın" deniliyordu.

  • Uzun konuşmalardan sonra askerlerden biri gençliğe hitabeyi okumak için kürsüye gelmişti.Hitabenin şu kısmı okunurken:"...memleketin dahilinde iktidara sahip olanlar gaflet ve dalalet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri şahsi menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler.Millet, fakru zaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir..." salonda alkış koptu. İktidar Akp idi ve Atatürk mesajı vermişti! Bu iktidar gaflet ve dalalet içindeydi. Halk uyanık olmalıydı. Tam da referandum zamanı heyecanlı hayırcılar bu sözler üzerine alkış üzerine alkış patlatıyordu. Üstelik bunu yaparken nasıl gördündüklerinin farkında bile değillerdi.Ağızlarından salya akan köpekler gibi saldırgan görünüyorlardı. Sadece belli fikirlerin özgürce var olabildiği o salonda bizler mecburi olarak oradaydık.Bizim ve bizimle aynı fikre sahip olan erlerin bir önemi yoktu. Onlar HAYIR deyip alkışlayabilirlerdi ama bizler EVET deyip alkışlayamazdık.Çünkü evlatlarımız ellerindeydi! Karşıt görüşlü kişiler orada onlara birşey yapabilir korkusuyla kimse sesini çıkartamıyordu.
  • Konuşmalar sırasında "Evlatlarınızı davul zurnayla askere gönderiyorsunuz.Onlar bu vatanın kahramanları.Gerekirse ölürler öldürürler.Atatürk,onun yoluna canımız feda.." şeklinde cümleler de kurulmuştu.Analar, babalar, eşler... askere davul zurnayla göndermek zorundaydılar.Onlar bu vatanın kahramanları evet.Peki ya ölürler, öldürürler? Ölmüyorlar öldürülüyorlar! Üstelik göz göre göre. Marşlarında "Vatan sana canım feda" diyorlar.Canlarını feda etikleri ise vatanları değil, vatan hainleri oluyor!
  • Başörtülü kadınlar o salondaydılar ama eksik ve yaralıydılar! Allah Allah nidalarıyla savaşa giden ordu Allah'ın emri olduğu için başını örten kadınları "peygamber ocağı'na" almıyordu! Peygamber ocağına peygamber ümmetinden bazıları giremiyordu. İçerisinde mescit olan ve askerlerin izin aldıkları sürece namazlarını kılabildiği bir askeriyede yıllardır bizi mahkum eden körelmiş zihniyet emir komuta zincirinde uygulanmaya devam ediyordu! Anlayacağınız yaman çelişkiler peşi sıra birbirini kovalıyordu. Genelkurmay birkezde yıllardır devam eden bu "yemin töreni" olayları için başörtülü annelere basın açıklaması yapsın.Çünkü onlarda şu sorunun cevabını arıyor:" Bizi içeriye bonemizle ve iğnemizle almayan ordu çocuklarımızı neden askere alıyor?" !!!

6 Eylül 2010 Pazartesi

BENİMKİSİ GECE ÇİZİTTİRMESİ

  • Uyku düzeni altüst olmuş bir genç olarak sesleniyorum size şu anda :) Ramazan geldi geleli sahur saati gelmeden uyuyamıyorum.En gıcığıda yatsan bile uyuyamıyosun ve yatakta bir o tarafa bir bu tarafa dönüyosun ya.İşte en kötüsü o :)) Yine bir uykusuzluk hali var üzerimde ve bişeyler çizittirmenin tam zamanı.
  • Bugün yoğun bi gündü ama güzeldi.Sabah kalktım, dişlerimi fırçaladım, kahvaltımı yaptım.Annemle alışverişe gittik.Bana oyuncak aldı.Sonra eve geldik, yemek yedik... :))) İlk cümleden sonra ilkokul moduna geçtim hemen düzeliyorum. Evet yoğun bi gündü orayı geçiniz.Güzel yerine gelelim hemen günün.Kuzenlerle iftara gittik bugün.Beşiktaş'ta Dürümce'ye.Gitmediyseniz tavsiye ederim çok lezizce bir yer.Tıka basa yedim midem altüst olmuş durumda.Herşey birbirine girdi.Yemek+tatlı+çaydan sonra nargile+ice tea+dondurma !!! Yetmez ama Oha :) Olsun ama çok güldük.Dürümce tıklım tıklımdı ve bizimle ilgilenen garson komediydi.Masada üç tane başörtülü kızdık.Garson gelip:" Şurası imamhatipli burası düz heralde" dedi:S Garsona salak mısın bakışı fırlatacaktımki Pınar'ın açıklama yaptığını farkettim.Meğer bizimki adam "öğrenci misiniz?" diye sorunca öğrenci indirimi yapacak zannetmiş:))) Ben faydalanamayacaktım ama :S
  • Dürümce'de uzun zamandır künefe yemek istiyodum ve yedim.Oh misss gibiydi.Hayatımda yediğim en güzel künefeydi.Meşhur Hatay künefesiymiş.Şiddetle tavsiye ediyorum( şiddetle nasıl tavsiye edilir anlamıyorum.Demet Akalın'ın şarkıda dediği "edepsiz baskıyı" anlamadığım gibi) Bir tavsiye daha.Yolunuz eğer Çengelköy'e düşerse Bu&Bu dondurmacısından dondurma yemeden evinize gitmeyin, yastığa başınızı koymayın:) Çok reklam koktu bu yazı...
  • Beşiktaş'ta bugün hayırcı ve heyecanlı gençler sokakta tiyatro gösterisi yapıyordu.Oyunun adı "kuklanın kuklaları" idi. Görseniz nasıl basit, nasıl ucuz...Kelimeler, laflar, cümleler hepsi sahte! Bir grup hiç bişeyden haberi olmayan takımda etraflarına toplanmış şakşakçılık yapıyor. Birileri şunlara ne kadar komik göründüklerini söylese artık çok iyi olacak!
  • Günün bombası sadece tiyatro oyunu değildi. CHP'nin afişindeki yazıydı bide: Yandaş yargıya hayır! Nasssiiii? Şimdiki yargı kimin yandaşı acaba? Chp'nin içinde otladığı bahçenin sahibi değil mi onlar?Sürünün has koyunlarından değil mi onlar? Biz mi yıllarca yargının verdiği kararları yanlış anladık yoksa CHP'mi yandaşlığı yanlış algıladı?
  • Biri bunları durdursun yoksa akıl sağlımızı kaybedicez.Bu kadarda göz göre göre yalan söylenmezki kardeşim.Bide bir takım boyacı ve yumurtacı takımı bunlara inanıyor ya ben ona daha çok şaşırıyorum. Bunlar böyle olduğu sürece bize durmak yok şaşırmaya devam...

