19 Nisan 2009 Pazar

BU ŞARKIYI ERGENEKON'UN 12. DALGASINA ARMAĞAN EDİYORUZ... :))

Öncelikle Ergenekon'un 12. dalgasıyla ilgili hiç bir açıklama yapmayacağım. Sadece mevcut köşe yazarlarımızın yazdığı birkaç yazıyı alıntı yapıcam. Onlar lafı gediğine çok iyi oturtmuşlar. Benim bir daha uzun uzadıya yazmama gerek yok. Ama seni kırmamak için bir iki laf edicem tabiki.
ALİ AKKUŞ
19 Nisan 2009, Pazar
O cephanelikleri, cinayetleri, fişlemeleri, işkenceleri, Güneydoğu'da ensesine kurşun sıkılan Kürtleri, Şemdinli'yi, lahikayı, planları, dinlemeleri, bombalamaları unutturmaya çalışıyorlar.

Tutuklanan hocaların her birinin 'darbeci generaller' ile yaptıkları görüşmeleri, hizmet arz etmelerini, yol göstermelerini, cübbelerinin altından gözüken 'postallarını' Türkan Hanım'ın resminin arkasına saklamak mümkün mü?" Evet, Ahmet Altan böyle soruyor. Ama dün bazı gazeteler öyle bir saklama yapmışlar ki; bu haberlere bakan, Ergenekon davasından tutuklanan profesörleri göremiyor bile.


ÇYDD Başkanı Türkan Saylan üzerinden Ergenekon davasına vurmaya devam ediyorlar. 'Türkan Saylan'a bu yapılır mı?' cümlesinden sonra demediklerini bırakmıyorlar. Maşallah Türkan Hanım da -rahatsızlığına rağmen- gece yarılarına kadar televizyonda, gün boyunca gazete sayfalarında ağzına geleni söylüyor. Dün 'al gülüm ver gülüm' tarzı röportajında bile toplumun büyük kesimine karşı nasıl bir kin içinde olduğu görülüyor. Başörtülü gençlere burs vermediklerinin gerekçesini açıklarken hakarete varan sözler sarf ediyor. Başörtülü olarak burs başvurusu yapan kızların bir kısmı 'militan'mış. Onları 'casus gibi' aralarında görmek istemiyorlarmış. Başörtülüleri üç kısma ayıran Saylan'a göre, ajan ve casus olmayanların dışında kalanlar ise kendilerini kullandırıyormuş. Cumhurbaşkanı'nın eşini de 'kendisini kullandırtanlar' kategorisine alıyor. Gerekçe olarak erken evlenmesini gösteriyor. Biraz daha ileriye gidip, 'bu meselelerde çok netim' diyor ve terbiye sınırlarını aşarak şu cümleyi kuruyor: "Gerçi o örtü sayesinde erken koca buluyorlar o ayrı." Şimdi sormak lazım: Bu mudur çağdaş meleklik? Bu mudur kadına saygı? Bu mudur eğitimde fırsat eşitliği?

Türkan Saylan'ı anlamak için cumhuriyet mitinglerinin tamamına bakmakta fayda var. Hani Karadayı Paşa'nın "Şener Eruygur'un işi, başarılı olursa Türkiye değişecek." dediği mitingler. Saylan'ı 'Ne darbe ne şeriat' sözlerinin parantezi içinde değerlendirmek yanlış olur. Ertuğrul Özkök bile cumhuriyet mitinglerini analiz ederken 'kürsü ile meydandakileri' ayırma gereği duymuştu. Saylan o mitinglerden ikisinde kürsüdeydi. Kürsüde olanların söyledikleri yenilir yutulur değildi. Darbe çağrıları bir yana hakaret etmedik değer bırakmamışlardı. Tam iki yıl önce Saylan, Tandoğan Meydanı'nda düzenlenen mitingde Kutlu Doğum haftasını hedef alarak şöyle diyordu: "23 Nisan'daki ulusal coşkuyu gölgelemek üzere aynı tarihlerde yöneticilerin katılımıyla Kutlu Doğum şovu yapılarak cumhuriyetten intikam alınmaktadır." 14 Nisan'daki o mitingde söylenenlerin benzeri, 27 Nisan gece yarısı bildirisinde neredeyse birebir tekrar ediliyordu.

