21 Haziran 2008 Cumartesi

1 EYLEMDEN İZLENİMLER...

Selam güncecan Levami:) Ya buğün inanamıcaksın ama ben eyleme katıldım.Genç sivillerin önderlik ettiği bu eylem darbeye karşı yapıldı. Aslında kafama koymuştum gitmeyi ama, başka bir işim vardı. Son anda Rukiye ile fikir değiştirip tutuk Taksim'in yolunu. Saat 16.30 gibi tünele doğru yürümeye başladık. Baktım millet almış pankartları, düküleri eline. Bizde hemen aldık pankartımızı ve düdüğümüzü daldık milletin içine. Saat 17.00ı gösterdiğinde acayip bi kalabalık oldu. Aslında çok kalabalık olmasını beklemiyordum ama müthişti gerçekten. Herkes ordaydı. Dtplisi, sosyalisti, sağcısı, solcusu... Ve ve ve !! bil bakalım kimi gördüm elimde pankart ''dur de, dur de, darbelere dur de!'' diye bağırırken. Ferhat Kentel hocamıııı:)) Bir döndüm sağıma hocam da bağırıyo. Hemen yanına yaklaştım ve selam verdim. Gülümsedi her zamanki gibi o sevecen haliyle:)) Ayrılır mıyım bi daha hocamın yanından. Ama Rukiye gaza geldi tutabilene aşk olsun:)
Polis sadece Galatasaray'ın önüne kadar izin verdi. Sonrasında dağıldık. Çok güzeldi.
Umarım darbeci zihniyetler artık bu milletin istediği zaman nasıl tek yürek, omuz omuza gelebileceğini görmüşlerdir. Birilerini siyah- beyaz, ak- kara diye ayırmak, ülkenin huzurunu altüst etmek için darbe heveslisi olan bu zihniyetler artık pis ellerini bu milletin üzerinden çeksinler. Herkes kendi kendine bazı şeylerde hak sahibi görmeye başladı kendini. Yargıçlar darbe yapmaya hazırlanır oldular( ki dolaylı yoldanda yaptılar).
Kimse otulduğu koltukta daimi değildir. Gün gelir devran döner ey darbeci zihniyet. Bu vatan şehitlerin kanı ile kazanıldı! Unutmaya kalkışmayın, çünkü unutturmayacağız!!!!

17 Haziran 2008 Salı

CHP, MAÇIN İPTALİ İÇİN YARGIYA GİDİYOR!



Dün elektronik postama bu başlıkla bir mesaj geldi. Tam da sonucun keyfini yaşarken... Anlaşılan yine hata yapmıştık. Kim bilir, belki maç devam ederken oyunun kurallarını değiştirmişler, ama bizim çocukların haberleri olmamıştı.

Arda ve Nihat'ın gollerini amuda kalkarak atmaları gerekiyordu belki? Hemen yaptığımız hatalar dizildi gözümün önüne. Evet, evet dün gece fazla sevinmiştik maçı aldığımızı sanarak. Keşke sevincimizi bu kadar göstermeseydik, içimize atsaydık. Sevincimizle, sevinemeyenler üzerine bu kadar baskı kurmasaydık. Bu futbol mucizesine sevinemeyenlerin olduğunu da düşünebilseydik. En azından köydeki çobanların sevinmesini önleyebilirdik. Sevinenler arasında 'göbeğini kaşıyan' üç-beş kendini bilmezi televizyon ekranlarından saklayabilirdik. Daha ağırbaşlı olabilirdik. Hatta maçı almamız da gerekmiyordu. Niye bizim futbolcularımız öyle, 'bu maçı alcez' diye tutturmuşlardı ki? Fehmi Koru'yu neden yine haklı çıkarmışlardı? Allah korusun, ya Başbakan da maçta olsaydı? İyi ki de Anayasa Mahkemesi önceki hafta iptal kararını vermişti de Başbakan Ankara'dan çıkamamıştı. Başbakan'ın tribünlerde olması kesin 'ağırlaştırıcı' bir sebep olurdu. Derken, Orhan Pamuk'un Milli Takım'ı desteklediği açıklaması geldi aklıma. Eyvah! Bu durumda Yüksek Mahkeme maçı kazanmamızı uluslararası bir komplonun parçası olarak görebilirdi. Maç sonunda Kazım Kazım'ın atv röportajını İngilizce yapmış olması, bu kuşkuyu doğrulayacak bir delildi. Neyse ki Aurelio ile konuşmamışlardı...