Dipnot: Sevgili adsız yazım hatalarını sana havale ediyorum.Bir zahmet edit...

5 Eylül 2010 Pazar

YUMURTA KOKAN ZİHNİYETİNİZİ DE ALIN GİDİN!

  • Dün enteresan bi gündü.Mutluysamnehoş ve kuzenimle birlikte yetmez ama evet platformunun İstanbul'da ikinci kez düzenlediği toplantıya gitmek üzere yola çıkmıştık.Ben ve Ayşe çok heyecanlıydık çünkü ilk defa birlikte bir organizasyona katılacaktık.Konuşmacıların süper kişiler olmaları da heyecanımıza heyecan katıyordu aslında. Saat 15.00'da Akm'nin önünden Square otele doğru yola çıktık.Erkenden gidip en ön sıralara oturmamız lazımdı:) Öylede oldu.En önün bir arkasına oturmuştuk:)) Konuşmacıları göz hapsine alabilirdik buradan :)) Salon 16.00'a doğru dolmaya başladı.Avi Haligua'nın moderatörlüğünü yaptığı panelde ilk sözü Adalet Ağaoğlu almıştı.Acayip sempatik bi hatun.Saçlarına bayıldım,gidip yanaklarını sıkasım gelmişti:)Sık sık Osman Can'a takıldı Adalet Hanım. Sırayla bütün konuşmacılar söz aldı daha sonra.Osman Can, Şenol Karakaş, Alev Erkilit, Cafer Solgun, Mustafa Şentürk,Yıldız Önen, Ahmet Kekeç, Garo Paylan, Turgay Oğur...

  • Osman Can hayranlığımız tavan yaptı panelde.Acayip bir karizma var Osman Can abimizde:)) Şenol Karakaş her zamanki gibi heyecanlı ve coşturucu bir konuşma yaptı. Pınar'ın okuldan hocası Mustafa Şentürk'te oradaydı.Çok efendi biri.Çok sevdim kendisini. Asıl bomba ben hayran olduğum birini gördüm. Tam önüme oturdu gelip: Mehmet Baransu:)) Taraf'ta yaptığı haberler ile ve Karargah kitabıyla gönlümde taht kurmuş olan Baransu'yu görünce heyecan doruğa çıktı bende :)) Konuşmacılardan hangisine bakacağımı şaşırdım valla:) Osman Can'a mı, Turgay Abi'ye mi, Mehmet Baransu'ya mı ... :))

  • Muhteşem insanlar konuşmalarına devam ederlerken sağ tarafımızdan bir arkadaş kalkıp söz almak istedi. Fakat panelin konseptinde böyle birşey yoktu. Avi müdahale etti ama çocuğun susacağı yoktu.İlk başka hiç birşey anlamadım ama sonradan o "arkadaşın" provakatör olduğunu çaktım çünkü azdılar bi anda.Aralardan birkaç kişi daha fırladı. Ortalık bir anda karıştı. O sırada ben konuşmacılara doğru bakıyordumki havadan iki yumurta uçarak Osman Can, Adalet Ağaoğlu ve Şenol Karakaş'a isabet etti! Neye uğradığımızı şaşırmıştık. Aradan çıkan bir kız konuşmacıların önündeki masayı devirmeye çalıştı. İnsanlar birbirlerini itip kakmaya başladı.Salondan dışarı çıkartıldılar ama uzun bir süre sesleri kesilmedi.Tekrar salona girmeye çalıştılar.Avi paneli tekrar başlatmıştı ama dışardaki sesler bizi güldürmeye devam ediyordu. Hayatında ilk defa böyle birşeye maruz kalan Adalet Hanım şoke olmuştu. "Şu ömrümde şunu da yaşadım ya... " dedi.

  • Şenol Abi'nin tişörtü yumurta içinde kalmıştı.Sempatik ve espirili olan Şenol Karakaş yine bir muzurluk yaptı ve yumurtalı tişörtünü çıkartıp yetmez ama evet tişörtü giydi:))
  • Tam bir ergenus gibi davranan bu çakma kominist ve solcuların attıkları yumurtalar bizi sadece güldürdü. Canımızı sıkan ise yumurta kokan zihniyetleriydi. Kendilerinden yaşça çok büyük olan, saygı duymaları gereken bir kadına( Adalet Ağaoğlu) yumurta fırlatmışları. Ne kadar saygılı gençler olduklarını birkez daha göstermişlerdi!
  • Onların muhtaç oldukları kudret damarlarındaki "asil kanda" ve ellerindeki yumurtalarda mevcut! Bundan öteye gidemiyorlar. Gidecek yerleri, söyleyecek yalanları kalmadı.Paslaşacak alanları daraldı.Bunlar beyhude çırpınışları.Bu yüzdende saldırganlıkta sınır tanımıyorlar.
  • Biz de 12 Eylül'de kudretimizi bir kez daha göstereceğiz.Yumurta atarak değil, oy kullanarak insan gibi mücadelemizi sürdürmeye devam edeceğiz!
  • 13 Eylül'de Taksim'de inşaallah sonuç istediğimiz gibi çıkarsa kutlama var.Herkes davetlidir... (Yumurtacılarda)
  • Dipnot: Bu hayırcı takım çiftçiye böyle destek oluyo bunu da anlamış oldum:) Yumurta satıcısının yüzü güldü bunlar sayesinde.

3 Eylül 2010 Cuma

İNTERNETSİZ KALMIŞ BİR GENCİN HAYAT DAMARLARINDAN BİRİ KOPMUŞ DEMEKTİR:)

