24 Şubat 2009 Salı

ŞEYTAN AYRINTIDA GİZLİDİR!

  • Ayrıntılarda gezinen biri miyim yoksa takıntılı biri miyim? Bence her ikisinden de birazcık var. Bazen fazla ayrıntılara takılıyorum ve bu yüzden de takıntılı biri olup çıkıyorum. Şeytanca şeyler düşünüp, acabalarla dolu cümleler kurmaya başlıyorum. TV' de gösterimde olan bir reklam var. Sabah Gazetesi' nin kendini yani kendi görüşlerini anlatmaya çalıştığı bir reklam. Güzelde bir reklam. Zaman Gazetesi'nin reklamlarında olduğu gibi bu reklamı da izlediğimde kendilerini iyi ifade ettiklerini düşündüm. Fakat reklamı izlerken yine ayrıntı diyebileceğimiz bir nokta gözüme çarptı. Takıntılı mıyım, ayrıntıları mı kaçırmıyorum diye düşünmeye başladım. Reklamı biraz hatırlayalım;


  • Sloganımız "Hepimiz bir olmasakta, hepimiz bir olduk." Reklamda farklı farklı sesler var. "Ben aleviyim, ben kürdüm, ben batılıyım, ben doğuluyum, ben reçberim..." diyen insanları görüyor ve duyuyoruz. Peki, ben nerde takıldım? Tabiki Türkiye'nin can alıcı konularından biri olan " Ben başörtülüyüm, ben mini etekliyim" tabirini duyunca. Çünkü reklamda " ben mini etekliyim" sesini duyunca ekranda acayip uzun bacaklı manyak bir genç hatun görüyorsunuz. "Ben başörtülüyüm" diye gelen sesin önünde hangi görüntü var peki? Yaşlı, başı örtülü ve ton ton bir teyze!! Enfes bir reklam yapıp okuyucuları etkilemeye çalışan gazetenin reklam ajansı bu ayrıntıyı gözden kaçırmışmıydı? Hayır gözden kaçırmamışlardı.Eminim ki bu reklamı yapanlar Türkiye' de ki büyük çoğunluk gibi " başörtüsu kullanan yaşlıdır. Gencecik insanlar kendini niye örtsün" anlayışına sahip bir kesim. Bu yüzdende bu durum reklama böyle yansımış. Büşra ile bu konuyu konuştuğumuzda Sayın Sosyolog " Bence bu reklamı yapanlar ve yaptıranlar bunun farkına bile varmamışlardır." dedi. Kesinlikle katılıyorum. Farklılıklarımız ile bir arada yaşayabiliyoruz temasını işleyen bir reklam yapılacaksa öncelikle her kesimi çok iyi analiz etmek lazım. Bu reklamı yapan ajans bu noktayı gözden kaçırmamalıydı dicem şimdi ama Türkiye'nin genel eksiğini ajanstaki creative insanlara yüklemek istemiyorum.

Şimdi ben ayrıntıcı mıyım, takıntılı mıyım? Bunun yorumunu siz okuyucularıma bırakıyorum:) Kaç kişi bu ayrıntıyı yakalamıştır orası meçhul tabii:)Ama şu kesin Şeytan Ayrıntıda Gizlidir!

5 Şubat 2009 Perşembe

GÜZ SANCISI, KARIN AĞRISI...

