2 Ağustos 2008 Cumartesi

KRONİK BEN, KRONİK MEKAN VE KRONİK MEDYA

Tatil istiyorummmmmm!!!!!
Bağırsam sesimi duyarmısınız.
Çığlıklarımın arasında
Dokunabilir misiniz, bağırırken tireyen küçük dilime, elinizle?
Bilmezdim yazın staj yapmanın bu kadar zor,
Okumanında kifayetsiz olacağını
Bu derde düşmeden önce
Bir yer var bilmiyorum;
Orada tatil yapmak mümkün;
Epeyce yakınmışım, anlıyorum;
Ama bulamıyorum!!
Fatma Veli:)
  • Sıyırmış durumdayım, acayip tatile ihtiyacım var.Ama öyle milletin istediği cinsten falanda değil benimkisi.Heryerden, herşeyden uzak küçük bir ada olsun.Dupduru bir denizi, parıldayan bir güneşi olsun.Birde iki ağacı olsun arasına hamak yapıp sallanmak için:)
  • Ne var canım , hayal kurarken bile uçamayacakmıyız yani. Anladık biraz uçuk bir hayal oldu bu.Hemen daha düsturlu bir hayal kuruyorum.Adaya falan gerek yok.Şimdi caş halıvey falanda gelir oraya, arkasındanda lost tayfası hiç gerek yok o kadar kalabalığa.
  • Şöyle sessiz, sakin ve sadece kitap okuyup, yazı yazabileceğim bir yer olsun yeter. Bilmiyorum, dedim ya şiirdede.Epeyce yakın,anlıyorum ama bulamıyorum
  • Beynimin doluluk oranı tamamlandı.Bunu biliyorum.Yarısını boşaltmazsam, benden yeni eğitim ve öğretim yılında hiç bişey olmaz. Sessizliğe düşkünlüğüm nedendir bilinmez. Hatta bu ara sürekli bunu düşünüyorum. Millet gezip tozmak, kalabalığın içinde kendine bir yer bulup, ordan oraya savrulmak için can atıyor. Bense insanlardan uzaklaşmaya bayılıyorum.Yok abi, asosyal falan değilim.Tatil anlayışım bu!
  • Onlarca insanın arasında nasıl tatil yapılır ki? İnsan kafasını dinlemek istemez mi hiç? Ben kalabalık içinde de kafamı dinlerim falan hikaye bence. O saçma muhabbetlerden birazcık olsun uzaklaşmak lazım. Kendi içine dönüp düşünmeli insan. Kendini dinlemeli. Her zaman yanımızda iki çift göz,kulak ve bir ağız bulunması gerekmiyor. Neyse benim tatile olan ihtiyacım ve tatil anlayışım anlat anlat bitmez. Bu yüzden kronik bir haldeyim bu aralar.
  • Kronik mekan ve kronik medyaya gelince. Staj yaptığım yerin isminden dolayı başlığa ekledim bu kelimeleri.Medyakronik'te staj yapmış ve yapmaya devam edecek olan bir vatandaşım.Süper ötesi hocalar var. Hepsinden birşey öğrenmek gerçekten inanılmazdı.Hiç bu kadar sevceğimi düşünmemiştim.Hatta hayatıma farklı düşünceleri sokabileceği aklımın ucundan bile geçmezdi.(kapalı bir cümle oldu ama idare et.Herşeyde apaçık olmak zorunda değil canım) Bundan sonra başka hedeflerimde var.Hayatta " bir amacım" varmış gibi davranmam lazım ama:) Anlıcan çok şey öğrendik bitmek bilmeyen toplantılardan, Ahmet, Mustafa, Güven, Gökhan ve Ertan hocalarımızdan. Çok dedikoducusun ya, aynı yelda! Tamam hocalardan bahsedicem sana:) İlk olarak Mustafa hocamdan başlıyayaım bari:)
  • Mustafa hocam; güleryüzlü, toplantıların vazgeçilmez uzatıcısı,çok meşgul, iki yazımıda hala okumamış olan ama bende çok büyük fikirler oluşmasını sağlayan, çevreci, Sezen Aksu sevmez... Birde değişik bir sigara içiyo.Sararak. Toplantı boyunca dikkatimi kendisinin ince ince sardığı siğaralardan almak için bana çaba sarfettiren büyük insan:) Hayır, bazende yamuk sarıyor. Bende takıntı yapıyo bu durum.Şeytan diyoki: "Git al şu siğarayı, yeniden sar."( kendisi toplantılara katılınca çok eğlenceli oluyo toplantılar. Ayrıca son gittiği tatil yazısını okuyunca, kıskançlık krizine girdim.Tam benlik bir tatilmiş:>)