  • Üç günlük bir internet orucu tutayım dedim yedi güne çıkardılar usta.Kafayı yiyecektim resmen. Çin işkenceleri meşhurdur ya herkes "Aa bak bu Çin işkencesiymiş" der durur etrafta alın benden size yeni bi yöntem: İnternetsiz hayat! Ölmek gibi, hayatına darbe yapılmış gibi bişey.Abartmıyorum uygulayın görün:) Bir hafta boyunca Tekirdağ'da Tv manyağı olduk. Sabahtan akşama kadar dizi dizi dizi... Doktorlar dizisi 14.00'da başlıyor 19.00'da bitiyordu.Artık tıbbi terimleri öğrendim: "Hastanın durumu sıtabil hocam" :) Show, atv, star, kanal d ve fox bunlar arasında mekik dokuduk iftara kadar. Gazeteler desen bi o kadar boktan cinsten: Milliyet, habertürk, hürriyet.Adamgib köşe yazısı okumayı hasret kaldım. İstanbula gelince Taraf'ı didik didik ettim:)
  • Bu arada yedi günlük tatilimde proragandamı da yaptım yani. Yetmez ama evet stickerslarımı her yere yapıştırdım orda. Arabalara, evlere, kapılara,çöp kutularına... Muhtemelen hayırcı olan Tekirdağ bundan pek hoşlanmadı. Bazı stickerslar sökülmüştü çünkü:)Hatta yan komşumuz olan başçavuşun kapısına yapıştırmıştım ama gelir gelmez sökmüş:)) Gözü dönmüştür görünce heralde:) Ohhh canıma değilsin.Gece yürüyüşe çıkıyorduk ben o sırada milletin kapısına bacasına stickers yapıştırıyordum:)
  • İstanbulun sıcağından kurtulmamız beni mutlu eden tek nedendi. Bir aydan beri beklediğim 28 ağustos "yetmez ama evet" eylemine katılamadım Tekirdağ'da olduğum için. Aslında binbir türlü yalan söyledim bizimkilere :)ama baktım işin ucu bana dokunacak hemen başka bir yalan söyleyip olayı kapattım dizimi kırdım yerime oturdum :(( Telafi edicem en kısa zamanda bunu ama:)
  • Son günümüz süperdi amaaa. Kuzenlerle luna park yaptık. Hayatımda ilk defa balerine bindim. Bağırdım çağırdım ama laf olsun diye yoksa tırsılcak bişey değil. Gondolda apaçiler vardı kendiçaplarında eğlendiler yine.Eve döndüğümüzde sırtım, sağ bacağım kısacası bütün vücudum ağrıyordu.Morarmışta olabilir:))
  • Pazartesi gecesi yazıyordum aslında bu yazıyı. Eve döner dönmez sahura kadar pc başındaydık. Susamışız ya internete :)) Tam yazı yazıyordumki annem sahur hazırlıklarına başladı bende kapattım pcyi.
  • Çarşamba günü çok heyecanlı dakikalar yaşadım. Saat 05 sularında bol miktarda ateş ve karın ağrısı sebebiyle kıvranmaya başladım ve sabahleyin kendimi doktorda buldum. İki serum bir iğne yedim. Hatta az kalsın apandisten ameliyat oluyordum. Kıl payı kurtuldum.Kendisi bende çıkmadı:)) Gerçi annem beni ameliyat masasına yatırmıştı hatta ameliyat olacağım hastaneyi bile ayarlamıştı ama Allah'tan yırttık:)
  • Hayat damarlarımdan biri koptu ama yıkılmadım ayaktayım;)

21 Ağustos 2010 Cumartesi

SAHUR BEKLEYİŞİ

  • Öff herkes uyuyo ya...Babam horluyor:) Kuzenler yatakta dönüp dolaşıyor...Ben kendi başıma takılıyorum.Canım sıkıldı az bişey yazı yazayım.
  • Ramazan ramazan dedikodu yapmak istemiyorum.İnsanların günahlarını alıp,kendimi de günaha sokmak istemiyorum ama bazen dayanamıyorum.
  • Bugün ikindi vaktinden beri msn'ne giremiyodum.Bir ara facebook'a da yeni şifremle değil eksi şifremle girebildim. Sonra farkettimki biri benim ayarlarımla oynamış:))Şifrelerim değiştirilmiş, maillerime girilmiş.Kısacası aziz teknolojimin bütün kaleleri zaptedilmiş:) Çok pis gıcık oldum.Bunu yapan beni tanıyan biri olmalıydı çünkü güvenlik sorusunu geçip teknolojik dünyama selamı çakmış! Sanırım yanlışlıklada maillerimden birini okumuş. Güvenlik sorusunu aştıktan sonra maillerimde neyi aradı acaba? Hangi gizli bilgiye ulaşmaya çalıştı.Hangi darbe planını deşifre etti.Benim gizlim saklım yok arkadaş. Beni o kadar tanıyosan bi "alo" demen yeterdi.Hakkımda merak ettiklerini sorabilir, aklındaki soru işaretlerini gidermiş olurdun.Biz insanlar ne kadar tuhaflaştık ya. Kendi hayatımız yerine başkalarının hayatı daha çok meşgul eder oldu bizi. Ne gereği var böyle çetrefilli işlere.
  • Kendim diye söylemiyorum:) bu zamana kadar kimsenin hayatı beni ilgilendirmedi. Kimsenin hayatıyla, yaptıklarıyla ilgilenmedim. Güzel şeyler yaptıkları zaman takdir ettim, bende güzel şeyler yapabilmek için gayret ettim. Ama gidipte gereksiz ayrıntılara takılmadım.Kısacası, mesul olduğum işlerle meşgul oldum!
  • Tavsiye; bu mübarek ramazan ayında sizler de meşguliyet alanlarınızı kişiselleştirin.Kendi ayarlarınızla oynayın, başkalarının ayarlarıyla değil. Üstelik bunun için aşmanız gereken bir güvenlik sorusuna, patlatmanız gereken bir şifreye de gerek yok! Kapiş;)

PAÇOZ BÜŞRA'NIN UCUZ HAYATI !