B.N:Sinema eleştirmeni sayın, sevgili Fatma Şişli.Evet vizyona giren Güz Sancısı filmi hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizce yeterince iyi mi?
F.Ş: Hımmm, evet böyle bir soru bekliyodum açıkçası. Hiçte şaşırmadım. Çünkü en iyi sinema eleştirmeni benim.Sizde haklısınız bu soru ancak ve ancak bana sorulabilir.Bence film...
B.N: İyimisiniz hanfendüü, ne diyosunuz siz.
F.Ş: Ne var canım ben doğruları söylüyorum.
B.N: Siz nerden bilirsiniz bunları.Siz şöylesiniz, siz böylesiniz...
F.Ş: Bakkk bana bakkk. Bi daha da bu bloga gelmem. Beni kimse bu bloga getiremez.Bu blog benim için bitmiştir:DD ( RTE'den copy:>)
Çok yaratıcı bir giriş olduğunun farkındayım. Biraz önce bizim kulübün sitesine girdim ve yaratıcı yazı yazma kursu diye bir kurstan bahsetmiş kızın biri.Çok önemli birileri vericekmiş bu kursu. Gitsem kesin benimle tanıştıkları için çok mutlu olurlar:D Bu msn ifadeleride olmasa halimiz duman, nasıl gülücez biz blogda yaa. Neyse anlaşıldığı üzere bugün Güz Sancısı'na gittim. Film hakkında bir iki bişi yazmadan geçmek istemedim. Sayın dandik eleştirmen, sade vatandaş olaraktan fikrimi beyan edicim.
Bir kere filmin fragmanını izlediğimde çok etkilenmiştim. Bu filme gidilmeli diye düşünüyordum. Başrol oyuncuları beni kesinlikle ilgilendirmiyordu onu da söylemeden geçmeyeyim. Çünkü genelde Beren Saat ve Murat Yıldırım başrolde diye filme giden çok. Dünde filmin senaryosunu yazanlardan birinin Etyen Mahçupyan olduğunu görünce bu filme gitmek farz olmuştu benim için. Etyen Mahçupyan'ın yazılarına hasta biri olarak filme gittim ama birazcık hayal kırıklığına uğradım. Film eksik kalmıştı. Sadece Rumlar ve sol kesimi anlatan bir film olmuş. Araya birde aşk yerleştirince olmuş size Hatırla Sevgili'nin çakma sinema versiyonu. Rumlar çok acı çekti, onlar çok zor durumdaydı demişler. Peki Türkler ve sağcılar dicem bu işin neresindeydi? Sadece filmde gösterildiği kadarmıydı herşey. Eğer siyasi odaklı bir film çekecekseniz adam gibi enine boyuna herşeyi vermelisiniz.
Ben bu filmden şunları çıkardım: Rumlar haklıydı, Türkler tam bir barbardı. Solcular arkadan vurmaz, arkadaşlarını satmazlar. Onlar vicdanlıdır ve şerefsizliklere göz yummazlar. Sağcılar( sağcı olan behçet'ten yola çıkarak); arkadan vururlar, arkadaşlarını satarlar... Filmde sözde sağcı olan kesim solcu bir genci öldürüyor. Ve o anda göyaşlarınız sel oluyor o çocuğun durumuna. Peki hiç mi sağ taraftan biri solcular tarafından öldürülmedi? Neden bu tarz dizi ve filmlerde hep sol var. Ne zaman demokrat bir dizi/ film izleyebileceğiz. Hatırla Sevgili' de de durum aynıydı. Senaryoyu yazanlardan biri Etyen Mahçupyan olduğu için çok daha iyi bir film izleyebileceğimi düşünmüştüm. En azından her iki tarafıda iyi bir şekilde yansıtan içerisinde aşkında bulunduğu güzel bir Güz Sancısı izlemek isterdim. Neyse bu da böyle geçip gitti. Yine bir siyasi film ve yine ben istediğimi alamadım. Darısı daha iyi bir filme. Belkide Mahçupyan'ın anlattırdıklarının belli bir kısmını ele almışlardır. Ben bi kendisiyle görüşüp sorim bakim:DBide film boyunca bende bir karın ağrısı vardı. Güz sancısı ve karın ağrısı çektim belli bir süre :x
Bugünlerde gözüme çarpan bir şey daha var. Otobüste tutunduğumuz askılıkları reklam mecrası olarak kullandıkları malum. Bunlardan bitanesi de Cif reklamıydı. Cif reklamında şunları görüyorsunuz.
Kolay tutuş
Sağlam duruş
Modern tasarım :))
Bu ne ya. Bir ev kadını ya da Cif kullanacak biri Cif' te bu üç özelliğimi arıyor şimdi. "Mutfakta modern tasarımlı bir Cifim var". Aman ne önemli! Bu ne saçmalık ya. Kim yaptı olum bu reklamı. Ben bile yapmam bunu şu halimle. Briefi kim verdiyse saçmalığın daniskası olmuş bu bence. Cif dediğin ayğazın üstündekileri kolayca çıkardımı birde bunun üzerine güzel bir kokusu oldumu bitmiştir demektir.
Gelelim ikinci reklama. İnci Akü reklamı: Reklamda manken gibi acayip bir hatun İnci Akü ile ilgili bir kaç laf ediyor. Ve o tarz bayanlar gidip arabalarına İnci Akü alıyor. Reklamdaki kadın resmen yabancı ama reklam Türkiye'de yapılıyor. Ya bi akü reklamı ancak bu kadar alakasız olabilir. Neden akü reklamında o kadın oynar hatta ve hatta neden kadın oynar. Bu fikirlerimden bir kaç gün sonra reklamdaki manken boyutlu kadın gitti ve yerine uygun tipli bir erkek oyuncu geldi. Bende bu aküye bu adam yakışır işte dedim. Ve reklamı yapanların iç sesime kulak verdiğini hissettim :=))
Bu akademik ve güzel yazıyı sonlandırıyorum. Vızzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzz ...