23 Temmuz 2008 Çarşamba

BEYNİ ÖRTMEDEN BAŞI ÖRTMEK OLASI DEĞİLMİŞMİŞ!!

Hürriyet yazarlarından Tufan Türenç çok önemli bi yazı kaleme almış bugün. Bir insanın duyduğunu anlama kabiliyeti ancak bu kadar gelişmiş olabilir.Kendisi Hayrunnisa Gül'ün geçenlerde The Times'e verdiği demeçte "Beynimi değil, başımı örtüyorum" lafına takılmış kalmış. Kendisi bu cümle üzerinden bazı teoriler geliştirmiş ve demişki " Hayrünnisa Hanım gazetecinin örtünme ile ilgili sorusuna "Ben başımı örtüyorum, beynimi değil" yanıtını veriyor.Bayan Gül, bu sözleriyle beyni ile tesettürünün çeliştiğini mi vurguluyor?
Beyninin çağdaş olduğunu mu anlatmak istiyor. Ancak bu mümkün değil, çünkü beyin insanın inançlarını, duygularını, davranışlarını, düşüncelerini belirleyen organdır.Hareketlerin, davranışların, tüm duygu ve düşüncelerin komutunu beyin verir. Onun için dış görünümler insanın beyin yapısını doğrudan yansıtır.