  • Uzun zamandır sıcaklar yüzünden midir yoksa oruçlu olmam yüzünden midir bilinmez yazı yazamıyordum. Amma velakin geçen kuzenlerle sahura kadar oturalım film izleyelim dedikten sonra yazasım geldi. 4 kişi film izlemek için pcnin başına oturduk ama geriye iki kişi kalmıştı:) Onlar uyuklarken bizde Pınar ile şu zamanın meşhur filmi Büşra'yı izlemeye başladık. Kendime söz vermiştim yazı yazmamak için ama yapamadım.
  • Bünyeye zarar film kesitleri bizlerleydi...
  • Filmi izlerken aslnda yorum yapa yapa izlediğimiz için pek bişey hatırlamıyorum. Aklımda kalan bazı sahneler var.
  • Büşra kızımızın kıyafetinden başlayayım. Kız bir giyiniyor tesettür olmuş sana teset.Gerisi yok! Kollar yarıya kadar açık, pantolonun üzerine kısa bir tişört, dar dar badiler... Büşra rolündeki kız bu rol için üniversitelerde başörtülü kızlarla konuştuğunu söylüyordu.Hangi başörtülü kızlar onlar? Evet bu tarz kızlar var ortalıkta ama sen adam gibi bir film çekmek istiyorsan neden istisna olanları dikkate alıyorsun ki.
  • Kız gayet rahat gece gece dışarılara çıkabiliyor. Alemlere akıyor hatun resmen!
  • Filmde bu sözde muhafazakar aile bir akşam defile izlemeye gidiyor. Tesettür modası tanıtılıyor! Bi anda kızların giyindiği yerin perdeleri düşüyor ve iç çamaşırlı ama kafası kapalı kızlar ekranda kalıyor!Niye acaba? Bunların kafası böyle içi böyle dedirtmek için olabilir mi?
  • Bide bu Büşra'nın geç algılama sorunu var. Kız resmen konuşurken yarım saat geçiyo.Kıt kızlarız ya biz!
  • Büşra'nın kankası açık bi kız var. Kız erkek arkadaşıyla aynı evde yaşıyor, evli gibi! Neyse bunlar konuşurlarken Büşra "benim öyle bir lüksüm yok" diyor.Olmayan lüks ne: erkek arkadaşının olması, aynı evde yaşaması falan. Onun gibiler hemen evlenmeliymiş! Kıza görücü gelecek diyorlar hemen okeyi veriyor. Çok mağdur ya, yapacak birşey yok!
  • İçkili yerlere gidiyor, içecekler içiyor...
  • Gazeteci Yaman'a aşık olan Büşra onunla gece gece parkta buluşuyor ve "Ben seni neden aklımdan çıkartamıyorum" deyip dudaklarına yapışıyor.Birbirlerinden ayrılmaları da ezan sesi ile oluyor! Kızımız irkiliyor bir anda.
  • Son sahne ise filmi çekerken koptuklarının en şahane göstergesi.Yaman ve Büşra parkın ortasında dans etmeye başlıyor.O sırada tinerciler gelip adamı bıçaklıyor.Yaman yerde, Büşra'nın kucağında. Etraflarına toplanan insanlar Büşra'nın çığlıklarına rağmen yardım etmiyor.Kızımız daha fazla dayanamayıp başındaki örtüsünü bir çırpıda hışımla çıkartıp Yaman'ın kanayan bacağını sıkı sıkı sarıyor.Ve Yaman saçlarını nihayet gördüğü Büşra'nın kendisine doğru eğilmesiyle avuçlarının içine aldığı saçlarını koklamaya başlıyor!!! Nasıl? Yeterince etkili değil mi? Sapıkça saçlarını kokluyor kızın.Niye acaba?
  • Filmi yapanlar eminim çok fazla eleştirilmişlerdir. Filmi çekenlerin ilk deneyimi olabilir bu ama birşeyleri güzel yansıtabilmek için emek lazım objektiflik lazım. Amaç şöhret olmak, karalamak, nasıl para kazanırım diye düşünmek olunca ortaya böyle saçmalıklar çıkıyor. Büşra gibi kapalı kızlar olabilir belki( ben hiç öyle bi kız tanımasam da) ama eğer sen toplumun bazı kesimlerindeki insanları yansıtacaksan doğru olanı yansıtmak zorundasın. Büşra'nın nişanlısı olan çocuk deseniz tam bir "yobaz"! Günahlarını parayla örtmeye çalışıyor."Neyse günahı öderiz" diyor!

  • Birde eğer siz "Biz toplumun farklı kesimlerini yansıtıyoruz" diyorsanız diğer kişiler neden öyle uç bir şekilde yansıtılmıyor?
  • Film yapmak, senaryo yazmak bu kadar kolaysa bende hemen kendimce bir senaryo yazayım. Hatta kendi gözümden toplumun farklı kesimlerini anlatayım.Bir tanede başı açık bir kız olsun. Erkeklerle yatıp kalksın, içki uyuşturucu ne varsa kullansın.Aklınıza gelebilecek her türlü pisliği yapsın. Başı açık kızlar çıkıp bana " Biz böyle değiliz.Nasıl böyle anlatırsınız bizi.Evet öyle kişilerde olabilir ama bizi böyle göstermeye hakkınız yok" demez mi?
  • Büşra filmi çekenlerin başarısı değil bence yüzlerinin karası olacak kadar dandik, ucuz, paçoz, birilerinin amaçlarına hizmet eden, sanattan yoksun bir bir bir...?Eee ne desem bilemedim.Çalışma? Film? Eser? Hiç biri değil, rezalet!

10 Ağustos 2010 Salı

YETMEZ! ama EVET!



  • 9 Ağustos Pazartesi benim için bir devrimin başladığı gündür bu böyle biline :) Dün yetmez ama evet forumu vardı saat 19.00'da Taksim'de. Bende bunu kaçırırsam Levami değilim dedim ve o saatte Taksim'e kendi başıma gidemeyeceğim için başladım abime yalvarmaya.Kendisinden evet sözü aldığım andan itibaren bende heyecan doruktaydı.Çünkü süper isimler konuşmacı olarak oradaydı:


Osman Can
Lale Mansur
Hale Soygazi
Baskın Oran
Ahmet İnsel
Ferhat Kentel
Görkem Yeltan
Oral Çalışlar
Ayhan Ogan
Avi Haligua
Berat Özipek
Doğan Tarkan
Roni Margulies
Sezai Temelli
Yıldıray Oğur
Zeynep Tanbay
Av. Cihat Gökdemir
Şenol Karakaş
Cafer Solgun
Mehmet Uçum
Nihal Bengisu Karaca
Rojin


  • Rojin, Ahmet İnsal, Hale Soygazi, Baskın Oran ve birkaç isim katılamamıştı.Yıldıray Oğur yerinede Turgay Oğur vardı:)

  • Nerde burda devrim diye sorarlar adama.Hemen şuracıkta efenim: Benim zeki, çevik ve yakışıklı taze asker abim bizi ekti! "Ben gelemem askere gitmeden önce üniversiteden arkadaşlarımla buluşucam" dedi. Köpürdüm, ağzımdan tükürükler fırladı, yüzüm kızardı,ellerim titredi... Yok bunlar olmadı çünkü "kendiniz gidin" dedi. "Nassssıııı yaniii? O saatte ben ve kuzenim Taksim'den eve geleceğiz.İzin veriyo musun?" dedim. " Evet gidin birşey olmaz" lafını duyunca ben şoka girmiş olacağımki bu soruyu birkaç kez sordum.Ama gerçekmiş verilen cevap.

  • Saat 18.30'da Muammer Karaca Tiyatrosu'ndaydık.Kimse yoktu salonda ama sonra full çekti.Konuşmacılar teker teker gelmeye başladı. Her konuşmacı en fazla dakika neden yetmez ama evet sorusuna cevap verdi. Ferhat Hocamın ve Turgay Oğur'un yeri ayrıydı ama Roni Margules, Berat Özipkek, Şenol Karakaş, Lale Mansur, Avi Haligua çok güzel konuştular.