Mesela Çağlayan mitinginde, "Günahtır diye don üzerinden iğne yapan tıp profesörleriyle kadrolaşmalarını tamamlamak, çağdaş eğitimin yerine, yaradılışla simgelenen hurafeleri getirmek için baskılar en üst düzeye varmıştır." diyor Saylan. Hükümeti yıkıp Meclis'i kapatmak isteyen darbecilerin bu sözlerden etkilenmemesi mümkün mü? İki mitingde kürsüde olan ve darbecilerle yürüyüşünü sürdüren Saylan, İzmir'de konuşturulmadı. O dönemi hatırlamakta fayda var. Darbeciler o kadar ileri gitmişti ki, Türkan Saylan bile onları kesmez olmuştu. Konuşmalarının tamamında her işi şeriata bağlayan Saylan, şimdilerde o gün söylediği tek bir cümlenin rantını yiyor. İyi ki arşivler var.


Ali Akkuş'un bugün yazdığı onikinci dalğayla alakalı olan ÇYDD ile ilgili haber yorumu işte bu. Bu konuyla ilgili Mehmet Altan, Ahmet Altan, A.Turan Alkan'ın yazılarını da okudum. Sadece sığ düşünceli ve at gözlüğü ile bakan klasik medya gibi davranmamak için.
Türkan Saylan cüzzamla savaşmış olan çok iyi bir profesör olabilir. Bu arka plana atılacak birşey değil tabiki. Fakat bütün bunlar Türkan Saylan'ın Ergenekon ile ilgili olmadığı anlamına gelmiyor. Saylan kanser tedavisi gördüğü için tutuklanmadı. İyiki de öyle oldu. Fakat unutulmaması gereken birşey var ki, ateş olmayan yerden duman çıkmaz. Mezun olduğum lisede birçok faaliyetini yürüten bir dernekti. Birçok insan " ÇYDD bir sürü öğrenciye burs veriyor. Bu nasıl bir kara lekedir..." tarzında açıklamalar yaptı.
  • Peki , acaba bu dernek kimlere hangi amaçla ders veriyordu?
  • Özellikle Doğu ve Güneydoğu' dan fakir öğrencileri getiriyorlar. Neden? ( Sadece oradakiler daha fazla okuyamadığı için değil, bu çok aşikar bir durum)
  • Getirdikleri kız öğrenciler bir süre sonra İstanbul gibi büyük bir kentte kendilerini buluyorlardı.Peki, zaman geçtikçe hayatlarındaki köklü değişikliklere ne demeli? ( ilk geldiği zamanlarda masum Anadolulu kız bir süre sonra tamamen değişiyor ve İstanbul'un o boya tenekeli, etekleri süper minili kızlarına dönüşüyorlar...(hepsi değil tabiki)
  • Bu kızlar ya da öğrenciler zorla ( sınavları oldukları halde) toplantılara götürülüyor olabilirler miydi acaba? ( ertesi gün derse geldiklerinde çalışamadıkları için kötü not alanlarla dolu bir sınıf...)
  • Ayda ya da haftada Saylan ve kendisiyle denk arkadaşlarının söyleşisi var diye sınıftan çıkartılan öğrenciler olabilir mi?( Boş ders olduğu için sevinen öğrenciler ve kendi ideolojilerini entegre etmek için heyecanla konuşan bir grup yaşı oldukça ilerlemiş Saylan ve arkadaşları)
Bütün bunların cevabı tabiki evet! Saylan'ın faaliyetleri çok meşhur. Yandaş medya hariç diğer gazeteler bunlardan her zaman bahsettiler. Bende bu yazımda onları bir daha anlatmıyorum. Sadece kendi bildiklerimi yazdım. Ayrıca Türkan Saylan tutuklanma olayından sonra Başörtülü kızlar için ağzına geleni söylemiş yukarıdaki yazıdada görüldüğü gibi. " Erken evlenmek için örtünüyorlar..." da bunlardan sadece biri. Kesinlikle burdan bile olsa bu laflara hitaben hiç birşey yazmayacağım. Çünkü hiç bir şekilde örtünmenin anlamını anlayamayacak bir kişi için burada laf söylemeye, yazıp çizmeye gerek yok. İstesem bende burda çok güzel "belden aşağı" vururum. Ama yaşına hürmet edip ağzımı açmıyorum. Ne de olsa elbet birgün bütün başörtülü kızlar olarak bu lafların hesabını topluca soracağımız gün gelecek.O zaman; Ergenekon'un değil, adaletin kılıcı kimin boynunu uçuracak, kimin hesabını kesicek görücez...
12. dalga için ( özellikle bazı kişiler için ) çok uygun bir şarkı;
Dalagalandımda duruldum,
Koştum ardından yoruldum,
Binlerce güzel sevdimde,
Bir tek sana vuruldum,
Bir tek sana vuruldum...
( Benzetmeleri belirtmeme gerek yok bence :>)
FTM...

1 yorum:

LoveMeorLeaveMe dedi ki...

heeeey çok ciks olmuşsun bebeiimmm :))