Başı örtülü olan bir kadının beynide örtülü olurmuş. Başın kapalıysa, sen gericisindir. Ve beyninin her türlü yeniliğe açık olduğunu iddia edemezsin. Böyle bir hakkında yok! Çünkü sen modernizmin yukardan indirmeci modeline uygun değilsin. Sen Batıya uygun değilsin. Sen azınlıksın ve Türkiye'nin utanılacak yüzüsün! Yukarıda ki cümlelerden anlaşılıyor ki, Turanç başörütüsünü tamamen bir gericilik olarak algılıyor. Üstelik İslam inancınıda gerici olarak düşünüyor. Çünkü insanın inançlarını, duygularını... belirleyen organdır cümlesini kuruyor. Demekki, benim beynim İslamiyeti seçmiş ve İslamiyet gerici bir din olduğu için bende başımı örtüşüm.Kendisinin beyni hangi dini seçmiş acaba, İslamiyeti seçmiş olabilir mi? Gerici bir inanç sistemini seçtiyse,hala ilerici ve çağdaş ise toplumun büyük bir kesiminin kendisinden ciddi anlamda dersler alması lazım.
İkinci bir teoriside şu:"...Bayan Gül konuşmasının bir yerinde de kadınların zorla başörtüsü takmalarının olanaksız olduğunu iddia ediyor. Yani çevrenin, ailenin, cemaat ve tarikatların baskısını kabul etmiyor. Bu yanlış, çünkü araştırmalar, tesettüre girmiş milyonlarca kadının içinde bulunduğu koşullar nedeniyle örtünmek zorunda kaldığını ortaya koyuyor. "
Daha sonrada Hayrunnisa Gül üzerinden bir örnek vermiş.Çok üzgünüm ama kendisinin bu tezini çürütücem. Ben o milyonlarca kadından biri değilim. Hiç bir zorlama olmadan başımı örttüm. Üstelik bunu üniversiteye başladığım zaman yaptım. İçinde bulunduğum şartlar ise çok düşündürücü. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıyım. Bazı kadınlar başörtülü oldukları için üniversitelere alınmıyorlar. Birçok zorlukla mücadele etmek zorunda kalıyorlar. Peki bu durumda benim içinde bulunduğum şartlarda kapanmam normal mi? Değil. Ama ben kapandım. He, ailevi şartlardan bahsediyorsa kendisi, ailem bana " bize sorarsan örtünmeyebilirsin, sonuçta ne gibi sıkıntılar yaşandığını görüyosun" dediler.Bu durumda ben kendimce doğru olan yolu seçtim ve bu yolda yürümeye karar verdim.Baskı yok, şiddet yok... Şimdi ben içinde bulunduğum koşullarda ne gibi bir zorunluluk yaşamışımda, kapanmışım? Turanç mahalle baskısından bahsetmek istemiş apaçık. Ama burda mahalle baskısı gören taraf, başı örtülüler bence. Birçok kız örtünmeyi düşündüğü halde örtünemiyor. Neden? Çünkü örtüsüne baskı var.İçinde bulunduğu şartlardan dolayı başını açan kızlarla ilgilide bir araştırma yapsın bakalım sonuç ne çıkacak. Kaç milyon kadın açıldı ya da örtünemedi. Bu araştırılmaz ama normal olan bu olduğu için. Bu kadınlar doğru yolu bulanlar olsa gerek!
Geçelim Turanç'ın üçüncü teorisine. Gerçi elim klavyeye varmıyor ama...
"...geçtiğimiz ay gazetelerde çıkan bir fotoğrafı anlatmak istiyorum. Bodrum’da bir toplantıda çekilmiş.Toplantının konusu "Küresel İklim Değişiklikleri ve sonuçları".Toplantıya bu konulara duyarlılık gösteren Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, eşi Hayrünnisa Gül ile birlikte katılmış. Abdullah Gül’ün hemen yanında oturan Hayrünnisa Gül’ün başında beyaz bir türban, kırmızı deri bir ceket ve upuzun siyah bir etek var.Yani tesettürü kusursuz. İki koltuk ötede de Doğal Hayatı Koruma Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Akın Öngör’ün eşi Gülin Öngör oturuyor. Gülin Hanım kısa saçlı, siyah askılı bir elbise giymiş, büyük olasılıkla havalandırma güçlü çalıştığı için üzerine bir şal almış.Gülin Hanım’ın kıyafeti modern.Fotoğrafta Hayrünnisa Hanım başını hafif sağa döndürmüş Gülin Hanım’ı süzüyor. Daha doğrusu Gülin Hanım’ın giysilerini büyük bir dikkatle inceliyor. Hayrünnisa Hanım’ın bakışlarında bir kıskançlık yok ama bir özenti var. Bu özlem dolu duyguyu anlamak hiç de zor değil."
Evet üçüncü teoriside bu kendisinin. Yani Hayrunnisa Gül'de zorla kapanmış ve kadınsı özelliklerini gösteremediği için çok üzülüyormuş.Gülin Hanım nasıl bu kadar kadınsıda ben değilim diye gece gündüz vahh vahh diye inleyip duruyormuş.Turanç Bey bence siz İslamiyet'in i'sinden anlamıyorsunuz. Durum böyle olunca bu kadınların neden örtündüğünü anlamanızıda beklemiyorum.Hayrunnisa'nın tesettürü kusursuz, Gülin Hanım'ın kıyafeti ise modernmiş.Size modern olarak tepeden indirilen şeyi herkes kabul etmek zorunda değil. Ya da bütün kadınlar size kadınsı gelen şekilde dolanmak zorunda değil. Özenti, kıskançlık gibi ifadelerinizide bu bilgisizliğinize bağlıyorum.
Bu fotoğraf size çok şey anlatmış belli. Ama aslında hiç birşey ifade etmeyen bir fotoğraf. Eğer yolda yürürken dikkat ederseniz, bütün kadınların ( açık- kapalı) birbirlerinin kıyafetlerine dikkatle baktıklarını görebilirsiniz. Çünkü kadın izlenen konumundadır ve her zaman güzel görünmek ister.Üstelik bu konu bayatlamadımı artık, sizin bayagı içinize oturmuş Hayrunnisa Hanım'ın özenti dolu bakışları. Belliki içiniz cız etmiş kadınsı tarafını gösteremeyen bu kadın için. Benden size bir araştırma tavsiyesi, birbirlerinin kıyafetlerine dikkat eden kadınlara bakın bakalım. Kaç tane başı kapalı Hayrunnisa Gül var. Kaç başı kapalı kadın, başı açık kadınlara kıskançlıkla değil ama özentiyle bakıyor. Birgünde bu araştırma üzerinden yazı yazarsınız.