  • Ferhat Kentel: "Yeryüzü cennet değildir.Yetmez ama evet diyerek cennete çevrilmesine yardımcı olabiliriz" dedi. ( Ben öyle yazmışım notlarıma:D)

  • Turgay Oğur: " Reklamdaki gibi hohhh yapıp soğuk buz parçaçıkları saçıp sizi serinletmek isterdim.Ama yapamam.O zaman hayır! "dedi ve buharlaşmak üzere olan salonu güldürdü:)Çok şeker bi insan ya.Elbet birgün tanışırız :)

  • Roni Margules: Adı söylenince salonda alkış koptu. Bir çıktı Kürsüye aman Yarabbi:) "Şener Eruygur'u hiç sevmiyodum şimdi hiç sevmiyorum. Bana hakaret davası açmış. Ben R leri söyleyemiyorum adı ve soyadında çok R var o yüzden soyadını kullanayım en azından ikiye indiririz" dedi. :)) "12 Eylül'de onlara nanik yapıcaz" diyede ekledi:)

  • Berat Özipek: "Bu kürsü kısa boylulara yetmez ama evet " dedi ve sahneye çıkmasıyla herkesin gülmesi bir oldu.Arındanda "Bu sürede yetmez ben çok uzun konşma hazırlamıştım ama ona da evet" dedi:)

  • Lale Mansur: "Bu ülkede barış istemek tehlikeli birşey.Savaş isteyenlere hiç birşey olmuyor bu ülkede.Ne zaman birileri barış istedi hemen öldürülüyorlar" dedi.
  • Avi Haligua: Açık Radyo'dan olan Avi " Sandıktan evet çıkacak ama biz bu evetin oranını arttırmalıyız.Öyle bir tokat atmalıyızki beş parmağımızın izi çıkmalı" dedi :)

  • Bu muhteşem günde sinirimi bozmaya yeminli bir amca vardı ama.Caddede yürürken yanımızdan geçen adam bana bakarak" bu kapalılarda bir açılsa varya..." dedi ve yürümeye devam etti. Bende sinir küpü olmuş bir şekilde yürümeye devam ettim ama adamı elime verseler parçalardım yani.

  • Benim için mükemmel bir gündü yinede. Üstelik devrim yapmıştık.Buda çifte mükemmellik sağlıyordu.Kimse bizi nerde kaldınız diye aramıyordu. Ama şunu anladık aramamaları bile telaşlandırmıştı bizi. "Acaba birşey mi oldu,neden aramıyolar ya?" diyorduk ikide bir. Demekki aramamaları aramalarından daha çok korkutuyor:)Pınar ile şaşkınlıktan küçük dilimizi yutmuştuk.Dışarı çıktığımızda saat 21.30 'du:) Bizimkiler bizi aramıyo ya eve giderken dondurma alıp eve yürüyerek gitmeye karar verdik:) Sınırları zorladık evet ama ilk defa böyle birşey oluyordu bizde şımardık:)Bu arada eve gidene kadar elimizdeki "yetmez ama evet" stickerslarını her yere yapıştırdık. Bütün Taksim, Beşiktaş, Üsküdar ve Çengelköy "yetmez ama evet" e boyandı:)

28 Ağustos cumartesi günü saat 15.00'da Taksim'de "yetmez ama evet" demek için bir araya geliyoruz...



FtM...

23 Temmuz 2010 Cuma

THİNK BİG&SMALL



Ayrıntılara takılan biri olarak geçenlerde yine yeni birşey farkettim. Şimdi siz "eee napalım" diyeceksiniz. Zaten ben kendim için farkettim, siz farketseniz de birşey değişmez:)


Ünlü reklamcı, büyük usta Bill Bernbach zamanında Wolksvagen için "Think Small" diyerek muhteşem bir kampanya yapmıştı. O zaman büyük arabalar modaymış ve insanlar sokaklarda dev gibi arabalarla dolaşırlarmış. Malum vosvoslarda küçük.Üstad öyle bir damardan girmişki think small ile harikalar yaratmış.

Şimdi gelelim benim farkına vardığım gereksiz ama komik ayrıntıya. Bernbach "think small" dedi. Akp "think big" dedi ve ortalığı kavurdu:) Akp'nin " Sen Türkiye'sin büyük düşün" kampanyası ve Bernbach'ın "küçük düşün" kampanyası:D

Yanlış hatırlamıyorsam Ali Taran ile çalışıyordu Ak Parti. Ali Usta büyük düşünün, Bernbach usta küçük düşünün demiş. Fatma usta'da küçük büyük farketmez düşünün ama bazende düşünmeyin der:DD

20 Temmuz 2010 Salı

KARARGAH'A GİRMEYE HAZIR MISINIZ?