Bütün bu düşüncelerle cedelleşirken gelen mesajı okumaya başladım;
"CHP, Anayasa Mahkemesi'ne giderek maçın iptalini talep etmeye karar verdi. CHP, maçın normal şartlarda kaybedilmesi gerektiğini, ancak muhtemelen doğa üstü güçlerin devreye sokularak maçın kazanıldığı intibasının edinildiğini iddia ediyor. CHP'nin başvurusunda Ertuğrul Sağlam'ın eşinden sonra Emre Aşık ve Servet Çetin'in annelerinin de başörtülü olması ve dahası bundan çekinmeden bir reklam filminde oynamaları etkili oldu. Bazı futbolcuların sahaya girerken dudaklarının oynamasından dua etmiş olabileceklerini de dikkate alan CHP yetkilileri, parmakları ve gözleri ile gökyüzünü işaret eden bazı futbolcuların da varlığını iddianameye koymak için bazı gazetelerden resimler toplamaya başladı. CHP, bu galibiyetin aslında yok hükmünde sayılmasını çünkü sanal olduğunu, tıpkı % 47 oyu kimin verdiğinin belli olmaması gibi, bu maçın da nasıl kazanıldığının tek gerçeklik olan pozitivist bilim çerçevesinde açıklanamadığını iddialarına ekleyecek. CHP'nin düşünceokumabilimci yetkilileri, bütün bunların AKP'nin ülkenin şeriat devletine dönüştürülmesi konusundaki düşünceleri ve çabalarının gerçekleşmesinin bir aşaması olarak kullanılabileceğine, bunun da açıkça Anayasa'mızın 2. maddesinde sayılan laiklik ilkesine aykırı olduğuna dikkat çektiler. CHP, konunun doğrudan laiklik ile ilişkilendirilemeyeceği konusundaki iddiaları ise Anayasa Mahkemesi kararlarını örnek göstererek reddetti. Ülkede başıboş bir sevinç fırtınasının ve özgüven artışının laikliğin altının oyulması planlarına zemin hazırlayacağı konusunda endişeleri olan CHP, devlet kontrolü dışındaki gelişmelerin de kontrol altına alınması gerekliliğini, bu bağlamda uluslararası spor organizasyonlarına katılımın da yeniden düzenlenmesi gerektiğini vurguladı. CHP'nin UEFA için de kapatma davası açılıp açılamayacağı konusunu incelediği, hem iptal davası hem de UEFA için kapatma davası açılması konusunda Parti Genel Sekreteri Önder Sav'a tam yetki ve sadece "no" yazılı bir cep telefonu verildiği de açıklamada yer aldı".

Galiba yine 'Viyana'dan döneceğiz. Gel de panik olma! Nasıl önlenebilir ki bu girişim? Eğer iptal davası açılırsa bu iş biter. Tek yol CHP'nin başvurusunu durdurmak. Önder Sav'ın telefonunu 'yes' tuşu da olan bir başka telefonla değiştirmek çare olabilir mi?
İHSAN DAĞI
Sabah ılık çayımı yudumlarken aldım elime gazetemi ve açtım köşe yazılarını. Gözüme müthiş bir başlık çarptı. İhsan Dağı'nın bu yazısının başlığı idi o başlık. Bu harika yazıyı siz takipçilerimle de paylaşmak istedim.
İhsan Dağı'nın bu harika yazısına bende buradan bir yorum yapayım. Başlığı okuduğumda müthiş bir yazı olduğunu anlamıştım valla ne yalan söyliyeyim. İroni harikası bir yazı olmuş. Türkiye öyle bir hale geldiki eminim böyle bir şey olsa kimse şaşırmaz. Şaşıramayız! Çünkü, milletçe şaşırma yönümüzü kaybetmiş bulunuyoruz. Daha doğrusu kaybettirdiler. Chp' dir ne yapsa yeridir demekten kendimi alamıyorum. Gün geçmiyor ki bir acayiplik yaşanmasın. Ne de olsa burası Türkiye! Teşekkürler İhsan Dağı ...