  • Ahmet hocam; atom karınca, durmadan bana " Fatma alınmazsan sana bişey sorucam" diyerek bir sürü soru soran( hiçbir zaman alınmadım), herkesle ayrı ayrı ilgilenen, bütün stajyerlerin yazılarını hep kendisine yollamasından dolayı bunalıma giren ve en sonunda "arkadaşlar güven ve gökhan'da var" diyerek beni güldüren, bütün haberlerimi yayınlayan biricik insan:)
  • Güven hocam; az ve öz konuşan, elinde zinciriyle dolaşan, özel hastanelerle ilgili haberimin altına adımı değil, medyakronik'i yazan:S:D, entel insan:) Küpesi çok cix valla:=)
  • Gökhan Hocam; staja başlayalı bir hafta olmuştu sanırım.Bir anda yanıma biri geldi oturdu, toplantıdayken.Bende kim bu be diye düşünürken Ahmet Hocamın bir anda " bir diğer arkadaşımız Gökhan" demesiyle tanıştığımız hocamız. Süreki green tea içen, yaptığımız haberlere hep muhalefet olan( bizim öğrenmemiz için yapıyo biliyoruz, hemen atlama ordan), masasının başından kalkmayan, ötv haberimi hala yayınlamayan( umutla bekliyorum)güleç insan, son gün giderken bize çok iyi şeyler söyledi ve hepimiz " vayy be biz neymişiz" dedik.Henüz ısınma aşamasındasınız ona göre diyerekte ekledi:) Kendisine bir daha ki staj zamanımızda haberlerimizi hemencecik yayınlaması için tatlı alıcaz hergün. Olayı çözdük;)
  • Ertan Hocamız; pek nadir konuşan, yeldaya foto çekmesini öğreten( çok şey anlattıda bizimkinde iş yok:>) Yeldaya yaptığı foto yardımları sonucunda bizimkinin fotocu havalarına girmesine sebep olan(ahahaha, ohh canıma değilsin yelda), bence utangaç ve yardımsever insan:)
  • Mine; her türlü soruyu yöneltebileceğiniz, her zaman size yardımcı olabilecek,salak asistanlar gibi havalı olmayan.Çok şeker,çok tatlı biri...
Öyle yani.Hepsinin ortak özelliğide; sevecen, destekçi, bilgili, kültürlü, her düşünceye saygılı,alanlarında çok iyi vs vs... Yani bizde onların yanında çalıştık:)) Havamıda atarım hiç kusura bakmayın:X
Son gün Yelda'nın getirdiği tatlıyı yemek için herkes masanın etrafında sağa sola gitmeye başlamıştı.Hatta dur anlatayım biraz.Şimdi bu Yelda gitmiş ekler almış.Masanın ortasına koydu hanzo tatlıyı.Sanki millet masanın ortasına kadar uzanıp tatlı alıcak.Açılışıda kendisi yaptı hehe:)
Stajyercikler toplanmaya başlamıştı masanın başında.Herkes yerini almış gazetelere göz atıyordu.Kimbilir belkide arada masanın ortasında duran tatlıyada göz atıyorlardı:)) Ama kimse uzanıp alamıyordu.En komikte ne biliyomusun? Hemen söylüyorum, herkes yemek ister ama yiyemez, ahahaha:))Ahmet hocam hemen açılış yaptı ve dediki " abi utanıyomusuz, niye yemiyosunuz ya" sonra herkes tatlıya doğru uzanmaya çalıştı.Tatlı sıra sıra herkesi dolandı.Ama Güven hocamıza ulaşamıyordu bir türlü.Çok komikti o an.Çareyi ayağa kalkmakta buldu ama bu seferde Ahmet hocam tatlıyı Mine'ye fırlattı.Güven Hoca " abi verin ya şunu" gibi bişi dedi.Tam bilmiyorum cümeyi ama buna benziyordu.Daha sonra azim ve kararlılıkla tatlıya ulaştı Güven Hocamız. Yani,
  • Medyakronik; anlatılmaz, yaşanır:))
Not: Bu stajdan sıkılır mı insan hiç dediğini duyar gibiyim.Zaten stajdan değil, sıcaktan bunalmıştım.Sıcak havada çalışmak zor olan:) Arkadaşlarımı özledimmm:(
si yuu...