  • Ben hazır falan değilmişim. Girmiş olduk bi kere! Bünyem her sayfada ayrı bir hal alıyor. Mide bulantısı, baş dönmesi ve göz kararması yaşıyorum sayfaları çevirdikçe. Kelimeler beynimi kemirirken, planlar ve imzalar ardımdan " Nereye daha bitmedi, dahası da var. Gel karargah'ta kol kola gezelim" diye ahlaksız tekliflerde bulunuyor. Mehmet Baransu'nun Karargah adlı kitabından bahsediyorum. Taraf gazetesi okuyanınız ya da Türkiye üzerine yapılan irenç planların ortaya çıkarılışını takip edeniniz onu tanır.Bu planların büyük bir kısmını Baransu yaptığı haberlerle ortaya çıkarmış ve bu ülkeyi gerçekten sevenlerin gönüllerinde taht kurarken, planları suya düşenlerinde gönüllerini kırmıştır:)
  • Ben kendisine hayranım o yüzden.Karargah kitabını alıp Taraf Gazetesi'nde çıkan haberleri daha ayrıntılı bir şekilde okumak ve Baransu'nun bildiklerinin en azından birazını öğrenmek istedim. Kendisi kitabın arkasına "Karargah'a girmeye hazır mısınız?" diye bir soru koymuş. Bende okuduktan sonra "hazırız" dedim. Ama kitabı okudukça" Yok lan dur! Cevabımı geri alma joker hakkım yok mu acaba" diyorum.
  • Türkiye'de ordu ne gibi haltlar karıştırabilir? sorusuna en yaratıcı cevabı ben verebilirim diye hiç havalanmayın çünkü " mağrurlanma halkım senden büyük ordu var " cevabını yersiniz!
  • Kitapta felsefeci Thomas Szasz'dan alıntı yapılmış. Bakın ne demiş Szasz: " Hayvanlar dünyasında yenenler ve yenilenler vardır. İnsanlar dünyasındaysa tanımlananlar ve tanımlayanlar"! Aaaa biz bu cümleyi tanıyoruz. Hatta o "tanımlamaya" çalışanları da tanıyoruz! Bunlar toplum ve siyasi mühendislik rolüne soyunan askerler değiller mi? Ta kendisi!
  • Yıllardır birileri bizim üzerimize oyunlar yazıyor sonrada bir güzel sahneye koyuyor. Fadime Şahin ve Müslüm Gündüz olayları da bu oyunlardan biriydi. Kitapta Müslüm Gündüz'ün yakalanmadan önce gazetecileri arayıp" Çabuk gelin üşüyorum" dediği yazıyor!
  • Daha yeni bir oyundan bahsedelim, irticayla mücadele eylem planı. Dursun Ççek bu planı hazırlamış ve altınada imzasını atmıştı. Ama günlerce yetkili kişilerden ses çıkmamıştı. Dursun Çiçek dalga geçer gibi birde önüne getirilen kağıtlara önce kendi imzasını atıp sonra değiştiriyor.Bütün bunlar yaşanıyor ama birileri sürekli yanlışları örtüp, eksiklikleri gideriyor!
  • Şimdilerde ise "Heronlar" gündemimizde. Allah Allah diye! savaşa giden ordunun elemanı "Çok adam kaybediyoruz Heron'ları başka tarafa yönlendirin "diyor. Askeri için değil ama askerini vuranlar için çaba sarfediyor. Yine kimseden ses çıkmıyor.Yine abuk sabuk açıklamalar yapılarak ordunun şanı korunmaa çalışılıyor.
  • Ordu PKK elele hep beraber daha güzel günlere diye bir şarkı tutturmuş olanlara çanak tutan "kullanışlı medya" da cabası!
  • Bu arada üniversitelerin mühendislik bölümlerine bir yenisi daha ekleniyormuş. Makine, elektrik,bilgisayar mühendisliğinin yanı sıra şimdi de "toplum mühendisliği" geliyor! Bölüme girmek için gerekli olanlar;
Öss'de barajı geç!
Yetenek sınavına gir!
  • Yetenek sınavı hakkında ayrıntılı bilgi için aşağıya bakman yeterli!
Bir adet A4 kağıdı,
Bir adet afilli kalem,
Bir adet ıslak imza.
  • Bütün bunlarla ne yapacaksın peki?
  • En yaratıcı, en iyi darbe planını hazırlayacaksın tabiki. Sonra da münasıp bir isim bulup kağıdı sınavda gözetmenlik yapan ordudan kıdemli birilerine teslim edeceksin.
  • Haydi durmak yok plana devam! Ay pardon bu Akp'nin sloganının çakması oldu. O zaman şöyle diyoruz:" Yolsuzlukla ve işsizlikle mücadele için sende bir eylem planı hazırla"!
  • Tavsiyeler:
Okunmuş pirinç, su vb şeyler geçersizdir.
Dini duygularını, insanlığını dışarda bırak.
  • Not:Muhtaç olduğun kudret ordundaki ASİL askerlerde mevcuttur!!!
Islak İmza: f.Ş

17 Temmuz 2010 Cumartesi

SANSÜRE HAYIR DEDİLER AMA ...

  • Eveeeettt bugün Genç Siviller'in de desteklediği internet sansürüne hayır eylemi için Yelda ile Taksim'deydik. Sabahın köründe maillerime hiç bakmam normalde ama bugün bakasım gelmişti. İyiki bakmışım çünkü Genç siviller'den lolipopları çakmak için yardıma ihtiyacımız var ofise gelin çağrısı gelmişti:) Hemen Yelda'yı aradım tabiki ve saat 1'de ofiste bulduk kendimizi.Gerçi bulana kadar işimiz bitti ama. Bizim Abiye Yelda bir türlü içeri giremedi:)Neymiş efendim ya tikilerse, ya çok anormallerse... Offf ya baydı beni resmen :) Neyse içerden biri çıkıp aşağıya doğru geldiği için bizimki mecburen içeri girmek zorunda kaldı:) Bi güzel pankartları zımbaladık ve birileriyle daha tanışmış olduk: Hülya ve Ahmet'le tanıştık çok sempatik bi ikiliydi.Aynı ben ve Yelda gibi :) Sonra "silahlar sussun"eylemine katılmak için yola koyulduk.Merdivenlerden inerken adamın biri bana bir bakış attı görmeniz lazımdı. "Bunun burda ne işi var dercesine" !!! Heheyyyttt asıl senin burda ne işin var kekoooo... Bu bakışı acaba ben mi yanlış anladım diye düşündüm ve Yelda'ya sordum. O da " yok gördüm bi tuhaf baktı salak" dedi. Denyoluğuna verdik ve yolumuza devam ettik. Silahlar sussun eylemine de katılamadık doğru düzgün çünkü Yelda Kız kendini bir garip hissetmiş. Başı açık bir tane kadın olmadığı ve sürekli Müslüman kimliklerini ön plana çıkardıkları için rahatsız olmuş. O da Müslüman ama çok radikal geldi grup herhalde:) Sansür eyleminde de başı örtülü olan tek bendim. Ama ben bu duruma alışkın olduğum için pek umursamadım. Bizim kız ilk defa böyle birşey yaşıyordu ve tedirğinliği yüzünden okunuyordu. Azınlık olmak böyle birşey işte !
  • Part 2 şeklinde tekrar ofise gittik saat 16.30 'da. Pankartları meydana taşımak için yola koyulacaktık. Ama tam kapıdan çıkacaktık ki kadının biri "İslamcılar Filistin için eylem yapıyor" dedi ! İslamcılar ! Filistin! Bi kere Filistin için değil silahlar sussun diyeydi o eylem. Ayrıca İslamcı demek ne demek ya. Sen kimsin sen neCİsin?
  • Meydana geldiğimizde de dandiklikler devam etti.1. dandiklik ) Adamın biri pankart hazırlamış üzerinde ampül var ! Aklı sıra Akp'ye laf atacak. Genç Siviller hemen olaya müdahale etti ve bu pankartla olmaz dedi. Tabi pankartcımız bu seferde bozuldu ve " Arkadaşlar bende sizin ne olduğunuzu bi türlü anlayamadım" dedi. Yani kısaca siz Akplimisiniz demekti bu! "O pankartın yeri burası değil, amacımızdan sapmayalım" cevabı aldı tabiki. 2. dandiklik)Silahlar sussun diye eylem yapan grupta meydandaydı ve dandik vatandaşlardan biri "abi bizde katılsak mı" dedi.Diğerinin verdiği cevaba bakın: " Napıcaz tekbir mi getiricez !" 3. dandiklik) Son zamanlarda küfürlü söylemleri ile çok mehur olan İ... sözlükçüler " İ... burda ekşi nerde" diye slogan atmaya başladı. Kısacası işin bokunu çıkarttılar ve cıvıttılar iyice. Bunun üzerine Genç Siviller'den bi kaç kişi "bu ne yaa gidelim abi biz bu ne ya" demeye başladı. Gerçekten de Genç Siviller'in içerisinde bulunduğu bir eylem kalitesinde değildi hiçbirşey. Zaten onlarda farketti bunu ve bence bir an önce bitmesini istediler. 4. dandiklik) Tek başörtülü ben olduğum için bütün kameralar ve fotoğraf makinaları bana çevrildi! Dolayısıyla Yelda'ya da çünkü yanımdaydı hep:) Adamın biri abartmıyorum, ben pankartı yüzüme kapattıkça dibime soktu makinayı! Ya manyak mısın ?İstemiyorum, zorun ne yani çekme kardeşim!
  • Bu dandik ama tek güzel yanı Genç Siviller olan eylemde en güzel slogan " Tüneli de açtın Yutubuda aççç" idi:))
  • Kısacası "eylem bahane Genç Siviller şahane" arkadaş :=))))

14 Temmuz 2010 Çarşamba

GÜNLÜK...