12 Haziran 2008 Perşembe

BİR ALİEN VE BEN MUHABBET EDERKEN...

Günlerden bir gün... Hava biraz bulutlu, yine yağmur yağıyor. Ama benim gibi tipler yağmurlu havaları sever. Hele de parkta falan yürümeye bayılır. Ben ne bilim benden başka uzaylılarda böyle ortamları seviyorlarmış. Taktım çantamı koluma, çıktım parkın yoluna. Ben bir subay beklerken, uzaylıda girdi koluma:)) Tamam ciddiyet modu için 1e basın.Dıtttt. Nerde kalmıştık?


Yürüdüm yürüdüm, geldim parka. Hemen boş bulduğum bi banka oturdum. Etraf yemyeşil. Ağaçlar, çimenler, banklar... Bir dördüncü yeşil daha varmış o da Alien. Banka oturdum ama o kadar yeşil arasında ben nasıl ayırt edim elin Alienını. Meğer yanımda bacak bacak üstüne atmış, Murattı siğara içen, gömleğinin arasından kıvırcık kılları fırtlamış olan şahıs Alienmiş. Tırsmadım canımmm, alışkınım ben. Ne alaka sende mi uzayda yaşıyosun dediğini duyar gibiyim. Yok uzayda yaşamıyorum da bende uzaylıyım ondan.( %47 olaraktan yani) Ama varya çok açık sözlüyüm ya, tutamadım kendimi. Döndüm Alien'a. '' Alien kardeş, Alien kardeş olmuş mu bu yeşilin üzerine beyaz çorap'' dedim. Alien dönüp bana ne desin '' Kardeşim sizin burda Selamün Aleyküm denmez mi ilk önce?''. Ben şimdi şoka girmiştim. Ulan nasıl anlatcaz şimdi olayı elin uzaylısına. Başladım durumu anlatmaya. Baktım olacak gibi değil direk konuya girdim. '' Kardeşşşş biz öyle ulu orta her yerde böyle ifadeler kullanamıyoruz:'' dedim.

Alien:
''Nasıl ifadeler?'' dedi. Haklı adam ne bilsin!

Ben:

''Yaw Selamün Aleyküm falan yasak yasak bizim burda'' dedim. Her yer kamusal alan oldu her yer. Dini şeyler içeren ifadeleride kullanamıyoruz artık.'' dedim. Allien şok tabi! Alien bana ben bir uzaylıymışım gibi bakıyordu.Neyse baktım etrafta yarğıç falan yok ( her yerdeler ansını satim hamam böceği gibi çoğalıyolar bu ara) yavaşça sokuldum Alienın yanına, ulan acayip ter kokuyodu. Anladık uzun yoldan geliyoda bi deodorant sıkar insan be yawrum.Neyse Aliendir ter kokar dedim ve ürkek ve kısık bi tonla '' Selamün Aleyküm '' diye fısıldadım.

Alien:
'' Ve aleykümesselammmm kardeş'' dedi.

Lan adama bak biz müslüman ülkede bu kadar rahat konuşamıyoruz elin Alieni ne bak. Ohhh. Kafama takıldı birşeyler. Acaba bunların orda hanği din vardır?

Ben:

''Elyınnn, sizin orda neye inanırlar?''

Elyın:

'' La uşagum neye olacak Allaha'a inanurlar.''

Anammm, elyın melez çıktı.Ya da hatlar karıştı. Neyse dur onuda sonra sorarız artık.

Ben:

'' Herkes Allah'a inanıyo, ama icraata gelince bizim burlarada kimse müslüman takılmıyo.''

Elyın:

'' Elhamdulillah Müslümanız biz gezegencek.''

Ben:

''Ne işin var ha burda, bizim buralarda Müslümanlara pek hoş bakılmaz. Gerici, yobaz, çağdışı... derler bize.''

Elyın:

'' Bende bu yüzden burdayım.Duydum ki sizin ülkede meclisten öte, halktan öte bi yer varmış.Çok şaşurdum.( yine hatlar karıştı elyında, laz oldu) Dedimki ''yok inanamam gidip kendi gözlerümlen görecegum.'' Anamlar çok kızdı. ''Ne olur ne olmaz, orası pek tekin bir yer değilmiş'' dediler. Ben daha fazla dayanamayıp kaçtum.

Ben:

Hanğisinden bahsediyosun cnım kardeşim? Bizde o dediğinden çok.

Lan benim böyle dememe kalmadı bu Elyın açtı çantasını, çıkardı içinden bir başörtüsü, taktı kafasına.Elyın ya bilmiyo öyle cinsiyet falan neyse bende pek buna takılmadım çünkü birazdan sille tokat dayak yeme ihtimalimiz vardı.Hemem tuttum bunu.

Ben:

Napıyosun, kardeşim! Kafayı mı yedin şimdi öldürtceksin bizi.Takıyosun şu BEZ PARÇASINI kafana.

Elyın şokta.Elyın:

Ne bez parçasımı annem bana bunun türban olduğunu söyledi neden öyle diyosun.

Ben:

Lan yawrum salakmısın, sana dini terimler içeren sözler etme diyoruz burda sabahtan beri. Kıt misun? Dini terim içeren sözler kullanamıyosak onu nasıl takalım heee zekasuz. Ne işi var la o şeyin sende, Allah'ın gezegeninde nerden buldun onu?

Elyın:

Hee, Türkiye 'de satışlar durduruldu diye Türkiye'den bizim gezegene acil yardım paketlerinin içinde göndermişler.

Ben:

Vayyy şerefsizler varr, bunuda mı yapıcaktınız lan.

Elyın:

Noldu abla? Abla ne zaman görcem ben şu annemin babamla konuştuğu o yeri ya?

Ben:

Sus lan bak yine sinirim bozuldu. Oğlum sen nereyi görmek istiyosun?

Elyın:

Ya şimdi adını tam hatılayamadım. Ama analı manalı bi kelimeydi yaaa. Hee içinde ana varsa o şeydir. ANAYASA MAHKEMESİ.

Elyın:

Hee evet abla orası, gözünü sevim abla götür beni oraya abla.

Ben:

Ulan oğlum salakmısın lan sen, onlar düğün yapıyolar kaçgündür. Buğün 39. günü yarın son gün çok sinirlilerdir. Hayatta girmem ben oraya.

Elyın:

Abla benim özel güçlerim var ya. Işın silahını aldım evden.Annem görse terliği kafaya yerim ama neyse.Bak şimdi ışın silahında azcık akıttın mı ağzımıza görünmez oluyoruz. Ayrıca acil durumlarda ışınlanabiliyoruzda.

Ben:

Anaaa ne güzelmiş lan, hee tamam o zaman ama bak bi yamuk olursa elyın melyın dinlemem sümsüğü yersin.

Elyın:

Bizde yamuk olmaz abi.

Ben:

Bizde oluyo ne etcen. Allah Allah!!

Aldım elyını yanıma koyulduk anayasa mahkemesinin yoluna.Elyınla ışınlı tabancadan sıktık kendimize.Lan hakikaten görünmez olmuştuk.Hemen girdik içeriye. Bangır bangır İsmail YK çalıyordu içeride.Ama sözlerde bir yamukluk vardı.

Bas gaza mahkeme bas gaza,
Kim tutar seni bas gaza
Yolar senin hiç durma,
Hadi uçur Türkiye'yi...

Ulan varya nasıl uyuz oldum. Neyse elyın şokta yine. Anlamıyo ki bunlar niye oynuyo.Başladım olayı anlatmaya.

'' Bak canım elyınım, bunlar bu ülkenin anayasa mahkemesindeki yargıçlardan 7si.Geçenlerde çok önemli bir kararı iptal ettiler. Başları örtülü olduğu için bu ülkede bazı kadınların eğitim ve çalışma hakları elllerinden alınıyor.Bu yüzden de iktidar bir düzenleme yapmıştı.En azından okuma haklarını geri alsınlar diye. Fakat bu durumdan rahatsız olanlar vardı.Muhalefette bunların başında geliyor. Hemen anayasa mahkemesine başvurdu. Olayın iptalini istemek için.Anayasa mahkemeside geçen gün bu kararı iptal etti. Üstelik sadece şekil açısından inceleyebilecekken, sadece bununla kalmadılar ve içeriğede müdahale ettiler.Anlıcan haklarını aşmışlardı. Çünkü anayasa mahkemesinin böyle bir hakkı yoktu.