Gitmeseydin... Belkide yokluğun her zaman her an acıtacak beni.Yolun yarısında elimi bırakıp gittin.Sana bu kadar ihtiyacım olduğunu, hayatımda ne kadar büyük bir yerin olduğunu ancak şimdi anlıyorum.Kurmuş olduğun bu küçük imparatorluğu aslında ayakta tutan senmişsin. Sanki herkesin içinde bir sonbahar.Kimi kışla birleşmiş, kimi yazı çağırıyor gibi! Sessiz bir haykırış var içimde.Bitmeyen bir özlem, dindirmek istediğim ama beni ansızın yakalayan gözyaşlarım var. Bir yerden beni gördüğünü ve duyduğunu bilmek tek tesellim. Sana sarılmak ve öpmek... Şu an o kadar çok isterdimki bunu.Unutamayacağımsın... Keşke hayatımın birazını daha seninle birlikte geçirseydim. Doya doya öpsem, merhamet ve incelik dolu yüreğine başımı yaslasam... Sensiz o kadar büyük bir boşluk varki bende. Kimseler bunu bilmiyor, kimseler özlemimin büyüklüğünü hissetmiyor...
Mühürledim hayatımı,
Mühürledim kendimi.
Çöldeki rüzğarın,
Denizdeki fırtınanın ortasındayım.
Paslanmış bir anahtar,
Ya da amlamsız bir şifre önümde duran!
Korkuyorum, üşüyorum, susuyorum ama yinede yürüyorum.
Gölgem kaybolmuş,
Gözlerim kapanmış!

8 Temmuz 2010 Perşembe

DİPLOMAYI BAKKALDAN MI ALDINIZ SİZ?

  • Bi kaç gündür bir markanın yeni kampanyasına takmış durumdaydım. Geçenlerde vapurdayken yeni bir reklam daha gördüm ona da taktım:D ilki Head&shoulders'in "kafam ferah" temalı reklamları. Otobüs durağındaki rakette şu yazıyordu: " Head& shoulders ile otobüs beklerken kafanı ferah tut" :)))) Benim bildiğim kafa rahat olur, ferah olmaz.Ferah olan başka şeylerdir. Anladığınız gibi marka "kafan rahat olsun" kalıbını kullanmaya çalışmış ama içine sıçmış bence. Bazı kalıplar vardır ki yerine başka şeyler gelince aynı etkiyi vermez. Çok güzel bir strateji belirlemiş olabilirsiniz ama laf oturmadıysa yapcak bişey yok bütün kampanya çöpe gider. Üzücü ama gerçek.Eliniz çöpe gitmez ama yapacak başka birşeyde yoktur. Bu kampanyayı yapan ajansı çok merak ettim doğrusu. Dandik bir ajansa yaptıracaklarını da zannetmiyorum. Ama biz genç reklamcılar bile okuldaki ajansımızda bu hataya düşmemek için elimizden geleni yaparken, bu hataya düşüncede bütün kampanyayı çöpe atarken siz neye kıyamadınız ben anlamadım? Creative director'un metinleri okurken kafası güzeldi sanırım.
  • Bu kafanın rahat olması muhabbetini yanlış hatırlamıyorsam başka bir marka daha kullanmıştı. Herhalde o yüzden rahat kelimesini kullanmak istemediler. İyi de ferahta olmamış be kardeşim. Otobüs beklerken kafam ferah olsa neye yarar.Duraklara klima sistemimi yapacak head&shoulders:)) Olmamış koskoca markaya bu slogan bu metinler yakışmamış :)
  • İkinci markanın reklamı tam bir facia.Kaçıncı sınıf reklam ajansına yaptırdılar acaba. Gerçi yukarda bahsettiğimiz marka gayet kalite olmasına rağmen böyle dandik bir iş yapıyorsa bunlara çok görmemek lazım.Eveeetttt, "Duru gournet duş jeli" daha önce hiç duydunuz mu? Duymadıysanız da şimdi duyacaksınız :)) Adamların yazdığı metine bakın: "En lezzetli duş jeli ile yazın tadını çıkartın" :))))))) Heee zaten en büyük zevkimiz duş jeli yemekti. Manyak mısınız siz yaaa:)) Duş jeli alırken lezzetine mi bakıyoruz biz. Bir duş jelinin lezzetinden bize ne. Ancak kokusu, ambalajı, rengi ... vs etkiler tüketiciyi. Lezzeti biz normal tüketicileri asla etkilemez:))
  • Şimdi adamlar bu duş jelini meyveli mi ne yapmış. Ondan da "lezzetli" demeyi uygun görmüşler. Anladık içine lezzetli meyveler koymuşsunuzda satışa yönelik laf nerde?" Lezzetli" mi o laf? O olamaz çünkü yine söylüyorum duş jeli yemiyoruz biz!
  • Bu metin yazarları nasıl böyle metin yazabiliyorlar anlamış değilim. Ya da müşteri bu metinleri nasıl kabul ediyor. Ucuza iş yaptırıyor olabilirler ama müşterinin ve yaratıcı ekibin başındaki adamın aklına gelmiyor mu "lezzetinden bize ne " demek.
  • Fark var:) Aramızda fark var:) Ben diplomayı bakkaldan almadım ama bu işleri gördükçe birileri bakkaldan almış anlıyoruz. Sahaya çıkınca eteklerdeki taşlar dökülüyor. Ama ne fark eder ki? İyi olsan da iş bulamıyorsun bazen bazı sebeplerden ötürü !!!
  • İyi olman yetmez.Birde sisteme aykırı olmaman lazım. Onlardan olman lazım.
  • Her neyse ben sisteme aykırı olmaya devam edicem sizde böyle dandik işler yapmaya devam edeceksiniz. Yapın yapın bende ne kadar iyi olduğumu anlıyorum sayenizde. Head&shoulders'ın birlikte çalıştığı ajansı çok merak ettim bu arada. Kesin güzide ajanslarımızdan biridir o güzide metinin çıktığı yer :))))

Not: Çok reklam kokan bi yazı oldu ama idare edin artık. Damarlarıma işledi dört sene boyunca yapacak birşey yok :))

6 Temmuz 2010 Salı

................... "ÇOCUK İSTİSMARI "....................