Elyın:

Bu insanlar kendilerine ne diyorlar?

Ben:

Atatrükçü, laik, cumhuriyetçi insanlar bunlar. Ama Atatürk'ün ''Eğemenlik kayıtsız şartsız milletindir.'' sözünü bilmiyorlar ve anayasada yazanlardan da haberleri yok.411 e karşı 7 kişi bunlar işte...

Elyın:

Tamam tamam abla ben anladım herşeyi.

Ben:

Hadi lan , bi anda zekan mı açıldı.

Elyın:

Biz sizden zekiyiz ama çaktırmıyoruz. Ben buraya gelmeden önce buranın bütün kurallarını biliyordum.Bu kurallardan biride bu ülkede zeki insanlar pek sevilmezmiş. Ben de bu yüzden salak gibi davrandım.

Ben:

Ulan elyın varya ne adamsın ya. Ters köşe yaptın beni olum. Aferim zaten bende anlamıştım senin zeki olduğunu. Ama bizim burlarda bi kural daha vardır onu öğretmemişler sana. Zeki biri görünce salak muamelesi yapmak lazım ona.

Elyın:

Neyse elyın artık gitsek iyi olur dedi. Bende '' de hayde gidek artık o zaman'' dedim. Ulan benim böyle dememe kalmadı bu elyından bi '' fiwww'' diye bi ses geldi.

Anammm bide ne görimmm.Işın tabancasından ışınlar fırlıyo etrafa. Herkes yer de 7de 7!! Iskalamadan hemde.

Ben:

Ne yaptınnn, uşuğummm. Eldurdun adamlaruuu.

Elyın:

Ula uşuğum bu ışın tabancasını bütün özelleklerini bilmeyrum die demedim mi ben sana. Ne etsekki şimdi?

Ben:

Kaç ula kaç, ışunla ula ışunla...

Yolun sonuna gelmiştik.Elyının uzay gemisi gelmişti ve ülkesine dönecekti artık.Alışmıştım da uşuğa ya.

Ben:

Uşuğum alışmıştım ben sana ya. Gerçi gider ayak yaptın yapacağını ama.Ula doğru söyle bileymiydun o ışın tabancasını bütün özelliklerini?

Elyın:

Zekasuz musun uşuğum ya. Ben sana demedim mi. Ben bu ülkenin kurallarını bileyrum. Bildiğini belli etmiceksin die. Anamay misun? Bilebilirum da, bilmeyebilirum da?, furabilirum da, furmayabilirum da?

Ben:

Ula uşuğum tamam işte bende senin gibi zeki birine salak muamalesi yapacaktum unuttun mu?

Elyın:

Hadi uşuğum çok öpeyrum seni.Ben çelenk gönderirim size bizim oralardan.

Ben:

Tamamdır uşuğum. Polat Alemdar abimize selam söyle. Adam ordan bire işleri hallediyo.Hayde Allah'a emanet ol !!

Elyın:

Aleykümselam kardeş, iletirim Polat Abiye selamlarını.Polat abi el attı bizim oralarada, ne derin devlet kaldı ne mafya!

BİR GÜN SONRA

Alienler çelenk gönderirler ve üzerinde şu mısralar vardır.

Gelişen bu olaylardan dolayı büyük bir üzüntü içerisindeyiz, fakat bizim buralara Polat Alemdar el attı. Gelirkende yanında sizin oralarda işlerin nasıl işlediğine dair bir kitap getirmiş. Arada kafası karışıyo uşuğun. Bu yüzden de geçen gün bizim Alienlardan biri tarafından gerçekleştirilen talihsiz olay karşısında vefat eden yargısız infazcılar olan mahkemenin darbeci yarğıçlarından özür dileyerek, CHP lideri Deniz Baykal'ın örnek konuşmasını copy paste yaparak size gönderiyoruz.

'' Böyle olmasını hiç istemezdik. Keşke durum mahkemeye kadar intikal etmeseydi. Fakat velevki ile başlayan cümleler ülkeyi bu duruma getirdi. Sonuçtan memnunuz''

Sevgilerle Alien Families...