  • Son zamanlarda haberlerde bolca yer aldı bu mevzu. Eminim birçoğumuz Siirt'te ki olayı ve nicelerini unutmadık hala. Şimdilerde ben duyduğum bir olayla yeniden sarsıldım. Bizim oralardan bir haber aldım ve yeniden bu olayları hatırladım. Zeka problemi olan iki erkek kardeşe on yedi, on sekiz yaşlarındaki iki kişi tarafından tecavüz edilmiş. Üstelik uzun süreli bir olaymış bu. Karakol komutanı taciz edilen çocukların birinin kolunda kibritle yazılmış bir yazı görmüş ve bunu kimin yaptığını sormuş. Çocuk başlamış anlatmaya ve akabinde yapılanlar ortaya çıkmış. Çocuklar devlet koruması altına alınmış ve o hayvanlarda 38 yıldan başlayan hapis cezasına çarptırılmış.
  • Bazen gerçekten düşünemiyorum. Düşünmek istemiyorum. Masum çocuklara bunu yapan ne olabilir? İnsansa, bizler neyiz? Hayvan olabilirler mi? Hayır çünkü insanlar hayvandan aşağı ve arştan yukarı olmak üzere ikiye ayrılır. Bunlar hayvandan aşağı olanlardır.
  • Keşke o çocukları tanımıyor olsaydım. Belki acılarını yüreğimde bu kadar hissetmezdim. O kadar güzel çocuklarki yüzlerine bakmaya kıyamazsınız. Allah bilir ne işkenceler yaptılar çocuklara. Ne acılar çektiler o çocuklar. İlgilenen yok, sana ne oldu diye soracak olan yok.
  • Bütün bu olaylar karşısında "Aman bize ne " diyebilenler, sessiz kalanlar, "düğün üstü niye bunu meydana çıkarttılar şimdi bari biraz daha bekleselerdi" diyenler var biliyor musunuz? Bunlarada insan demek içimden gelmiyor, hele Müslüman demek hiç olmaz. Müslüman zulme sessiz kalmaz. Hele hele garibe, yetime karşı olana hiç sessiz kalmaz.
  • O hayvandan aşağı olanlar zaten o çocuklar garip, kimsesiz diye onları seçtiler. Kimse bunların arkasında durmaz dediler. Ama Allah'ın adaletini ve gazabını düşünmediler. Düşünemezlerde çünkü düşünselerdi böyle birşeyi yapamazlardı.
  • Bizi bu durumlara sürükleyen ne peki? Son yıllarda böyle olaylar arttığı için mi haberlerde biz bunları gördük, yoksa zaten böyle olaylar var mıydı? Bence son yıllarda böyle olaylar arttı. Bunun nedeni de bence televizyon. Herşey o kadar açıkça ortadaki Tv artık 7/24 kırmızı yayın yapıyor resmen. Şimdi diyeceksinizki herkes tv izliyor herkes böyle mi yapıyor.Hayır ama işte bazılarının kanı bozuk olduğu için böyle sonuç veriyor.
  • Ve ben idama karşı olan biri olarak artık idamın bazı suçlar için yeniden çıkartılmasını istiyorum. Caydırıcılığı olmayan cezalar ne işe yarıyorki. Bunu yapanların çoğu zaten "ben şu kadar ceza alırım çıkarım" diyen adamlar. Hayır bunlar asılmalı! "Böyle yaparsanız böyle olursunuz" denmeli! Yoksa insanlık aldı başını gidiyor. Kimse kimseye dur, sus, yapma demiyor.

  • Allah'ın gazabı üzerlerinde olsun!!!Şunu da unutmasınlarki o suçtan içeri girenleri ya öldürürler ya da aynısını hergün onlara da yaparlar!

2 Temmuz 2010 Cuma

1 TEMMUZ 2010 PERŞEMBE NE DE GÜZEL MEZUN OLUNUR :)




Dün mezuniyet vardı. Büyük gün, heyecanla beklediğim gün falan demeyeceğim çünkü perşembe günü karar vermiştim gitmeye:)) En son Yelda'ya "ben gelmeyeceğim" dediğimde bana " gerizekalısın seeeennn, manyaksın seeeennn" dediğini hatırlıyorum :DD Neyse sadede geliyorum. Şimdi Bu benim canım arkadaşım Büşra Bilgi'nin mezuniyetini o kadar abartılı anlatmıştıki bize bende çok muhteşem birşey bekliyordum. Hava şartlarından dolayı ramazan çadırı gibi bir çadır kurmuşlar millet onun altında oturdu! Halbuki o tahta tribünler süperdi yaaa, ne güzel orda mezun olcaktık:) Olmadı darısı başka mezuniyetlere:D Artısıyla eksisiyle mezuniyetten alıntılar:




  • Topuklu ayakkabılar ayaklarımı mahvettiii:(

  • Çok sıcaktııı.Yüzümüz parladı makyajla birlikte:(

  • Sahneye doğru yürümek çok heyecan vericiydi:)

  • Çocuğun biri vuvuzela çaldı süperdiii herkes koptu :)

  • Dört beş kişiyi aynı anda sahneye çağırdılar resmen dolmuş kuyruğu bekledik:(

  • Sahneden inerken Hollywood yıldızı gibi hissediyosun kendini.Kameralar seni çekiyor, fotoğrafçılar poz bekliyor :)))Çok afilli bi poz verdim ama :D

  • Müzikler harikaydııı :)

  • Kepleri fırlatma anı en güzel andıııı. 10dan geriye doğru sayıldı. Kendimi o an sandelyenin üzerine çıkmış geriye doğru sayıyor halde buldum :)

  • Haliç igrenç kokuyorduuuu:( Bizimkiler ıslak mendili burunlardan eksik etmemişler:)

  • Hazırlıkta çok takıldığımız bi arkadaş vardı Beyazıt diye. Kendisi iskoç erkekleri gibi etek giymişti ve trabzon spor atkısı takmıştı çok güldük :)




Kısacası mezuniyet böyleydi. Çok matah birşey değil ama söyliyeyim.Güzel bir anı ama.Arkadaşlarınla ve ailenle birlikte olduğun sonradan dönüp karıştırınca mutlu olacağın bir anı.



Mezun olmak arkadaşlarınızdan ayrılacağınız için kötü oluyor. Eğer işiniz varsa bir an önce mezun olmak istersiniz ama...



  • Büşra'ya Not: Safiye'de ordaydı Büşraaaa. Fotoğraf çekildik. Nuran mezun oluyo diye gelmiş.